Geçen ay Moskova yı ziyaret eden ABD Ulusal Güvenlik
Danışmanı Tom Donilon, Kremlin de bir dizi ziyaretten sonra ABD ile Rusya
arasındaki kopukluğu bir nebze giderecek önemli adımların atılmasına vesile
olmuştur. Bu ziyaretin ardından Vladimir Putin ile Barack Obama arasında Suriye
sorununa yönelik telefon trafiği yeniden yoğunlaştı.
Bu gelişmelere nihai noktayı koymak üzere Moskova ya
giden ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Dışişleri
Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya gelerek Haziran ayı içerisinde yapılması
düşünülen ikinci Suriye konferansının detayları üzerinde çalışmalar yürüttüler.
Bu görüşmelerden sonra İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da Putin ile bir
araya gelerek Suriye nin geleceği konusu masaya yatırılmaya çalışıldı.
Rusya ve ABD arasında yapılan görüşmeler sonucunda, Bosna
savaşını sona erdiren 1995 Dyton Anlaşması nın bir benzerinin Suriye iç
savaşının sona erdirilmesinde en iyi çözüm yolu olacağı konusunda fikir birliği
sağlanmış durumdadır. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu nun da Moskova ya
yaptığı ziyaret bu aşamada çok büyük anlam arz etmektedir. İsrail, Türkiye ile
yakınlaşmasından sonra Suriye sorununda daha aktif bir rol oynamaya çalıştığını
görmekteyiz.
Mondros Mütarekesi nden sonra 1920-1946 yıllarıarasında
hüküm süren Fransa egemenliğindeki Fransız Suriye ve Lübnan Mandası Başkomiseri
General Gouraud tarafından Eylül 1920 de Suriye ve Lübnan da altı otonom devlet
yönetimli bir yapı oluşturmuştu. 29 Eylül 1923 tarihinde Lâskîye ve civarındaki
Nusayriler de bağımsızlıklarını ilan etmiş, 1936 da Suriye nin kısmi
bağımsızlık kararıyla birlikte kurdukları devletin varlığını sona
erdirmişlerdir. 1939 daki yeniden ayrılışın ardından, 1944 yılında nihai olarak
Suriye topraklarına dâhil olmuşlardır.
İşte bu noktada, Suriye deki iç savaş ile kardeşi kardeşe
kırdıran anlayış, geçmişte olduğu gibi, sonunda amaçladığı hedefe doğru varmaya
çalışmaktadır. Hayati öneme haiz Suriye deki aktif rolünü bırakmak istemeyen
Rusya ise, kurulması düşünülen Nusayri Otonom Bölgesi nde varlığını aynen
devam ettirerek bölgedeki mevcudiyetini kalıcı olarak sürdürmeyi düşünmektedir.
Zaten, Suriye konusunda atılması düşünülen bütün adımların önüne set çekmeye
çalışan Rusya, iç çatışmalara göz yumarak Suriye deki tarafların bir arada
yaşama kültürünü oluşturan toplumsal barışın büyük ölçüde zedelenmesine neden
olmuştur.
Suriye de öngörülen mezhep ayrışması, İslami aidiyetin
öngördüğü ortak kimlik ve dayanışma ruhuna ters düşen ve İslam medeniyetinin
tarihsel köklerini yok etmeye yönelik bir görüş olarak ortaya konulmaya
çalışılmaktadır. Nusayriler, muhtemel yeni merkezi yönetimde azınlıkta kalarak
kendi kimlik varlıklarını sürdürmede zorlanacakları teziyle böylesi bir
yaklaşıma sıcak bakmayabilecekleri öngörülmektedir. Aslında bir kesimi
ötekileştiren bir anlayışla Suriye konusunda çözüm yoluna gitmek Suriye nin
geçmişte olduğu gibi bölünmesine neden olacağı sadece İsrail in ekmeğine yağ
sürmekten başka bir fayda getirmeyeceği aşikârdır.
Suriye nin geleceğinin belirleneceği uluslar arası
konferansta sorunların çözümü için Suriye nin birlikteliğini bozmayacak,
yönetimde azami katılımcılığı sağlayacak olan kardeşlik manifestosu
çerçevesindeki çözüm adına kalıcı politikaların ortaya konması büyük zaruriyet
arz etmektedir.
Yoksa win, win (kazan, kazan) politikası ile olaylara
bakacak olursak, Dimyat a giderken evdeki bulgurdan da olmak söz konusu
olabilir. Bu nedenle, bu coğrafyada en önemli aktörlerin başında yer alan
Türkiye nin, günübirlik ve sınırlı politikalar yerine, sınırsız kardeşlik
politikalarını ön plana çıkarması ve kardeşler arasında taraf olmayı değil,
sorunları bertaraf etmeyi sağlayacak bir anlayış ve yaklaşımla hareket
etmesinde büyük fayda söz konusu olabilir.
Bizler, ABD li General Pershing in kurşun askeri gibi,
Meksikalı Doreteo Arango (Pancho Villa) ya karşı savaşmaktan çok, barışa ve
kardeşliğe yönelik adımların içerisinde olmamızda büyük fayda vardır. Bu
bağlamda, Reyhanlı da yaşanan menfur saldırı ile bizleri birilerin bataklığa
çekmeye çalışması karşısında sağduyulu davranmak gerekir kanaatindeyiz.