Lütfi Doğan… Erbakan Hoca’mızın en yakın arkadaşlarından.
Yıllar öncesine şöyle bir gidecek olursak…
Diyanet’te idareci olarak görevini tamamladıktan sonra kadrosu İstanbul Vaizliğine çıktı ancak Ankara’da görevlendirildi. Ankara’da vaizlik görevi sırasında Çarşamba günleri akşam Yenimahalle ilçesinde Altıncı Durak Hacı Baki Camii’nde, Cuma günleri ise Maltepe Camii’nde öğle vakti ders yapıyordu.
Bir gün Maltepe Camii’nden dersten çıktı. Eve gideceği esnada iki kişiyi caminin meydanlık yerinde beklerken fark etti. Bu iki kişinin önünden geçerken selam verdi. Onlar da hâl hatır sordular.
Onlardan biri kendisini de tanıttı; “Efendim ben Necmettin Erbakan!”
Necmettin Erbakan’ı gıyaben tanıyordu ama o güne kadar hiç görmemişti. Yüz yüze ilk olarak Maltepe Camii’nin avlusunda tanıştı. Ondan sonra zaman zaman farklı meclislerde Erbakan adından bahsedildiğini gördü.
Süleyman Demirel Başbakan’dı ve 20 Ekim 1973’te seçim yapılacaktı. Bir gün Sıddık Tivnikli, Yenimahalle’de evini ziyarete geldi. Kendisini tanıtıp, “Erzurumluyum” dedi. Hâl hatır sorduktan sonra, “Benim sizden bir ricam var. Biliyorsunuz Milli Selamet Partisi (MSP) kuruldu. Ben MSP’nin Erzurum İl Başkanı’yım. Sizi Erzurum’dan milletvekili olarak parlamentoya göndermek istiyoruz.” dedi.
Lütfi Doğan hoca kendisine teşekkür etti. “Bu hizmet çok önemli ve büyük bir hizmet ama bende siyaset sahnesine katılacak o hazırlık yok. Bu göreve çok daha iyi birisini bulunuz.”
Ama Sıddık Tivnikli kararlıdır. Bu kez, Lütfi Doğan’ın çok hürmet ettiği birkaç arkadaşı ile yeniden ziyarete gelir. Aralarında, Osman Nuri Çataklı da (eski Vakıflar Genel Müdürü) vardır. Arada Çataklı olunca bu kez olumlu görüş bildirir, Lütfi Doğan hoca. Siyasette yer almaya böylece karar verir.
Aradan bir süre geçer. Bir akşam merhum eski bakanlarımızdan Süleyman Arif Emre ziyaretine gelir. “Dilekçenizi istiyorum” der ve böylece Milli Selamet Partisine üye olur.
Seçimlerde Erzurum’da 9 milletvekili ve 3 senatör kontenjanı vardı. Dokuz milletvekilinin birinci sırasında Korkut Özal, ikinci sırada Dr. Zekai Yaylalı, üçüncü sırada da Kurra Hafız Yahya Akdağ (eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın babası) yer alır.
Lütfi Doğan hoca 20 Ekim 1973’teki bu seçimlerde senatör seçilir.
Ve bu seçimlerden sonra Milli Görüş’ten bir daha kopmaz.
Önemli sohbet, program ve toplantılarda Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın hemen yanınadır, artık.
***
Peki, Lütfi Doğan hocanın yıllardır hemen yanında konumlanan ve ilmi çalışmalarda bulunan isim kim?
O isim hiç kuşkusuz Ali Küçüker hoca.
Ali Küçüker, Ankara’da İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı Genel Merkezinde hem fıkıh uzmanı olarak çalışıyor ve hem de talebe okutuyor.
Henüz ilkokula giderken Kur’an-ı Kerim’i ve Osmanlıca yazıları okumaya başladı. Bir süre kendi köyünde Arapça okuttu. 1956 yılında Kemah Müftülüğüne tayin edildi.
Lütfi Doğan hocadan medrese usulü ders ve icazet aldı.
1973 yılında Erzurum A.Ü. İslami ilimler Fakültesine kaydoldu. Yüksek not alarak bitirdi.
Bu okulları okumasında en çok hocası Lütfi Doğan’ın manevi destek ve yardımları oldu.
Ali Küçüker hoca, 1989 yılında Gümüşhane’nin Köse ilçesine Müftü olarak atandı, aynı yıl emekliye ayrıldı.
***
Her iki hocamızın da önemli eserleri olduğunu hatırlatmak isterim.
Geçenlerde bana ulaşan bir fotoğraf karesinde bu iki sıkı dostu yan yana görünce bu satırları kaleme alma ihtiyacı hissettim.
Ümmet için, İslam için, insanlık için çalışmalarını devam ettiren Lütfi Doğan hocamıza ve Ali Küçüker hocamıza daha uzun yıllar sağlık ve afiyetler diliyorum.
ESKİMEYEN MUHABBET!
Lütfi Doğan ve Ali Küçüker hoca…
* İkisi de Ehl-i Sünnet sevdalısı
* İkisi de mütevazi
* İkisi de aynı bölgeden
* İkisi de âlim ve muvahhit
* İkisi de (İSİLAY) müdavimi
* İkisi de eğitimci
* İkisi de imam-hatip
* İkisi de eski müftü-vaiz
* İkisi de nazik ve beyefendi
* İkisi de aynı zamanda yazar.
TEŞEKKÜR!
Önceki gün gazetede Muhammet Altındal’la iki kelam ederken bir çiçek geldi; nefis bir beyaz orkide. Nereden ve kimden diye baktım. Yollayan, Ömer Faruk Yazıcı; Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı.
Geçenlerde İstanbul’da başarılı bir şekilde düzenlenen ‘Siyonizm’in Planlarına Karşı Filistin ve Kudüs’ün Özgürlüğü Konferansı’na ev sahipliği yaptı, Saadet Partisi İstanbul İl Teşkilatı. Tarihi bir konferanstı. Konferansı gazetemiz manşetten verdi, bu köşede de iki gün ayrıntılı bir şekilde yazdım.
Ömer Faruk Bey nezaket göstermiş ve teşekkür mahiyetinde çiçek yollamış. Nezaketinden dolayı ben teşekkür ediyorum.
MESAJ PANOSU
Gerçek engellileri Rabbimiz tarif etmiş; “Artık onlar sağırlardır, dilsizlerdir ve körlerdir; bu yüzden geri de dönemezler” (Bakara, 18). “Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır” (Araf, 179).
Bu tarife göre nice engelli insan içimizde yaşıyor ama Engelliler Haftası’nda sadece dünyadaki engellileri görüyorlar. Oysa aynaya baksalar gerçek engellinin kendileri olduğunu görecekler. (Metin Kızılok, Mersin)