İKİ İHALE?

Abone Ol

Şu anda herkesin kafası karışık.

Neler oluyor, sahi

Başbakan Erdoğan, durduk yerde, üstelik seçimlere birkaç

ay kala, Cemaatle 12 yıldır sürdürdüğü birlikteliği neden bıçakla keser gibi

sona erdirdi

Cemaatin hışmına uğrayacağını bile bile neden dersaneleri

kapattı

Cemaat da aynı şekilde düne kadar hemen her icraatının

altına imza attığı AKP yi aniden neden karşısına aldı, gazeteleri ile

televizyonları, dergileri ile neden hedef tahtasına koydu

En son söyleyeceğim lafı baştan söyleyeyim; Şu ana kadar

kimse bunun gerçek sebebini bilmiyor Kocaman bir soru işareti olarak duruyor,

ortada.

Kullanılan başlıca argümanlar şunlar:

İktidar: Cemaat bize kumpas kurdu, bunlar örgüt, bunların

inlerine gireceğiz.

Cemaat: Ayakkabı kutularındaki paralar, dağıtılan

rüşvetler var. Bu iktidar yolsuzluk yapıyor.

Bu iki nokta da şu ana kadar bilinmiyordu, yeni çıktı

ortaya!

***

Cemaat mı iktidarı bitirecek, yoksa iktidar Cemaat i

dağıtacak mı

İki İhale den söz ediliyor. İhalelerden biri iktidara;

Cemaati bitir. ihalesi. Diğeri de Cemaat e; AKP iktidarını her alanda

sıkıştırıp iktidarını sona erdirmek senin işin, bu ihale de senin ihalesi.

Böyle bir iddia ne kadar doğrudur, ne kadar yanlıştır

bilemem; ama kahvede, bakkalda, berberde, çarşı pazarda konuşulan bu. Elbette,

bu şekilde iki ihale varsa bu ihalelerin kim/kimler tarafından, ne karşılığında

ihale edildiği sorusu da ortada.  

Şimdi, sırayla gidelim;

* MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 7 Şubat 2012 tarihinde Başsavcı

Sadrettin Sarıkaya tarafından, KCK operasyonu kapsamında şüpheli sıfatıyla

ifadeye çağrıldı. Bunun üzerine Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli

İstihbarat Teşkilatı Kanunu nun 26. maddesinde değişiklik yapılarak MİT

mensuplarının veya özel bir görevi ifa etmek üzere Başbakan tarafından

görevlendirilen kişilerin, görevin niteliğinden doğan ve görevi ifa sırasında

işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle haklarında soruşturma yapılması

başbakanın iznine bağlandı.

* Anılan değişiklik medyada Hakan Fidan ı kurtarma

teklifi olarak yer aldı. Hakan Fidan ifade vermeye gitseydi tutuklanacaktı

iddiaları ortalıkta dolaşırken, Başbakan Erdoğan, Asıl hedef bendim. dedi. O

ana kadar iktidar-Cemaat denkleminde hiçbir sorun yokken bir anda gözler

Cemaat e yöneldi.

* Başbakan Erdoğan bu gelişme karşısında başlangıçta

fazla renk vermedi. Ama anlaşılıyor ki bunu bir kenara not etti.  Başbakan o kadar renk vermedi ki, MİT

Krizi nden hemen sonra katıldığı Türkçe Olimpiyatları finalinde Fethullah

Gülen e açık bir çağrıda bulundu: Bu sıla hasreti artık bitmelidir. Bitsin

istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki hareketinizle bu hasretin bitmesi gerektiğini

anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim. Ve bu anlamlı gecede kadim bir

medeniyetin evlatları olarak Türkçe olarak sesleniyorum. Gurbeti bir kenara,

hasreti bir kenara bırakalım diyorum. (Erdoğan hasretin bitmesi gerektiğini

söylediği anda dakikalarca ayakta alkışlandı.)

* Fakat bu arada dikkat çeken iki gelişme yaşandı;

Cemaate yakın olduğu ileri sürülen ve kamuoyunda tanınan bazı isimler Başbakan

Yardımcısı Beşir Atalay, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer başta olmak üzere

birkaç bakanı yıpratma kampanyası başlattı. Özellikle Bakan Atalay tam bir

hedef tahtası seçildi. İkinci gelişme ise şu oldu; Bazı Bakanlık birimlerinde

Cemaate yakın isimler, Cemaat referansıyla işe alınan isimler birer birer daha

pasif alanlara çekilmeye başlandı. 

* Başbakan Erdoğan ın ofisinde böcek bulunması kafalarda

soru işaretleri meydana getirdi ama kimse buradan bir Cemaat-iktidar kavgası

çıkarmadı.

* Daha sonrasını hatırlayacaksınız; Başbakan Erdoğan ın

dersanelerin kapatılacağını kesin bir dille ifade etmesi, ardından Cemaattin

tam bir karşı saldırıya geçmesi

* 17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması ile Adana da

TIR ların Savcılık tarafından durdurulmasından sonra Başbakan Erdoğan Paralel

Yapı , Örgüt , Örgütün lideri Pensilvanya argümanlarını kullanmaya başladı.

Cemaat de medya organlarında Başbakana tüm gücüyle yüklenmeye başladı.

* Şimdilerde konuşulan iki senaryo var: Başbakan Erdoğan

Mart Mahalli seçimlerinden güçlü olarak çıkarsa Cemaati kesin bitirecek. Cemaat

hakkında soruşturmalar birbirini izleyecek, finans kaynaklarının üzerine

gidilecek. Diğer senaryoya göre ise; Mart mahalli seçimlerinden çok kısa bir

önce öyle bir materyal piyasaya sunulacak ki, iktidar çok zor durumda kalacak

ve büyük güç kaybedecek.

Elbette bunlar konuşulan, kulaktan kulağa fısıldanan

senaryolar. Hangisi gerçekleşir-gerçekleşmez bilemem. Hatta bana sorarsanız,

bıraksınlar millet huzur içinde seçime gitsin, vatandaş akıl sağlığı ortamında

oyunu kullansın.

Doğru olan da bu değil mi

* Tüm bunlar olurken asıl konuşulması gereken hususların

sümen altına itildiğini görmek ne acı! Zengin ile fakir arasındaki, uçurumun

gittikçe büyüdüğü, zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu sistemde

hiçbir değişikliğin olmadığı, emeklinin ezilmeye devam ettiği, asgari

ücretlinin ezim ezim ezildiği bir ortam

 İNANMAYACAKSINIZ, AMA!.. İLGİNÇ BİR KOMPLO TEORİSİ

İnanmayacaksınız ama bugünlerde son derece ilginç bir

komplo teorisi dilden dile dolaşıyor. Şöyle ki;

* Cemaatle iktidar hemen her platformda müthiş bir

kavganın içinde ya, hani!

* Cemaatle iktidar birbirini neredeyse boğazlayacak

konumda gözüküyorlar ya, hani!

* Cemaatle iktidar ellerinden gelse birbirini bir kaşık

suda boğacak gibi bir imaj veriyorlar ya, hani!

Bu komplo teorisine göre, tüm bu kavgalar göstermelik .

Zira Kavgaya bakmayın; her iki tarafın da tersanelerine

el konmadı, silahları alınmadı, cephanelikleri olduğu gibi duruyor, yapılan

sadece ağız kavgası.

- Peki, ama bunca yerlerinden edilen memurlar!

Buna da cevap var; Bu memurlar sadece yerlerinden edildi,

memuriyetten atılmadılar ki

- Peki, ama amaç ne

Komplo teorisine göre tek amaç var, o da şu;

* ABD nin ve İsrail in bölgedeki çıkarlarını koruyan

bugünkü iktidara yeni bir muhalif alan açarak daha güçlü gelmesi muhtemel

muhalefet yollarını kapatmak

Dedik ya, Komplo Teorisi

NOT:  Bugün 3 Mart

2014 Pazartesi...  1) İşte geldi 2014 ve

ikinci ay da bitti Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri

öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı,

çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı

Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu

yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar tık yok.

Dubakalin olacak