Aralık ayı engelliler için, 3 Aralık Engelliler Günü de içinde olması hasebiyle faaliyet yoğunluğunun üst düzeyde olduğu bir ay oluyor genelde. İçinde bulunduğumuz bu ay içerisinde Türkiye Körler Federasyonu’nun olağan kongresinin yanı sıra 24 Aralık Pazartesi günü Engelli Kamu Personeli atamalarının yapılması, bu atama törenine ilgili bakanların ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın katılması yine bir seçim arefesinde aşina olduğumuz ve artık garipsemediğimiz şovlara sahne oldu.
İktidar sanki engellilere Kaf Dağı’ndan kar bağışladı. Altmış bini aşkın müracaattan iki bin beş yüz dört talihli engelli kamuya yerleştirilecek. İktidarın pireyi deve yapma mahareti ve nabza göre şerbet vermesi her seçim öncesi vatandaşın her kesimine çocuk kandırmaca, yalancı meme verme ustalığı; ihtiyaçlı ve biçare kalmış vatandaşların gazını alma tartışmasız iktidarın en başarılı olduğu alanlardır. Engelli atamaları esnasında da bunu yaşadık, bunu gördük.
Şimdi diyen olur ki: “Takdir edilmesi gerekmez mi?” Ederiz, etmesine de yalnız biz diyoruz ki: “Şu partizanlık ve siyasi hesapları engelliler üzerinden yapılmasa. Bu atamalar sade bir şekilde, masrafsız, israfsız olsa olmaz mı? İlle de bu kadar engelliyi bu mevsimde uzak illerden toplayıp, getirip, bilgisayardan ismi çıkmayanları da içeri almayarak mağdur etmenin ne âlemi vardı?
Şu anlaşılıyor ki, seçim öncesi vatandaşa anlatacakları müspet bir argüman yok. Hâlbuki toplumun kahır ekseriyetini yakından ilgilendiren yoksulluk, açlık ve asgari ücret meselesi halledilmemişken gösterişe ve şova yönelik bu basit icraatlara ne gerek var? Durum böyleyken bir de engelliler tarafına bakalım. Hani dedik ya, Körler Federasyonu Olağan Kongresi yapıldı. Federasyona bağlı yedi dernek genel merkezinden üç dernek boykot ederek genel kurula katılmadı. Diğer dört dernek ile genel kurul yapıldı. Demek ki, aynı federasyona mensup dernekler kendi aralarında anlaşamıyor. Peki, görme engelliler kendi aralarında böyle bölünüp ayrışırsa, iktidar ve siyasiler üzerinde nasıl etkin olacak? Ne derece dikkate alınacaklar? Bize göre bunlar da yanlış yapıyor.
Yerel Seçimler yaklaşırken olabildiğince çok sayıda engelliyi belediyelere ve il genel meclislerine koymak varken bu bölünmüşlükle nereye varacaksınız? Ne derece etkili olabilirsiniz? Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Güç, kudret, kuvvet birlikten doğar. Siz kendi aranızda vahdeti sağlayamazsanız kimse de size hazır yemek sunmaz. O zaman çare birlik, beraberlik ve vahdettedir. Bilinmelidir ki, mutlaka her sıkıntının bir çaresi vardır. O da ancak ne yaptığını bilen, şuurlu bir toplum ile olur. Bunun sonucu da sandıkta tezahür eder. Saadet’in koyduğu reçete bugünkü bahsettiğimiz hastalıkların yegâne ilacıdır. İlaç bizden, şifa Allah’tan.
Bu arada ülkemizin yoğun dış politika gündemine değinmeden geçmek olmaz tabi ki. Daha bir kaç ay önce, “Onların dolarları varsa, bizim de Allah’ımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’ı 2019 yılı içerisinde Türkiye’ye davet etti. Ve medyada bu olay “dış politikada tarih yazdık” şeklinde aktarıldı. Öyleyse biz de diyoruz ki: “Eğer bu olay bir destansa, o zaman herkes bir şiir yazabilir.”
“Ayıdan post, düşmandan dost olmaz” sözlerimle siz değerli okurlarımızı Allah’a emanet ediyoruz. Vesselam...