İkinci kaynağımız sünnet

Abone Ol

Bir öğretim üyesi, ilahiyat fakültesinde, zamanın fitne

rüzgârlarına kapılır, basit mantık tuzağına düşer ve öğrencilerine Tek

referansımız var o da Kur an dır der.

Öğrencilerle tartışma devam ederken öğrencilerden biri

hocasından izin alarak yanına kadar varır ve Tek referansımız olan Kur an-ı

Keriminize bakabilir miyim der.

Hoca, çantasından Mushaf ını çıkarır verir.

Öğrenci ilk sayfayı açar ve Fatiha süresi ile Bakara

süresinin baş tarafını arkadaşlarına gösterir.

Sonra son sayfayı açar ve Nas süresiyle Mushaf ın bittiği

arkadaşlarına gösterir.

Hocası, şaşkın bakışlarla Ne anlatmak istiyorsun Der.

Öğrenci hocasına sorar, Sayın hocam, Kur an-ı Kerim bu

halde mi indi Diye sorar.

Hoca - Hayır, 23 yılda parça parça indi.

Öğrenci Her inen süre ve ayetleri sıraya koyan ve bu

hale getiren kim

Hoca Peygamberimiz.

Öğrenci Başka diyeceğim yok, siz, yalnız bu kitabı

kabul ederek yüzlerce Hadisi de referans olarak kabul ediyorsunuz der.

Şimdi bu makaleyi okuyan herkes, kendini dinlesin ve

Ben, Kur an-ı Kerim in Allah kelamı olduğunu ilk olarak kimden öğrendim

desin.

Yani Kur an ın Kur an olduğunu kimden öğrendiniz

Ben cevap vereyim, annenizden, babanızdan öğrendiniz.

Sonra mahalle hocasından öğrendiniz.

Okumasını değil, o iman ettiğimiz, saydığımız,

sevdiğimiz, uğruna öldüğümüz Mushaf ın Allah kelamı olduğunu çocukken anne ve

babanızdan öğrendiniz.

Yani siz, değil Sevgili Peygamberimizi, anne ve babanızı

bile referans olarak alıyor ve Kur an-ı Kerim in Kur an olduğunu onların sözüne

inanarak kabul ediyorsunuz.

Kur an-i Kerimi baştan sona kadar okuduğunuzda yüzlerce

hadise de inanmış oluyorsunuz.

Anneniz ve babanız da okuduğu Kur an-ı Kerim in kendi

anne ve babasından gördü ve hocasından öğrendi.

Böylece her birimiz, Kur an-ı Kerim in bize gelinceye

kadar en az kırk tane raviye/aktarıcıya güveniyoruz.

Tanımadığımız 38 tane raviye/aktarıcıya güveniyoruz ama o

Kur an ı bize getiren Sevgili Peygamberimizi referans olarak kabul etmiyoruz

öyle mi

Referans kabul etmediğimizin getirdiğine iman, nasıl bir

iman olur

Konuşurken ve yazarken Hazreti Ebubekir, Ömer, Osman, Ali

(Allah hepsinden razı olsun) den bir söz naklederken- ki bunların sözüne de

Mevkuf hadis denir- hangi kriterle onların sözünü referans kabul edip

naklediyorsunuz

Onların sözleri de aynı raviler tarafından bize ulaştırılmıştır.

Kur an-i Kerimi bize nakleden ravilerle Hadisleri

nakleden raviler, Sevgili Peygamberimizin eğitiminden geçmiş Ashabı Güzin dir.

Sen, onlara Senin naklettiğin şu sözlerine inanırım,

kabul ederim bu sözlerine inanmam derken, kendini esas aldığının farkında

mısın

Anamla babamı esas alırım ama Buhari ye inanmam dediğinin

farkında mısın

Sayın hocalarımız, tezlerinde Ashaptan, tabiinden,

Hasan-ı Basri den, İmam Gazaliden, Zemahşeri den nakil yapar.

Onların sözlerinin de raviler yoluyla geldiğini unutur.

Batılı yazarların sözlerini, kaynaklarını vererek yazar,

yine o sözlerin de nakille geldiğini, ben bu nakilcilere inanmıyorum

diyemediğini görüyoruz.

Her şeyin sahtekârı olduğu gibi, söz sahtekârları da

olmuştur.

Günümüzde en yetkili yazar ve konuşmatörlerimiz,

söylediğini kuvvetlendirmek için Kur an da böyle diyor diyerek ayet bile

uydurduğu gibi geçmiş zamanlarda Hadis uydurucuları da çıkmıştır.

Ama Allah bu dinini kıyamete kadar devam ettirecek ya,

işte onun için devamlı olarak uydurma hadisleri ayıklayan ilim adamlarını da

çıkarmış ve beyaz pirincin içinden beyaz taşları ayıklar gibi sahih ile

uydurmaları ayırmışlar ve uydurmaları Mevzuat kitaplarında karantinaya

almışlardır.

Gönlünüz rahat olsun.