Önce Beşiktaş, İskenderbey i mideye indirdi, ardından da
Fenerbahçe Molde saltanatına son verdi. Bu iki 2-0 lık galibiyet takımlarımızın
gruptan şanslarını büyük ölçüde arttırdı ama... Bu amanın ardında
Fenerbahçe nin sanki daha rahat olduğunu görüyoruz. Artık grubun yemliği
Celtic i bir zahmet yenmek gerekir. Hatta beraberlik bile yeter derim...
Beşiktaş ise Lizbon da yenilmemeli... Ya da İskenderbey kıyağı yeter...
Şimdi açalım... Beşiktaş sahaya şu rotasyon dediğimiz
şekliyle çıktı. Yani bazı ilk onbir
oyuncuları kulübede idiler. Su kaldırır mıydı Eh, artık bu maçta da rotasyon
denen uygulamayı yapmazsan hangi maçta yaparsın ki Şenol hoca gerçekten de
hoca. Neden bu söze gerek mi duydum Şundan; rotasyon yapılırken, ne maçı
olursa olsun yeter ki resmi olsun, en az oynanacak yer savunma dörtlüsüdür.
Hatta tıpkı bu Beşiktaş gibi hiç oynanmasa daha da doğrudur. Sadece Ersan
sakatlanınca zorunluluktan Tosiç girdi oyuna... Bir de ön kenar adamları Gökhan
ve Kerim yerlerini Olcay ve Quaresma ya bıraktılar. Orta alana dokunulmadı. Bu
on bir ve sonrasındaki Tosiç değişikliği hariç gerçekten de bir teknik adam
dersi niteliği taşıyordu. Sanırım, Ersan sakatlanmasıydı kenardan rotasyon
kemeri son dakikalarda Oğuzhan, Atiba veya İsmail üzerinden olurdu. Beşiktaş
rakibinin fizik gücüne ve inadına karşı çok açık ve seçik oynamadan ciddi tuttu
maçı. Savunması ile orta alanını genişletmedi, en öndekileriyle de alış verişi
ihmal etmedi. Bu maçtaki ikinci Beşiktaş golü gerçekten de derslik ve tekrar
tekrar izlenecek nitelikte idi.
Sonra felaket bir hava atmosferine girdik
Fenerbahçe yle... Yağmur, rüzgâr, soğuk ne isterseniz vardı. Üstelik saha da
suni çim idi. Neyse ki Van Persie yoktu. Çünkü o suni çimden etkileniyordu
ya... Zaten Fernandao o koşulların tam adamıydı. Eee bazen şerden hayır doğuyor
işte... Fenerbahçe yle rakibinin 40 lık oyuncu ve bebe çokluğu farkı hemen
ortaya çıktı. O koşullarda bile top Fenerbahçe nin ayağında olduğu gibi,
organizasyon da yeterli idi. Yani topu sadece tutmak değil, aynı zamanda
oynatabilmek de vardı. Savunma rahat oynadı, kenarlarından da atak bindirdi. Topal ın
yokluğunda takıma girebilen Ozan ise, böyle bir rakip karşısında da olsa,
takımın öne taşınan gücü olarak etkili oldu. Bir de gol attı. Ön kenarlardaki
Alper sanırım Molde nin beklerine ve kendisini arkadan kovalayan elemanlara ki
onlarda lig bitti, tatili zehir etti. Özetle, teknik adamını değiştirmiş,
dolayısıyla da haddini aşarak oynama hevesinde bu Norveç takımı futbol dersini
ne tuhaftır ki, gruptan çıktıktan sonra aldı. Peki, Pereira neden rotasyona
gitmedi diyebilirsiniz... Eh, bu maçın Beşiktaş maçından biraz farklılığı
vardı. Hem stratejik, hem matematik, hem de psikolojik...
Son durum mu Fenerbahçe işi bitirdi bence... Beşiktaş
yüzde 45 e karşı 55 şanslı... Galatasaray ise ezeli rakiplerine eşlik etmek
adına şimdilik yüzde 50-50...