Günümüzde insanların çoğunun şikâyeti, sevgiyi gereği
gibi yaşayamamalarıdır. Nedeni ise insanların büyük bir bölümünün ruhlarındaki
sevgiyi öldürmüş olmalarıdır. Allah ın Biz ona iki yol-iki amaç gösterdik.
90/10 ayetinde dikkat çektiği gibi insanlar için iki yol/iki amaç vardır. Ya
Allah a âşık olunur ya da dünyaya âşık olunur. Allah aşkını yaşayan insan
dünyanın da ahiretin de bütün güzelliklerine kavuşur. Sabah kalktığında Allah
aşkıyla kalkar, akşam olur Allah aşkıyla yatar. Allah sevgisinde o insanda bir
âşık elektriği ve bir âşık yüzü oluşur. Böyle bir insan sürekli derinliği,
mutluluğu ve güzelliği yaşar.
İnsanın kalbinde Allah aşkı olmayınca Allah aşkıyla
etrafa bakamaz, Allah aşkıyla etrafa bakamayınca tutkuyu ve sevgiyi kaybeder.
Bir anlamda içindeki o muazzam gücü kaybeder. Kendisi Allah ı sevmiyorsa ve
Allah tan korkmuyorsa Allah, onun kalbindeki sevgi nurunu ve sevgi gücünü alır.
Yani istediği kadar uğraşsın, ne yaparsa yapsın ne sevebilir ne de kendini
sevdirebilir. İki gücü birden kaybeder. Hem sevme hem de sevilme gücünü
kaybeder. İnsan sevgiyi kaybettiğinde ise içinde muazzam bir boşluk meydana
gelir, artık onun yerine sıkıntılar, azaplar, telaşlar, gerginlikler, korkular,
kuşkular alır. Bu acıdan kurtulmak için de aklı örten, zarar veren tehlikeli
maddeler kullanmaya başlayıp hem ruhen, hem bedenen, hem de maddi yönden
çökerler.
Allah tan korkan, Allah sevgisi ve Allah aşkıyla etrafa
bakan bir kişi, her yerde Allah ın tecellisini görür. O yüzden derin sevgiyi
çok şiddetli yaşayabilir. Mesela bir çocuğa baktığında, onda Allah ın o
vildanlarda yarattığı güzellik, Allah ın tecellisi ve nuru olarak görür. Ondan
derin bir zevk alır ve bir hoşnutluk duyar. Kalbinde şefkat, merhamet ve koruma
hisleri oluşur. Ama bu sevgiyi ona veren Allah tır. İnsanlar sevgiyi kendileri
elde ettiklerini zannederler, ama sevgiyi kalpte yaratacak olan Allah tır.
Allah bir ayetinde Hz. İbrahim için daha çocuk iken ona hikmet verdik.
Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). 19/12-13
diyerek bunları elde etmenin insanın kendi elinde olmadığına, Allah Katından
özel olarak verildiğine dikkat çekmiştir. Aynı şekilde kalplerde etkiyi yaratan
da Allah tır. Örneğin, Allah, Hz. Yusuf a olağanüstü bir güzellik vermiştir.
Fakat insanlar Hz Yusuf u ilk gördüklerinde etkilenmemiş, onu önemsiz
görmüşlerdir. Eğer insanların etkilenme gücü kendi ellerinde olsaydı, Hz
Yusuf u ilk gördüklerinde etkilenmeleri gerekirdi. Fakat daha sonra kadınlar
Hz. Yusuf tan ellerini kesecek derecede olağanüstü etkilenmişler, Allah ı
tenzih ederiz herhalde bu bir melek demişlerdir. İşte bu örnek insanlarının
kalplerinin kontrolünün kendi tasarrufunda olmadığının en güzel delillerinden
biridir.
Netice itibarıyla Allah aşkı insana mutluluk, sevgi
kazandırırken dünya aşkı insana her zaman mutsuzluk getirmektedir. Eğer kişi
Allah rızasını taşımıyorsa, Allah ın rızasıyla olaylara yaklaşmıyorsa kalbinde
sevgi asla olmaz. Söz konusu kişilerin yaşadıkları ise sevginin taklidi, çıkara
dayalı bir aldatmacadır. Kısacası, gerçek sevgiyi tadabilmek için önce sevgiyi
yaratan, onu insanlara ilham eden, kalplerine yerleştiren, sevgiden haz
duymalarını, mutlu olmalarını sağlayan Allah a yöneltmek gerekir. Her şey
Allah ı severek ve Allah la güzeldir.