Mehmet Ali Birand dün son yolculuğuna uğurlandı.
Farklı bir gazeteci-yazar, ses getiren TV programcısıydı.
Ve iyi bir belgeselciydi.
Komplekssizdi; yanında çalıştırdığı habercilerin önünü açan,
onların yükselmelerinden mutlu olan ve bunu normal hayatın akışı içinde yoğurup
değerlendiren bir kişiliğe sahipti..
Bu farklı gazeteciden bir süre önce `farklı’ açıklamalar
duymaya başladık; Antidemokratik 28 Şubat sürecinde yanlış yaptığını, fazla
askerci davrandığını söylüyor, âdeta günah çıkarıyordu.
Yıllar sonra `kürt’ olduğunu öğrenmişti..
Kısa süre içinde özel hayatıyla ilgili o kadar çok TV
programına çıktı ki…
Sanki birileri, “Konuş Birand, kısa süre sonra gidicisin..”
der gibi aceleci bir atmosfer içindeydi..
Ya da bana öyle geldi…
Birand, kısa süre önce arkadaşımız Nedim Odabaş’a da 28
Şubat süreci ve Başbakan Necmettin Erbakan hakkında ilginç açıklamalarda
bulunmuştu;
“Hoca’yı hiç birimiz anlamadık. Anlamak için de çaba
harcamadık. Ne asker, ne medya… Hoca’nın amacı bağcıyı dövmek değil, üzüm
yemekti. Yani kalkıp da askerle kavga edip, askeri diz çökertip, devleti irtica
hukukuna sokmak gibi bir niyeti yoktu. Müthiş nazik bir insandı, hakikaten çok
kibardı. Hiçbir zaman karşısındakinin fikirlerinden hiç hoşlanmasa bile,
kabalık etmeyen, görüşlerini uzun uzun ikna etmek için uğraşan, bambaşka bir
dünyada yaşayan bir insan görürdüm ben Erbakan hocayla görüşürken. Refah
Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatıldığı o sancılı süreç Erbakan Hoca’nın
liderliği söz konusu olmasa çok daha zor atlatılırdı. Milyonlar sokağa
dökülürdü. Başka birisi olsa milyonları sokağa dökerdi. Erbakan bu olaylar
sırasında herkesi içerde tuttu. Bu, onun siyasi liderlik karizmasının ve
dehasının göstergesidir”
***
Mehmet Ali Birand’ın cenazesi Teşvikiye Camii’nden
kaldırılırken bir ölüm haberi daha geldi…
İktisat Profesörü, yıllarca Cumhuriyet Gazetesi’nde laiklik,
Atatürkçülük konularında yazı yazmış, ardından da Bugün Gazetesi’nde köşe
yazarlığı yapmaya başlayan Toktamış Ateş’in ölümü…
Toktamış Ateş’in ölümü eski bir olayı hatırlattı bana…
Adnan Oktar, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde
yargılanmaktaydı...
Oktar, daha sonra DGM tarafından tahliye edildi.
Tam da o sıralarda ilginç bir gelişme yaşandı.
Dava dosyasında, dün hayatını kaybeden Prof. Dr. Toktamış
Ateş’in, Adnan Hoca ve çevresinde yeralan arkadaşlarıyla ilgili bir
değerlendirmesi vardı…
Toktamış Ateş, Adnan Hoca ve arkadaşlarını, `Aydın görünümlü şık bir gençlik grubu’’
olarak niteliyor ve şöyle diyordu:
`Vakfın düzenlediği bir konferans Hilton Oteli’nde
gerçekleşti. Aydın görünümlü şık bir gençlik grubu tarafından ilgiyle
izlendi. Ülkemizin seçkin okullarında
okuduklarını saptadığım bu gençlerin, Atatürk ve Atatürkçülüğe karşı ilgi ve
sevgilerinden mutlu oldum.’’
O dönem Cumhuriyet Gazetesi yazarı Toktamış Ateş’in Adnan
Hoca ve sevenleri hakkında yorumu böyleydi...
M. Ali Birand da, Prof. Toktamış Ateş de şimdi dağdaki
çobanla aynı seviyede…
Toktamış Ateş’e ve Birand’a rahmet diliyorum.
Allah (c.c.) her ikisinin de taksiratını affetsin…
Suriyeli çocuklara yardım kampanyası
Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) savaş mağduru Suriyeli
çocuklar için oyuncak ve kışlık giyecek yardım kampanyası başlattı.
Çok yerinde ve takdir edilecek bir kampanya…
Bu kış günlerinde, dondurucu soğuklarda o minik ellerden
kimler tutuyor
Bir de elbette; İslam coğrafyasında bir mü’minin ayağına
diken batsa diğer Müslümanların duyarlı kalması ve elinden ne geliyorsa yapması
görevi ve misyonu…
Dinimize göre çocuklar masum ve günahsızdır..
DES’in “Suriyeli Çocuklarda Gülsün” isimli kampanyası bu
açıdan da anlamlı..
Suriye’de meydana gelen iç savaş ve şiddet olayları
neticesinde evlerini terk ederek Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan mülteci ailelerin
çocukları…
Suriye’de çok zor şartlar altında hayata tutunmaya çalışan
çocuklar…
DES Genel Başkanı Gürkan Avcı’nın şu sözleri önemli: “Suriye’de vahimleşen durum ve bunun
ıstırap içindeki çocuklar üzerinde bıraktığı etkiyi bir nebze azaltmak için bir
kampanya düzenledik. Kampanyamız, oyuncak, atkı, bere, eldiven, bot, diş
fırçası, diş macunu, hırka, kazak ve kaban gibi kışlık giyeceklerden oluşuyor.
Daha şimdiden kampanyamıza gösterdikleri ilgi ve katkılardan ötürü eğitim
çalışanları, öğretmen, öğrenci ve velilerimize teşekkür ediyorum. Bizlere bu
kampanyayı düzenleme hususunda ilham, cesaret ve önderlik eden bütün kurum,
kuruluş, sendika, dernek ve sivil toplum örgütlerine de tebrik ve
teşekkürlerimi sunuyorum.”
milligazete.com.tr’den
milligazete.com.tr’de yeralan haber ve yazılara yapılan
yorumlara zaman zaman köşemde yer vereceğim. İşte bunlardan birisi;
“Miting provokasyon tehlikesi gerekçesiyle iptal edilmiş.
Bre gafiller provokasyon tehlikesi her açık hava programında en az bunun kadar
vardır. Mamafih bu organizasyonu provoke edecek olan da ancak siz olabilirdiniz
ve yaptınız. Kendinizden korkup böylesine mühim bir programı engellemenin
hesabını vermek kolay değildir elbet. Ülke hassas dönemden geçmiyor, kimsenin
ruhu duymadan işgale uğratılmaya çalışılıyor. Eleştirmeye bile izin yok!
SORULUR BİRGÜN!” (FİSHBONE)
NOT: Bugün 20 Ocak 2013 Pazar. İktidar ve TBMM’de grubu
bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi.
Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Dubakali n’olacak Takipçisiyiz…