Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığımız yazımızda, 1990 lı yıllarda hayatımıza palas pandıras giren özel televizyonların kültürel dokumuzda yaptığı tahribatı ve eğlence anlayışlarımızdaki değişiklikleri "dansöz" örneğiyle anlatmaya çalışmıştık. Kendi arzuladıkları dünya görüşünün hakim kılınması için toplumu "ahlaki kaygılardan" tamamen uzak bir eğlence anlayışına yönelten televizyon kanallarımızda, kadın vücudu fütursuzca sömürülen bir meta olarak kullanılıyor TRT döneminde yılbaşı ekranında "dansöz oynaması" konusu günlerce tartışılır, toplumun büyük bir kesimi bu geceyi böyle bir eğlence anlayışına sıkıştıran zihniyeti protesto ederdi. Özel televizyon kanalları hayatımıza girdikten sonra ise, magazin ve eğlence programlarının tamamında "dansöz" demirbaş haline getirildi Toplumun eğlence anlayışının deforme edilmesi ve zihinlerin "ahlak kaygısından uzak bir dünya" görüşüyle şekillendirilmesi, gerçekten pahalıya maloldu Konuyla alakalı yazımız sıcaklığını sürdürürken, medyamıza Adana da Çocuk Esirgeme Kurumu nda yaşanan bir skandal yansıdı Kimsesiz çocuklar için yapılan yılbaşı eğlencesinde, yaşları 5 ila 10 arasında değişen minicik çocukların önünde, zihinleri örümceklenmiş birileri utanmadan dansöz oynattı Gazetelerde ve televizyonlarda geniş yer bulan haberde, utanmadan bedenini teşhir eden dansözü izleyen minicik çocukların yüzlerine yansıyan şaşkınlık, korkunç bir trajediyi yansıtıyordu İlgi, şefkat, merhamet, sevgi bekleyen çocukları, yarıçıplak dansözle eğlendirebileceğini zanneden, zihinleri şartlanmış, kültür damarları tıkanmış, kafaları örümceklenmiş zihniyet Minicik çocukları zehirlemeye kalkışan Dernek Yetkilisi hanım diyor ki, "Biz, dansözün elbisesini çıkaracağını tahmin etmiyorduk Bir kaza oldu "

Özrü kabahatinden büyük diye herhalde buna denir "Yaptığımız iş yanlıştı Minicik çocukların önünde dansöz oynatmak fikri her yönüyle kabul edilemez Sebep olduğumuz bu manzaradan dolayı herkesten özür diliyoruz" diyeceğine, "Bir kaza oldu" sözleriyle infial uyandıran olaya kılıf bulmaya çalışıyor Çocukları eğlendirdiğini zanneden dansöz ise, "Ne yapacaktım Ben dansözüm oynarım Palyaçoluk mu yapayım" diyerek kendini savunuyor Al birini, vur ötekine

Peki, minicik zihinleri bu köhnemiş eğlence anlayışlarıyla dönüştürmeye çalışanları eleştiren medyamız, sorumlu yayıncılık örneği sergileyerek kadın vücudu sömürmeyi bırakacak mı Hiç zannetmiyoruz Medya, bir yandan çocuklara dansöz oynatılmasını eleştiriyor, ama diğer yandan ellerinden geldiğince bu eğlence anlayışını pazarlamaktan geri kalmıyor Skandal ın üzerinden bir gün bile geçmemişken, önceki gece tesadüfen ATV ekranlarında Berna Laçin, Nurgül Yeşilçay ve Kenan Işık ın başrollerinde oynadığı "Belalı Baldız" adlı diziyi izledik Dizinin bu haftaki konusu yılbaşıyla ilgiliydi Aile, yılbaşını nerde geçirecekleri konusunda ihtilafa düşüyor Arzu Parlak karakterini oynayan Nurgül Yeşilçay, aileyi Uludağ a götürmeye kalkışıyor İşler karışıyor Bir ara, anne Dilek, kardeşi Arzu Parlak ve evin küçük oğlu Timuçin arasında şöyle bir diyalog gelişiyor Arzu Parlak: "Timuçin, senin yılbaşında en çok istediğin şey nedir " Timuçin: "Dansöz"

Adana daki çocukları kadın vücuduyla zehirlemeye çalışanlara soruşturma başlatıldı, medya bu olayı her yönüyle eleştirdi Ekrandaki bir sit-com dizide, minicik bir çocuğa "Yılbaşında dansöz istiyorum" diye diyalog yazan zihniyeti ne yapacaksınız Bu medya grubunun Adana skandalını eleştirmesi ikiyüzlülük değilse nedir