İki soru

Abone Ol

Uzun zamandır görüşemediği bir arkadaşı ile karşılaşan kadın iki soru ile mukabele ediyor. ilk soru, kilo almışsın, neden dikkat etmedin, ya da göz altı torbaların için bir şeyler yapmayı düşünüyor musun oluyor. Sonra, gidilen diyetisyenler, uygulanan güzellik formülleri titizlikle özetleniyor ve iki kadın hayata dair tek kelam etmeden ayrılıyorlar. Çünkü günümüz kadını, değerli olduğunu hissedebilmek için istenilen forma girmesi gerektiğini inanıyor ve bunu bir saplantı haline getiriyor.

İkinci soru ise kaçıncı yaşına girdin sorusu oluyor verilen cevap ise bir o kadar manidar… Kadın yaşını söylemek yerine karşı tarafa dönüyor ve sence kaç gösteriyorum Diye soruyor. Bu soru ile muhatabından yaşının altında bir rakamla karşılık vermesini bekliyor aksi bir durumla karşılaştığında ise yaşlanma endişesine kapılıyor. Bu onun dünyevi hırslarının artmasına ve ölüm duygusundan kaçmak için çareler aramasına neden oluyor.

Zira bugünün insanı yaşlanmaktan ve ölüm duygusundan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçıyor. Çünkü ölüm ve yaşlanma duygusu bu insanların dünyevi zevklerine, bitmek bilmeyen ihtiraslarına ve günah kokan eylemlerine ket vuruyor ve bir yerde ağızlarının tadını kaçırıyor. O yüzden orta yaşa ulaşmış birçok kişinin daha genç görünebilmek için çarelere aradıklarını görürsünüz. Çünkü kırk yaş ve sonrası insanların yaşlılığın ayak seslerini işittikleri bir dönemdir. Halbuki her dönem olduğu gibi kırkıncı yaşın da kendi içinde barındırdığı büyük cevherler vardır.

Mesela araştırmalar bir kişinin empati yeteneğinin maksimum düzeye ulaştığı yaşın 40 ile 50 olduğunu gösteriyor ve orta yaş, insanın bilgi birikim ve tecrübeleri ile çevresindeki insanlara faydalı olabileceği bir süreç olarak görülüyor. Bu sürecin daha verimli geçebilmesi için kişinin gençlik döneminden kalma birikimleri ve bu birikimlerini değerlendirebileceği bir aktif bir çevrenin olması gerekir.

Orta yaş dönemi ile ilgili yapılan araştırmalara göre, hayatla barış imzalayan kimseler bu dönemi daha rahat atlatıyorlar. Bu kimselerin orta yaş sürecinde daha üretken, daha sakin, hoşgörülü ve kontrol sahibi oldukları görülmüştür. Varoluşun mahiyetini kavrayamayan ve dünyayı kendilerine ebede haz sunan bir mekan olarak görenlerin ise orta yaş döneminde kaygıları daha da artıyor. Zira içinde bulundukları ruhsal ve fiziksel değişimler, yaşlanma ve ölümün renklerini barındırmakta ve kendilerini büyük güçle sarsmaktadır. O yüzden bu insanların orta yaş döneminde büyük bir çıkmazın içine girdiklerini görürsünüz.