ÖNCEKİ gün açıklanan bir yıllık enflasyon rakamları medyada genellikle ‘yüzde 15.39 ile 14 yılın zirvesinde’ şeklinde verildi. Haziran’da aylık tüketici fiyatları 2.61 artmış, yıllık bazda ise yüzde 15.39 ile Temmuz 2003’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkmış oldu. Yılın ilk altı ayında memur ve emeklileri ile SSK ve Bağ- Kur emeklilerine enflasyon oranları da dikkate alınarak yapılacak zam miktarı hükümet tarafından ilan edildi. Yani yılın ikinci altı ayı için yapılan zam rutin bir işlemden ibaret iken bir gazetemizde bu haber enflasyondaki 14 yılın kırılan rekoru hiç dikkate alınmadan, sanki memur emeklileri ile işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine ekstra bir zam yapılmış gibi, “İkramiye gibi zam” başlığı altında verildi. Bu başlığı görünce ister istemez insan, “Taraf olmak böyle mi oluyor?” diye düşünmeden edemiyor. Ancak, bu başlık sadece iktidar yanlısı bir gazetede olup da diğerlerinde olayın böylesine saptırılması söz konusu olmayınca taraftarlar arasında da farklılıkların olduğunu insan düşünemeden edemiyor.
İşçi ve memur emeklilerinin aldığı ücretlerde farklılıklar olduğu biliniyor. Bu bakımdan bin 600 ile bin 700 lira emekli aylığı alan bir SSK emeklisinin ücretine 155-165 lira arasında zam yapılacağı düşünüldüğünde bu zammın nasıl olup da ikramiye gibi takdim edildiğini insan anlamakta güçlük çekiyor. Bu arada ister istemez memur, memur emeklileri ve SSK, BAĞ-KUR emeklileri ile alay edildiğini akla getiriyor. Çünkü yapılan zammın ana iskeletini yaşanan enflasyon oranının oluşturduğunu bilmeyen olmadığına göre bu ikramiyede nereden çıktı diye sormadan geçmek mümkün olmuyor. Bu bakımdan yapılan zammın emekli ve memurların ücretlerindeki enflasyon ile meydana gelen erimeyi telafi edip etmediğinin tartışılması gerekiyor. Yani, en fazla enflasyonun sebep olduğu erimeyi telafi etmekten ibaret bir zam. Halbuki memur ve emeklilerin biraz rahat nefes alabilmesi için enflasyon oranının üzerinde bir iyileştirmeyi ön gören zam yapılması gerekiyor. Bu husus yıllardan beri dile getirilmesine rağmen genellikle yıllık ve 6 aylık dilimlerde zam miktarı enflasyon oranları dikkate alınarak yapılıyor.
Ülkemizde her ay çeşitli kuruluşlar tarafından açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları var. Bu rakamlara bakıldığında emeklilerin büyük bir bölümünün açlık sınırında bir ücret aldıkları, yine önemli bir kısmının yoksulluk sınırı altında kaldığı görülüyor. Yani, çalışanların önemli bir kesimi açlık ve yoksulluk sınırı altında bir gelire sahip olan insanımızın ücretine yapılan yüzde 8.65 ile yüzde 9.17 oranındaki zammın “İkramiye gibi zam” şeklinde takdim edilmesi insanın aklına “Tok açın halinden anlamaz” sözünü getiriyor. Taraftar olmakta ölçü kaçırılınca insanlar demek ki,150-200 liralık zammı rahatlıkla ikramiye gibi görebiliyor. Bir diğer ifadeyle yandaşlık insanın olaylara faklı bir gözlükle bakmasına yol açıyor.
Çalışanların ve emeklilerin insanca yaşayabilmelerine imkan verecek bir artışın gerçekleştirmesine bütçe imkanları elvermiyor olabilir. Aslında bu konunun da tartışılması gerekiyor. Bu bakımdan çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bu duruma düşmesinin ülkenin iyi yönetilememesinin sebep olduğunu söylemek durumundayız. Bu gerçeği görmezden gelerek sadece enflasyon oranında yapılan zammı büyük bir olaymış gibi takdim ettiğimiz takdirde emekli ve çalışanımızın durumunun iyileşmesi söz konusu olmaz.
Kaldı ki, senede bir iki defa adı ister ikramiye, ister iyileştirme olsun yapılacak zamlardan önce emekli ve çalışanların ücretlerinin belli bir noktaya çıkartılması gerekiyor. Ne yazık ki bu ülkeyi yönetenler alınan borçların faizlerini ödeyebilmek için yeni borç arayışları içinde olduklarından insanımızın durumunun iyileştirilmesini düşünemiyorlar. Bu bakımdan devletin öncelikli olarak iç ve dış borçtan kurtulması gerekiyor. Bunun yolu ise içeride bir üretim seferberliğinin başlatılmasından geçiyor. Daha fazla üretecek, ithalatımız azalacak öncelikli olarak dış ticaret açığımız azaltılacak, sonra mümkünse sıfırlanacak, bunun sonucu olarak cari açık azalacaktır. Cari açığın azalması içeriden ve dışarıdan borç aramayı gündemimizden çıkartacak, emekli ve çalışanların durumu iyileştirilebilecektir. Yoksa bir yandan borçlanma sürdürülürken, enflasyon oranında yapılan zamları abartmanın fazla bir anlamı yoktur.