Liseli yıllarımızın ilk günlerinde siyasi gelgitlerle tanıştık. Dünya bizim için siyah ve beyazdı. Doğru ve yanlış cephesi vardı. Bizden olanlar, olmayanlar… Bu taraf karşı taraf.
Siyaset arenasında da, iktidar muhalefet ilişkisi, genel anlamıyla, mahalle kavgalarını, sokak cedellerini, aşiret çekişmelerini… Çıkar savaşlarını çağrıştırdı.
İktidar yaptıkları için, kendisini ifade için, en güzel ve en zonturlu belagatli sözler seçerken… Muhalefet, iktidar için aynı düzeysizliği benimsedi.
Yıllardır, ülkemizde, iktidar muhalefet ilişkisi, rasyonel, insaflı bir zemine oturmadı.
İktidar ne yaparsa yapsın, kötü… Muhalefet ne derse desin, yalancı, iftiracı.
Bu bakış açısıyla, birbirimizi nasıl düzelteceğiz?
Milletin, ümmetin bunca problemi varken… Arakan’da Müslümanlar, sırf kimliklerinden ötürü zulme uğrayıp katlediliyorlarsa… Sağımız solumuz, sırf İslam toprağı diye kana bulanıyor, mazlumların gözyaşlarıyla sulanıyorsa… Bizim, Hacivat Karagöz oyunu oynamamızın haklı gerekçesi olabilir mi?
Doğruyu söylemek… Yanlıştan nehyetmek… Bu müslümanın ödevi zaten.
Müslüman siyaset ederken, başka bir kimliğe bürünemez. Siyaseti başka, işi başka… Ticareti başka, ev hali başka… Böylesi bir tavrı, kişiliği reddeder İslam.
Hayat bir bütündür.
İşimizde, aşımızda… Evimizde, sokağımızda… Siyasetimizde, sosyal hayatımızın her evresinde, inandıklarımızı şekillendirmek zorundayız.
Siyaset, hizmet yoludur… Siyaset, bir araçtır… İnsanların iki dünya saadetine, mutluluğuna yol açmalıdır.
Allah’ın razı olacağı bir sistem inşaa edilirken, hem bu dünyada hem ahirette insanların kurtuluşuna, cennetle müşerref olması sağlanmalıdır.
Amaç budur.
Lakin, ülkemizde, siyaset, rant kapısı, çıkar yolu, güç elde etme aracı olarak görüldüğünden, insanlara hizmet etme, onları şerefli yaşatma ameliyesi tümden unutulmuştur.
Kör dövüşü, karalama, abuk sabuk söylemler, siyaset diye bilinmiştir.
İktidarın doğrularına sahip çıkmak, onu bu yönde cesaretlendirmek muhalefetin yapması gereken bir ödevdir. İktidarın da, muhalefete kulak vermesi, onu düşman görmemesi icap eder.
Ülkemizde böylesi bir anlayış hâkim mi?
Ne mümkün…
Artık, demode, akıldışı ve İslam dışı bakış açılarından, yaklaşımlardan uzak durmak gerekiyor.
Hayrı söyleyen, kötülüğü nehyeden bir zihniyete doğru gidilmelidir.
İktidar beyaz değil, muhalef siyah değil… İktidar, ortak aklın, çok aklın bereketinden yararlanmalı, muhalefet, insanımızın daha iyi yaşaması, ülkemizin, ümmetin layık olduğu yere taşınması için, düşünce üretmeli, hayır tavsiye etmeli… Ayna tutmalı. Kırmadan dökmeden gerçekleri anlatmalıdır.
Gözü tarif ederken, gözü çıkarıp elimize alıp, millete göstermenin âlemi var mı?
Feodal iktidar muhalefet ilişkisi derhal terk edilmelidir.