İklim ve İkilem

Abone Ol

Sömürü dünyasının küresel baronları yeni bir atak başlattılar:

“Küresel ısınmayı ve çevre kirliliğini kontrol altına alacaklar. Dünyayı yaşanabilir bir ortama çekip, orada sürekliliği sağlayacak düzeni kuracaklar.” Bunun için gözlerine kestirdikleri ve sözlerini dinletecekleri devletleri “iklim düzenlemesi” kanunlarını kabul etmeleri için teşvik ediyor adı altında baskı altına alma çabasındalar.

Türkiye’de de bu düzeni yürütmek amacıyla kanun bile çıkmadan önce bu konu ile ilgili bakanlığı kurdular, bakanı tayin ettiler, sonra da “İklim Kanunu” teklifini TBMM’ye getirttiler.  

Şimdi bu İklim Kanunu hakkında kamuoyu ikilem içine girdi.

İktidar yöneticileri ve yandaşları; bu kanunun kabul edilip yürürlüğe girmesinin dünyaya ayak uydurmak, çevreyi ve iklimi muhafaza ederek insanlığa hizmet etmek anlamına geleceği tezini işlemekteler.

Kamuoyunun büyük bir kısmı ise bu kanun ve getireceği düzenin asıl amacının, dünyayı ve çevreyi kurtarmak ve korumak değil, küresel baronların insanlığı köleleştirerek kendi amaçlarına hizmet ettirmek olduğunu savunmaktalar. Bu düzen yerleşirse, bireylerin dijital sistemlerle kontrol altına alınacağını, beslenme alışkanlıklarının tamamen değiştirilip yapay gıdalara mecbur bırakılacaklarını, hayvansal besin kaynaklarının kurutulacağını, ineklerden beslenme devrinin kapanıp, sineklerden beslenme çağının geleceğini, böcek ve solucan kaynaklı gıda maddelerinin tükettirileceğini, tarımın ve sanayinin köreltileceğini, nüfusun küresel baronların kontrolünde olacağını, dijital para ve sanal kontrollü çiplerle ticaretin kontrol altına alınacağını, velhasıl bu sistemle dünyayı tek devlet, tek din ve hayatı da tek boyut haline getireceklerini ifade ile alarm zillerini çalmaktalar.

Hepimizi hayretler içinde bırakan durumlar da var. Mesela iktidar yetkililerinin bunlardan hiç bahsetmeden, açıklama yapmadan, kamuoyunu bilgilendirmeden bu kanunun çıkarılmasını sağlamak için kararlılık vurguları yapmaları.

İktidar yöneticileri, küresel ısınma ile mücadele edeceklerini, çevrenin korunması için adımlar atacaklarını, dijital para sistemini getireceklerini ifade etmekle yetiniyor, kamuoyunun endişelerine yönelik tek bir kelime bile söylemiyorlar. Söylemiyorlar ama onların da birtakım korkularının olduğu anlaşılıyor.

Bir benzetme yapmak istiyoruz:

Güvenlik kaygıları ile oluşturulmuş mayın tarlaları vardır. Bazı kişiler bu mayın tarlasını geçmek istedikleri zaman “mayın eşekleri” kullanırlar. Şöyle ki:

Mayın tarlasının kenarına kadar gelip orada durup getirdikleri eşekleri ileri gönderirler. Eşekler mayınlara bastıklarında telef olurlar ama bir güvenli koridor da açmış olurlar. Ya da eşekler sağ salim tarlayı geçmiş olurlar. Böylece eşek sahipleri de bu eşek izlerini takip ederek tarlayı geçmiş olurlar.

İktidar; İklim Kanunu’na benzer ve toplumun canına okuyan “İstanbul Sözleşmesi’ni” TBMM’ye kanun tasarısı olarak, yani hükümetin hazırladığı metin olarak getirip oylatmış ve onaylatmışlardı.

(Burada parantez içi bir kaydımız var. Biz kimseyi eşeğe benzetmek amacında değiliz. Bütün milletvekillerimizin saygın olduğunu kabul ediyoruz. Amacımız olayların benzerliğini vurgulamaktır.)

İktidar, bu defa “İklim Kanunu’nu” tasarı olarak TBMM’ye getirmiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kanunlaştırılması sürecinden dersler çıkarmış olmalı. Patlayacak mayınların zararını bertaraf etmek, sorumluluğu gerektiğinde TBMM’ye atmak gayesi ile, bu defa “mayın eşeği” kullanmaya karar vermiş. İklim Kanunu’nu milletvekillerinin teklifi imiş gibi getirtiyor. Bu o kadar bariz ki, teklifi getiren AKP’li sayın vekiller Emel Gözükara Durmaz, Mustafa Demir, Mustafa Arslan tekliflerinin faydaları veya sakıncaları hakkında açıklama bile yapmıyorlar. Yapamıyorlar. Onların vazifesi, mayınlar patlasa bile kanunu TBMM’den geçirerek asıl sorumluları korumak.

Çağrımız şudur:

Sayın yetkililer, sayın vekiller!

İklim Kanunu’nu, İstanbul Sözleşmesi’nde yaptığınız gibi oldubittiye getirmeyin. Kamuoyunu bilgilendirin, uzmanların açıklama yapmalarını sağlayın, STK’larda tartışılması için ortam oluşturun. Zararlı neticeleri olduğunu savunanları bilgilerinizle ikna edin, ikilemi giderin. Oluşacak sakıncaların doğuracağı vebali hemen sırtlanmayın!

Sizler öncelikle milletin vekillerisiniz, emir eri mantığı ile hareket ederek tarihe geçmeyin!

SEL GELİYOR!

Sömürü medeniyet kılığında yaşıyor,

Sarılmış “evrensel”e, “global”a, “küresel”e.

İştahları kabarmış, dağlar gibi taşıyor,

Sürüklenecek sanki bütün yerküre sele...

Ekrem Şama

...