İktidar çatışması

Abone Ol

Ah şu iktidar! Bir kez ele geçirilmeye görsün. Onu korumak için yapılmayacak şey yoktur. Ahlak, insan ile hayvanı birbirinden ayırmaya yarayan bir kriterken; siyaset ikisini de birleştirir. Ahlak bir kenara atılıverir. Artık hırslar, kıskançlıklar, mücadelelerden başka her şey yalandır. Sıfır toplamlı bir oyun çıkar ortaya. Herkes herkesin düşmanıdır artık ve biri diğerini alt etmeden gönlü rahata asla kavuşamaz.

İşte bugünlerde Türkiye de de böylesine bir iktidar mücadelesi ile karşı karşıyayız. Türkiye de 15 milyona yakın kişi asgari ücret ile hayatına devam etmeye çalışırken, birileri ahlakilik yarışına girmiş ve kim kimden daha ahlaki kavgası yapıyorlar. Bazıları bugünkü kavgayı, hükümet ve Gülen hareketi arasındaki iktidar mücadelesi olarak okumaya çalışırken; fazla dillendirilmeyen bir diğer görüş de aslında bu mücadelenin sadece iç dengelerle değerlendirilmemesi ve ABD de güçlerini arttıran Neo-Conların Obama yönetimini hedef aldıkları bir operasyon olarak okunması gerektiğidir. Ancak mesele her nasıl okunursa okunsun, çatışma öyle bir noktaya sürükleniyor ki, ömürlerini İslam davasına adamış insanlara bu davaya sahip çıktığı varsayılan aktörlerin içerisinde bulundukları gerilimler üzerinden bir ümitsizlik aşılanmaya çalışılıyor. Verilmek istenen mesaj: İslam bitik bir projedir.

Çatışmanın Anlamı

Bir süredir yeni dönemde Batı nın Türkiye de ve bölgede İslam ın dışlandığı Batılı anlamda seküler-etik bir siyaset anlayışını empoze etmeye çalıştığını yazıyoruz. Bu bağlamda hükümet ve cemaat arası gerilen ilişkiler ile ellerine önemli bir koz geçirmiş oldular. Özellikle tutuklamalar sonrası kaleme alınan yorumlarda mesele, Erdoğan ve Gülen arası halifelik yarışından iki tarafın da dünyada farklı bir İslam tahayyül ettiğine kadar birçok iddiaya malzeme oldu. Ama gizliden gizliye değişmeyen bir tek şey var. Hükümet ve cemaat arasındaki gerilim, Batı da daha çok kendilerinin yaşadığı Reform süreci ile ilişkilendiriliyor. Yani bir tarafta dinde yeniliği isteyen yenilikçi kanat ve diğer tarafta bu değişime karşı duran statükocu kanat. Daha şimdiden Atatürk ü reformun babası kabul edilen Luther e benzeterek, onun yaptığı seküler devrimler karşısında Erdoğan ın gerici tavrı özenle vurgulanıyor. Yani söylemler giderek Mısır da ortaya çıkan eylemlerle örtüşüyor. Yakında Erdoğan ın gittikçe Putinleştiği önemli isimlerin ağzından duyulursa şaşırmamak gerekir.

Cemaatin geleceği

Erdoğan ın yerel seçimler öncesi gittiği illerde yaptığı konuşmalardan ve onun için atılan sloganlardan da anlaşılacağı üzere, yeni dönemde hükümet kendilerinin yalnız bırakılmaya çalışıldığının farkında. Savunduğu değerlerin Arap Baharı sonrası dönemde bölgede işlerliğini yitirmesi de bu yönde okumaları güçlendirmekte. Ancak hükümetin geçen iktidar yıllarının ardından bir anda silinemeyeceği de bir gerçektir. Burada asıl ilginç olan mesele ise Ilımlı İslam projesi ortadan kaldırılırken, hükümetle birlikte projenin önemli bir parçası olan cemaati nasıl bir geleceğin beklediğidir. Bazıları ABD destekli cemaatin tasfiye edildiği bir sürecin yaşandığını ısrarla vurguluyor. Ancak hükümet ile tersleşen bir ABD nin cemaati yalnız bırakma ihtimalinin düşüklüğü pek tartışılmıyor. Dini siyasal alandan uzaklaştırarak mümkün olduğunca dünyevileştirmek ve bireyselleştirmek isteyen Batı için, Cemaat iyi bir seçenek olarak görünüyor.

Yeniden Medeniyetler Arası Diyalog

Türkiye de bu gelişmeler yaşanmaktayken, yanı başımızda İran da da gayet ilginç gelişmeler yaşanıyor. ABD bir süredir bölgede Türkiye nin yerine İran üzerine oynarken, (ılımlı) Ruhanili İran da Batı ya aynı şekilde yaklaşıyordu. Ruhani bugünlerde ise İran ın tüm dünyada İslam ın barışçıl yüzünü temsil etmesi gerektiğini söylüyor ve daha da önemlisi Medeniyetler arası diyalog projesine yeniden İran ın ev sahipliği yapması gerektiği dillendiriliyor. Hatırlamak gerekir ki Medeniyetler Arası Diyalog projesi ilk olarak UNESCO nun desteği ile Hatemi döneminde İran üzerinden başlatılmış; daha sonra Türkiye ye BM desteği ile Medeniyetler İttifakı adıyla teslim edilmişti. Şimdi ise değişen dengeler, galiba yeni bir değiş-tokuşu gerektiriyor. Aslına bakılırsa ılımlı İslam projesi tam olarak rafa kaldırılmıyor. Batı sadece rutin bir oyuncu değişikliğine gidiyor. Yine burada yıllarca İran ile sürtüşen Cemaatin, yeni dönemde İran ın diyalogun yeni adresi olma durumunda nasıl bir tavır takınacağı ayrı bir merak konusunu oluşturacaktır. Kim bilir Belki de Türkçe olimpiyatlarını bırakıp, Farsça olimpiyatlarını başlatırlar.