Bazen kapı çalınır, bir kadın gelir, dilencidir, para istemektedir.
Önce bir öneri getiririm, “bak genceciksin, gel bir saat çalış, ücretini vereyim, bahçeyi kaz ya da kapı önünü süpür, camları sil.
Belim ağrıyor, der.
Kapıya geleni boş çevirmeme adabınca gerçek fakir görmesem de ufak bir para ile boş çevirmem lakin her seferinde bu iş teklifini yaparım.
Her defasında da, dilenci kadının beli ağrıyordur.
Akşama kadar kapı kapı dolaşırken beli sapasağlamdır.
Oysa ileri yaşlarında yetmişinde bile ya da karnı burnunda hamile yahut ağır hastalığına karşın, kanserin ilerlemiş devresinde bile evlere temizliğe gidip şerefi ile çalışıp asla kimselere avuç açmayan pek çok onur abidesi heykeli dikilecek kahraman kadın tanımaktayım.
Bu haberde binlerce kahramandan sadece birine ait; “Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 65 yaşındaki kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kâğıt ve hurda toplayarak geçiriyor.
Eşinin 30 yıl önce vefat ettiğini, iki kızı, bir de oğlu olduğunu söyleyen Bedriye Doğan (65), gelininin kendisini istememesi nedeniyle kızıyla birlikte bir ev kiraladığını, ancak kızının da evlenmesi ve kirada oturdukları evin kat karşılığı müteahhide verilmesi nedeniyle evsiz kaldığını söyledi. Kirada oturduğu mahallede ikamet eden ve yatalak durumda olan yaşlı kadına bakması koşuluyla kadının yanında kaldığını belirten B. Doğan, gençlere çalışmaları ve emekliliklerini kazanmaları için mutlaka sigortalı olmalarını tembihledi.
Hava yağmurlu ve soğuk olduğunda kâğıt toplamaya çıkamadığını, “Birkaç gün üst üste çalışıyorum, biriktiriyorum. Topladığım kâğıt ve plastiklerin ağırlığına göre para veriyorlar. Bazen 17 bazen de 20 TL alıyorum. Ama bunlar bir günde topladıklarım değil. Bir haftada biriktirdiklerim”.
Böyle kâğıt, karton kutu toplayıp, hiçbir şeyi ziyan etmeyip Mehmetçik Vakfı’na bağış yapan Anadoluhisarı’nın efsane muhtarını anımsadım.
98 yaşına kadar aralıksız muhtarlık yapan; yoksulun, zenginin, avamın, aydının, herkesin, her görüşten insanın saygı duyduğu Nazmiye teyzenin heykeli dikildi.
Trabzon kökenli Nazmiye teyze 1916 doğumlu olup Hisar’ın eskilerinden idi, dedemin çağdaşı idi lakin uzun ömrü ile babamın da benim de biz üç neslin yakın arkadaşı oldu.
Daha 1936 da Hisar’a gelin olarak geldiğini anlatırdı. Yoksulluk yıllarında eşine destek olduğunu, her işi yaptığını, yan gelip yatan kadınlara şaştığını sık sık vurgulardı. Eskinin o fabrikaların, atölyelerin, tekstilin olmadığı yıllardı, kadınların çalışacağı yerler son derece kısıtlı idi. Ona göre iş yoktu sadece erkeklere uygun olan ağır işler vardı. Amansız fırtınalı karlı kış günlerinde bile Nazmiye Hanım, balığa çıktığını, inşaat işçiliği bile yaparak hayatın yoksulluğuna karşı savaştığını etrafındakilere hep anlattı.
Bu işler de sınırlı idi. Nazmiye Hanım kahvecilik yaptı. Mahalle kahvesinde ocak yakarak başladı, işletmeciliğini alarak devam etti. Kâğıt oyunlarında hiçbir erkeğin kendisini yenemediği anlatılırdı, annemlerin sohbetlerinde.
Kahvecilikten sonra bir meslek daha onu beklemekte idi, muhtarlık.
1972 den sonra halk ondan vazgeçmedi,42 yıl boyunca muhtar oldu.2014’te artık aday olmadı. 98 yaşına dek, ara vermeden muhtarlık yapan Nazmiye teyzenin ismi siyaset tarihimize geçti. Ünü Hisar ile sınırlı kalmadı, bir kahraman gibi heykeli dikildi.
Onun bu denli sevilmesinde etken, mert karakteri, özverisi, çalışkanlığı idi. Evine gittiğinizde kapısı sonuna dek açıktı, son derece mütevazı yoksulluk derecesinde bir standardı oldu, “kapımda kilit yoktur” derdi; kedileri, evlatları, komşuları, halk ile mutlu oldu. Başörtü yasaklarının en yakıcı yıllarında, başından örtüsünü çıkarmadı, Nazmiye teyze sana kızmıyorlar mı muhtarlık toplantılarında örtünle diye sorduğumda; onlar kim oluyor ki örtüme karışacak, derdi.
En fazla o ilerlemiş yaşında mezarlıklarda görünce şaşardım, Anadolu Hisarı mezarlığına ne zaman gitsem bu kahraman kadın; beli bükük oluşuna aldırmadan oturmuş ya da azaları artık ağrıdığından uzanarak mezarların otlarını taşlarını ayıklar, kazar, bakımını yapardı.
Hangi muhtar gider de garip mezarlarını temizler.