İktidar dedi ki; “Hacı abi sen haksızsın gençler haklı”

Abone Ol

Türkiye’nin İsrail’e gönderdiği gemileri protesto eden gençler, vicdanları sızlatacak bir şekilde ters kelepçelerle ite kaka gözaltına alınınca aynı safta yan yana namaz kıldığımız insanlardan inanılmaz derecede yorumlar geldi.

Hatta iftiralar da diyebiliriz.

Siyasi aidiyetleri vicdanlarının önüne geçen ve hatta inançlarını baskılayan arkadaşlar olmadık tezviratlar yaptılar.

Ama Allah’ın işine bakın ki, aradan saatler geçmeden iktidar dedi ki; “Hacı abi sen haksızsın gençler haklı. Gençlerin dediği gibi biz İsrail’e aylardır gemiler gönderiyoruz. Utandık ya da vicdanımız sızladı. Artık bazı ürünleri göndermeyeceğiz.”

Yani son yılların en büyük tekzibi yayınlandı.

Kimseden de bir özür, bir tövbe görmedik.

Utandılarsa da bilmiyoruz.

Madem öyle, siz bir eylem yapsaydınız!

 Tamam, sizin dediğiniz gibi olsun.

Taksim’de düzenlenen eylem, iktidarı bilmem falanca şekilde yıkmak için tertip edilmiş dış kaynaklı kalkışmanın ilk adımı olsun.

Hatta Gezi Parkı’na yakın bir yerde düzenlendiği için de ikinci Gezi Kalkışmasının denemesi olsun.

Hatta 6/7 Ekim PKK’nın terörist kalkışmasına çok benzesin.

Ve hatta başörtülü kızlar özellikle seçilerek çok haince bir tertip içerisine girilmiş olsun.

Bir başında MOSSAD, diğer başında CIA olsun.

Birkaç solcu genç de KGB’nin maşası olsun.

DHKPC de örgütsel destek sağladı diyelim.

Bu kadar terör örgütünün cirit attığı ortamda tabi ki FETÖ eksik olmaz.

FETÖ de akıl hocaları olsun.

Velhasıl bu eylemi topyekûn reddedelim.

Bu durumda siz bir eylem tertip etseydiniz.

Hatta Atatürk Havaalanı’nda da yapabilirdiniz.

Her zaman yaptığınız gibi.

Biz de tüm imkanlarımızla destek verirdik.

Ya da bugüne kadar okkalı bir tepki verdiyseniz, ki biz şahit olmadık onu da hatırlatın sizi de tebrik edelim.

“Ama”sız, “Fakat”sız ağzınız dolusu Gazze’nin yanında olduğunuzu haykırın.

İsrail’e ve yanında duranlara kahreyleyin.

O yana bu yana yalpa yapmayın ama.

Bu kez de siz önden gidin biz peşinizden gelelim.

Unutmayın, 28 Şubatçıların da kendilerine göre geçerli sebepleri vardı!

 Çok büyük katliam yapanları gördük ama kendi açılarından sebepsiz yere elini kana bulayanı hiç görmedik.

Kazalar hariç.

Düşünün “dünya savaşları çıkıyor” iki taraf da kendi zaviyesinden haklı gerekçelere sığınıyor.

Aksi durum mümkün mü?

Birilerini öldürüp, kendiniz de ölümü göze alacaksınız.

Her iki tarafın da kendince çok haklı nedenleri olmuştur her daim.

Dünyanın en kanlı terör örgütleri de belli ideolojiler ve belli gerekçelerden güç alır.

Varmak istediğimiz nokta şurası; 28 Şubat’ta evlatlarımıza zulüm yapan zalimlerin de arkasına sığındıkları bir ideolojileri vardı.

Ama yaptıkları apaçık zulümdü.

Sizin de Taksim’de yaptığınız ideolojinizi kutsamaktan başka bir şey değildi.

Ama sizin yaptığınızın 28 Şubatçılardan bir fazlası var.

Tüm Türkiye’nin gözlerinin içine bakarak işi başörtülü kızlara ters kelepçe takmaya kadar vardırdınız.

Tüm bunları yaparken de ideolojinizin arkasına gizlendiniz.

Suç işlediğiniz gerçeğini asla değiştiremezsiniz.

Bahçeli ne yapmak istemektedir!

 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in olağan üstü kongrede aday olmayacağını açıklamasının ardından Devlet Bahçeli’den oldukça ilginç bir değerlendirme geldi.

Akşener’e çağrı yapan Bahçeli, kesinlikle partisini bırakmaması gerektiğini aksi durumda partinin dağılacağını söyleyerek yıllardır adeta kanlı bıçaklı oldukları Akşener’e aile büyüğü edasıyla akıl veriyordu.

Normalde İYİ Parti dağılırsa Bahçeli’nin partisi de en büyük pastayı alır.

Bu durumda da Devlet Bahçeli’nin ve partisinin elini ovuşturarak beklemesi gerekir.

Ama partisini bölen partiye dağılmama çağrısını yapmak ya çok büyük bir olgunluğun gereği ya da bilmediğimiz başka bir aklın ürünü.