Şehirli annenin, kariyerini çocuğunun önüne geçirdiğini
ve çocuğu ilgiden mahrum bıraktığını köşemde sık sık dile getirmişimdir.
Kariyer sahibi annelerin büyük bir kısmı çocuklarına vakit ayıramayıp onların
her istediğini alarak bu boşluğu doldurmaya çalışıyorlar. Fakat kırsal
kesimdeki annelerimizin de çocuklarına aşırı sorumluluk yükleyerek, onları zor
durumda bıraktıklarına şahit olmaktayız. Bu bölgelerde genellikle annelerimiz
çocuğuna karşı bir bağımlılık geliştiriyor ve onu yaşamının sigortası olarak görüyor.
Bu hanımların, özellikle erkek çocuklarına büyük bir
sorumluluk yüklediklerine ve gelinleri ile bitmek bilmeyen bir savaşın içine
girdiklerini görüyoruz. Bu hanımlar çocuğun kendine ait özel bir hayatının
olabileceğini kabul edemiyor, gelini oğulla arasına girmiş bir düşman olarak
görüp, savaşı kesintisiz devam ettiriyorlar.
Anne çocuğun büyüyüp evlendiğini ve eşine çocuklarına
karşı da sorumluluk taşıdığını kabul edemiyor. Bu durum iki kadın arasında
kalan erkek evlat için büyük sorun haline geliyor. Genç adam, nasıl oluyor da
annem benim mutluluğumu engellemeye çalışıyor diye düşünüyor ve bir yandan
eşini ikna etmeye çalışırken diğer yandan anneyi memnun etmenin yollarını
arıyor. Bu durum genç adamın sadece aile ilişkilerine değil sosyal yaşamına ve
iş ortamına da zarar getiriyor. Fakat anne oğulun üzerindeki annelik hakkını
kullanarak, sana hakkımı helal etmem, seni ne çilelerle büyüttüm diye
başlıyor beddualar yağdırmaya. Şehirli anne nasıl ki kariyerini öne
çıkarıyorsa, kırsal kesimde yaşayan anne de çocuğa verdiği emeği öne çıkarıyor
ve onu hangi şartlarda büyüttüğünü sayısız kere dillendirerek evlat üzerinde
baskı uyandırıyor. Anne oğulun eşine kendisinden daha fazla değer verdiğini ve
emeklerinin boşa gittiğini düşünüyor.
Ana baba hakkı dinimizin kuvvetle üzerinde durduğu bir
husustur. Evlat bu konuda elinden gelen gayreti göstermelidir. Fakat nasıl ki
anne babanın çocuk üzerinde hakları varsa çocuğun da anne baba üzerinde hakları
vardır. Anne sahip olduğu haklara yaslanarak oğluna hayatı zehir etmemelidir.
Anne çocuklarını Allahın kendisine bahşettiği birer emanet olarak görmeli ve
onları zor durumda bırakacak beklentilerden vazgeçmelidir. Fakat evlat da anne
babayı ihmal etmemeli eşi ile anne arasında bir denge kurmalıdır.