İktidar hırsı kör ederse düşmanla kol kola girilir

Abone Ol

Suriye de 4 yıldır yaşananlar ile Irak taki gelişmeler

karşısında üzüntü duymayan, yüreği sızlamayan bir Müslüman ın olacağını

düşünmek bile istemiyorum. Çünkü sadece Suriye ve Irak ta değil, tüm İslam

dünyasında yaşananlar karşısında birlik olamamak sebebiyle sömürgeci güçlere

meydanı boş bırakmış olmanın vebali her geçen gün ağırlaşıyor.

Yüzyıllar boyu dünyanın çeşitli köşelerinde çatışmalar

olmuş, insanlar hayatını kaybetmiştir. Her çatışma yeni anlaşmazlıkları gündeme

getirmiş, olan düşmanlıkları daha da koyulaştırmış, sürekli çatışma sebebi

olarak gündemde kalmıştır. Çatışmalar sadece farklı din ve kültür mensuplarının

karşı karşıya gelmesi şeklinde olmamış, Müslümanların ve Hıristiyanların da

kendi aralarında çatışmaları gündeme gelmiştir. Söz gelimi Avrupa da hemen

hepsi aynı dinin ve kültürün mensubu ülkeler karşı karşıya gelmiş, birbirini

takip eden iki dünya savaşında milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Ancak,

1945 yılında sona eren İkinci Dünya Savaşı nın üzerinden 14 yıl geçmişken

birbirlerini yok etmek için savaşan ülkeler aralarında geçmişin acı

hatıralarını bir kenara iterek birliktelikler oluşturmuşlardır. Bugün Avrupa

Birliği olarak nitelendirdiğimiz oluşumun temelleri İkinci Dünya Savaşı nın

ardından atılmıştır. Yani, Avrupa ülkeleri yıllarca savaşmış, şehirler yerle

bir edilmiş, milyonlarca insan hayatını kaybetmiş olmasına rağmen

serinkanlılıkla bir araya gelerek birlik oluşturmayı becerebilmişlerdir.

Meseleye bu pencereden bakıldığında İslam ülkeleri niçin benzer bir birlik

oluşturamaz, emperyalist Batı karşısında güçlü hale gelmez/gelemez, diye

düşünmek gerekmez mi Çünkü İslam ülkelerinin kendi zenginliklerine

kendilerinin sahip olabilmesinin, sömürgeci güçler karşısında bir cephe

oluşturabilmesinin başka yolu yoktur.

İslam dünyası kendi arasında kardeşliği ve adaleti esas

alan birlik oluşturabilse Suriye de 4 yıldır kan akar mıydı Afganistan ve

Pakistan sürekli olarak çatışma ortamında yaşamaya mahkûm olur muydu Kısacası,

sömürgeci güçlerin İslam dünyasında istedikleri gibi at koşturmalarının,

Müslümanların birbirlerini öldürmelerinin zemini oluşur muydu

Olaya sadece Irak penceresinden baktığımızda bile İslam

dünyasının dağınıklığının ve iktidar sahiplerinin konumlarını koruma hırsının

nelere sebep olduğunu görmek mümkün. Dünya ile biraz olsun ilgilenen herkes

hatırlayacaktır ki, Saddam ı Kuveyt i işgale teşvik eden ABD idi ve sonunda

Kuveyt i Saddam işgalinden kurtarmak adına gelip yerleşen ve petrol

gelirlerinin önemli bir bölümüne Kuveyt i Saddam dan kurtarma(!) bedeli olarak

el koyan da ABD idi. Yine, elinde nükleer ve kimyasal silah bulunduğu iddiası

ile Irak ı işgal eden, Saddam ı asan da ABD değil miydi Bununla da yetinmeyip

işgal ile birlikte Irak taki tüm dengeleri bozan, Irak ın en az üçe

bölünmesinin temellerini atan da ABD idi. IŞİD hareketi aslında yıllar önce

verilmiş Irak ı bölme kararının hayata geçirilmesi hareketiydi. IŞİD bunu ABD

ile el ele yapmış olmayabilir, hatta ABD nin Irak ı işgali ve Saddam ile çevresini

idam etmesinin hesabını sormak amacıyla da başlatmış olabilir. Niyetten çok

sonuç önem taşıyor gelinen noktada. Şu anda Maliki nin ABD den IŞİD e karşı

yardım istediği, ABD nin de IŞİD i vurma sinyali verdiği haberleri ortada

dolaşıyor. ABD gerçekten Irak ı vurur mu bilinmez ama Maliki nin ABD den destek

istemesi, ABD nin de Maliki nin istifa etmesi şartıyla yardım edebileceği

haberleri idam mahkûmunun cellâdının insafını beklemesi gibi bir şey değil mi

Demek istediğim o ki, artık İslam dünyası kendi

aralarındaki birtakım farklılıklara takılıp, düşmanlıkları körüklemek yerine

aralarında birlik oluşturarak cellâtlarının insafını ummak gafletinden uyanmak

durumundadır. Aksi halde daha çok birbirimizle mücadele eder, birbirimizin

kanını dökeriz.