İktidar bir emanettir

Abone Ol

Bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in şu sözünü tablo haline getirip insanları yönetecek olanların her sabah göreceği yere asmak gerekiyor. İnsanı çok iyi tanıyan İzzetbegoviç, şöyle söylüyor: “İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah'ın önünde hesap verecektir.”

İnsan unutmakla ve dünya hayatına dalmakla malul olduğundan durmadan nasihat edilmelidir. Hele de belli makamlara gelince etrafındaki herkesin “Aman efendim, sepet efendim, sizden büyüğü yok efendim…” gibi sözlere muhatap kalacak olan koltuk sahipleri,  bu sözü kendilerine hatırlatacak para ile insan tutmalıdır. Hz. Ömer’in ölümü hatırlatan birisini tuttuğu gibi. Koltuk sahiplerinin etrafındaki sevenleri zamanla insanın çevresinde duvar örerler; o koltuk sahiplerinin gerçekle bağı kopar, yaptıkları her işi doğru yaptıklarını sanmaya başlarlar. Oysa çoktan yoldan çıkılmıştır.

3 Kasım 2002’den beri yaşadıklarımızı çok iyi tahlil ermek zorundayız. Çünkü 3 Kasım 2002’den beri yaşanılanlar, iktidar, iktidar ile bir şekilde ilişkili olanlar, iktidarın yaptıklarından mağdur olanlar, iktidarın mağrur ettikleri, Avrupa Birliği’ne girmek için çıkarılan uyum yasaları, küresel sermaye sahiplerine peşkeş çekilen milletimizin bir asırlık emekleri, neoliberal politikalardan vahşi kapitalizme geçerek değiştirilen ekonomik yapının sosyal yapıyı dejenere etmesi merkezinde İslam olan, inanç olan milletimizde sosyolojik değişikliğe sebep oldu. Hele de kendine dindar kesimde yaşanan değişim!

İktidar olunca var olan çarpık düzeni değiştirme iddiasıyla başladıkları yolda şimdilerde katil işgalci İsrail ile ticareti meşru görecek zihin yapısına gelmiş durumdalar. Zaten AKP’nin kurulma amaçlarından biri de, Millî Görüş’ün bin bir zahmetle inşa ettiği “hak merkezli dünya görüşüne” sahip insanları “eşi başörtülü, imam hatip mezunu” gibi görsel şekilleri taşıyan aktörlerle faizci kapitalist sisteme entegre etmekti. Geçen bir yazımızda ifade ettiğimiz gibi artık bu cenah olaylara İslam gözlüğünden değil iktidar gözlüğünden bakarak, bütün değerleri araçsallaştırarak hayatta kalmayı tercih ediyorlar.

Mesela iktidar eliyle mağrur haline getirilen kitle dünyanın sadece kendileri etrafından döndüğüne dair bir kanı içinde yaşamaya başladılar. Parayı ve makamı bulunca oturdukları fakir mahalleleri terk edip güvenlikli sitelere taşınarak millet ile bağlarını kopardılar. Kendilerinin namazları, tesettürleri, oruçları vicdanları tatmin etmeye yetti. İslam’ın işi ehline vermek gibi, faizden uzak durmak gibi, adil yönetimi esas kılmak gibi, yetimin malına el uzatmamak gibi, düşmüş/düşkünlere yardım etmek gibi (burada da fakirlere yardım eden sivil toplum kuruluşları ile üç beş kişiye yardım etmeleri vicdanlarından yükselecek sesin sesini kısmak için yeterli oldu.) İslam’ın tüm hayatı kapsayacak ilkeleri göz ardı edildi. Allah’ın emirlerini dile getirecek vaizlere kulak vereceklerine kendilerine ninniler söyleyecek hoca efendilere kulak kesildiler.

Oysa Müslüman başına ne gelirse gelsin bunun bir imtihan olarak verildiğinin şuurunda olmalıydı. İktidar gücünü eline geçince bunun bir emanet olduğunu, o makamlarda geçici olduğunu idrak etmiş olmalıydı. İktidar denilen yetkinin amacının ancak millete hizmet olduğunu, firavunlaşmamak gerektiğini bilmelidir. İktidar yetkisi ile elde edilen gücün kullanımına dair ahirette verilecek hesabın hiçbir hesaba benzemeyeceğini idrak etmiş olmalıydı.

Toplumda meydana gelen değişim sosyal çürümeye varmıştır. Ve bu sosyal çürümenin birinci sebebi iktidar gücünü eline geçiren kadronun doğru kullanmamasıdır. Milletimizi millet yapan her değerin iktidarda kalmak için araçsallaştırılması ile değersizleştirilmesidir. Milletimizin yönetmesi için verdiği yetkiyi, güç zehirlenmesi yaşayarak kibre düşmeleridir.

Bu yıkımın enkazı nasıl kaldırılacak bugünden sonra gündemimize almamız gereken konudur. Ahirette hesap verecek bir toplum yüzleşmesini en kısa zamanda gerçekleştirmek zorundadır.

Aliya’nın sözlerini siz de görünür bir yere asınız. Bu yolculukta size de çok faydası olacaktır.