İKİ CİHAN BEDBAHTI KİM...

Abone Ol

CHP’NİN belediye başkan aday adayları arasında adı geçenler listesinde DYP’liler, ülkücü DYP’liler diye tanınanlar çoğunlukta.

Demirel’in CHP’liliğini ancak hazmettiler. Sıraya girmelerinin başka izahı mı var

Kartel gazetelerinde seçilirlerse neler yapacaklarına dair haberler, röportajlar sayfalar dolusu...Hele yıkacakları binaları bir bir saymaları yok mu Sanırsınız o binaların izin kağıtlarının altında daha önce birlikte olduklarının ve şimdi CHP’de birlikte olacaklarının hiç birinin imzası yok.

Elbette hiç bir CHP’li çıkıp şunu diyemez bunlara: Sizler, kendi partilerinizi, kendi siyasi mücadelenizi nereye taşıdınızki, şimdi gelip CHP’yi kurtarma rolleri oynuyorsunuz

Diyemezler elbette. Çünkü o CHP’liler bir Mustafa Sarıgül’le Gezi tarlasından ne toplayabilirizin hesabındalar.

Aman bize ne Rahmetli Hocamızın kırk yıl önce söylediği “Hepsi birdir bunların” sözünü her seçim öncesi doğrulamaktan yorulmadıklarını ilk mi gördük .

Lakin icraat planlarını okuyunca, duyunca ister istemez engellenmesi gerekenler olduklarını izah etmek bize düşüyor.

Bir: Toplumda yok olan adalete inancın geri gelmesini sağlamak.

İki: Belediyelerin birilerine rant sağlayan kurumlar olarak algılanmasını yıkmak.

Üç: Parayla herşeyin yapılabileceğine duyulan imanı sarsmak.

Toplumda adalete inancın yok olduğunu görmüş bu beyefendilerden biri. Ne zaman görmüş Partisi ve lideri nizamıyelerde gezerken mi görmüş Şubat ayının içine çakılıp kaldıklarında mı görmüş

Önemli olan geri getirecek olması... Rant algılarını da yıkacak, paranın gücünü de sarsacak...

CHP’li olarak seçildiğinde yapacakmış bunları. Nasıl yapacak sorusunun cevabı bu bildiriyi hazırlamaktan daha basit: Gözüne batan Center’leri yıkarak.

Hacivat rahmetli olsa, karşısında böyle rol yapan karagöz’e aynen şöyle çıkışırdı:

- Ulan köftehor! Biliyorsun CHP’nin yıkmaktan sabıkalı olduğunu, kendini oraya atmak istiyorsun değil mi

Center, yani içinde çarşılar, mahalleler, sokaklar, home ofisler, hem ofisler, hem buluşma yerleri olan büyük, çok büyük binalar... Yapılması aylar, yıllar süren binalar...

Hani AKP hükümetinin başbakanının da yıkılmasını isterdim, ama yıkmadılar, dediklerinden işte.

Bir Center’in yıkılacak olması, yapılırken anlaşılmaz mı İlla tamamlanması mı gerek

Silueti bozdu Sanki mahalleyi, semti, şehri bozmadı Şehrin insanlarını bozmasının hesabını ise, yapacak yiğit yok.

CHP yıkmaktan sabıkalıdır, dedik. Tarih kitaplarındaki en eski bilgidir bu. Sayfalar dolusu sürerdi, yıkılan camiler listesi. Biz okurken çok yorulurduk ve o yorgunluklarımızla büyüdük. Aramızda bu günkü AKP hükümetinin başbakanı da vardı. Bizler piyadeler gibi yatarak eğitim vaziyeti alıyorken, onun topculuğu para etti sonraları...Gümbürdemesi ise hiç susmamış. İşte şimdi duyduğunuz gibi...

“ Biz de camii yıkarız!”

CHP yıktı, kaybettiğimiz toprakları işgal edenler yıktı!

Sen ne diyorsun aslanım

Yıkma işini biz iyi yaparız deyip CHP’nin yolunu tutanların yönünü kendi partisine cevirmek için söylemiş olamazsın bunu! Çünkü onlardan senin partinin içinde çok var. Önce gelenlere haksızlık etme!

Yıkım işlerinin yüklenicisi o CHP, Boğaz görüntüsünü bozan otel azmanını yıktı da ne oldu Sandıklarda da yıkılıverdi

Yoksa diyor insan. AKP hükümetinin başbakanı CHP ile gizli anlaşma mı yaptı Sayın Kılıçdaroğlu’nun emeği az değildir hep orada oturup durmalarında. Ki en son hizmeti Gezi’nin sahip bilgidir. Artık sosyalistlerin hayır çığlıklarına rağmen sahiplenmesidir.

Nasıl bir anlaşma Muhtevasında ne var

Cami var, efendiler!

“Biz de cami yıkarız!”

Yani, CHP’nin camileri yıkmasını artık sorgulamayın. Biz de yıkarız!

Ama biz, yol geçecekse yıkarız!

CHP, AVM yapmak için mi yıkmıştı Onların yol geçirme gibi gerekçeleri yok mu idi Park yapmak, yolsuz bir gerekçe midir

Yol geçecekse, cami yıkmak...

Memlekette yol (mu) yok. Bir yol da oradan geçiririz.

Kim dedi o camiyi oraya yapanlara: Oraya cami yapın diye. İcabında camiler, yol yapılmak istendiğinde yıkılmak üzere yapılmalıdır nokta.

Yol’u yeni mi keşfetti bu ülke Camileri yıkmadan yol yapmayı mı öğretmediler mühendislerine Camiye uzak ve yakından baktıklarında burası ne güzel, ne rantlı bir yol olur, diye ilhamlar mı geçiyor içinden, AKP’li olan insanların

Parkları AVM yapmalarını gördük, yaşadık, anladık. Lakin camileri yol yapacaklarını niçin anons etmemişlerdi seçim beyannamelerinde

Bir park icabında çok büyük AVM olur ama, bir caminin yol olması kaç metreyi tutacak Kenarlarına otoparklar da yapılacak mı Sokaklarımızda yer kalmadı da...

“Biz de cami yıkarız!”

Bu ülkede ve diğer dünya ülkelerinde cami yıkma iznini vermek, o camileri yapanlara, o camilerde ibadet etmek isteyenlere rağmen bu kadar kolay olmamalıydı. Ses tellerimizden mi rahatsızlandık, gönüllerimiz mi kocadı

Planını, projesini kendilerinin iktidarından çok önceki yıllarda CHP’nin yaptığı bir ODTÜ yolunu, yasal hakları kullanarak yapamıyorsa bir AKP belediyesi, bir AKP iktidarı ve geri çekiliyorsa üç-beş Gezi Ankaralısının karşısında ve ikna çalışmasını, “Biz de cami yıkarız” örneğiyle yapıyorsa bir başbakan, artık gerçek bir partide insanların toplanma vakti gelmiş demektir.

Daha ne demesini, daha neyin olmasını bekliyor, olmaları gerektiği yerde olmayan o insanlar

Not: İnönü döneminde, Menderes devrinde yol geçirme bahanesiyle yıkılan camileri bulup ihya eden insanlara selam olsun

AND İÇE İÇE

İHTİLALCİLERLE İÇ İÇE

– Alo! The Şapgalı Baba nerdesin Evren’le Şahinkaya’yı yargılıyorlar yahu.

– Kim yargılıyor, nerde yargılıyor, nasıl yargılıyor Binaenaleyh ihtilalcilerin yargılandığı demokrasi bu ülkeye lükstür, israftır, fazladır.

– Evet, evet çok fazla ceza istiyorlarmış yahu.

– Neyin cezası yavrum Mesut Binaenaleyh yapılan bir ihtilalin cezasını neye göre belirleyeceksin Darağacı sayısına göre mi, kaç metre urgan kullanıldığı üzerine mi Hani mesele ağaç değildi Bedeli ödettirilen urganların hesabını sormak fevkalade yanlıştır, hatadır, ayıptır.

– Sen de oraya gel The Şapgalı Baba. Sıranı orda bekle. Hata olmasın, ayıp olmasın yahu.

– Sen bana, benim Genelkurmay Başkanım, benim Kuvvet Komutanım ihtilal yaptığı için suçlanacağımı mı söylüyorsun yavrum Mesut Binaenaleyh ben Zincirbozan’da boşuna mı yattım

– Ama sonra oyunbozanlık yapmışsın The Şapgalı Baba. Şapgalı ihtilal yaptık diyorlarmış yahu.

– Biz de 28 Şubat’ta şeddeli ihtilal yaptık yavrum Mesut. Binaenaleyh hani sen kucağımda oturuyorken, kartel patronları seni kapıp fevkalade ham yapmamışken... Hatırladın mı yavrum Mesut

– Postacı beni aramıyor The Şapgalı Baba. Adres senin adresin yahu.

– Beni yok saysınlar yavrum Mesut. Binaenaleyh 12 Mart’ta yok saydılar 12 Eylül’de yok saydılar, 28 Şubat’ta yok saydılar... Varlığım yokluğuma fevkalade armağan olsun. Başka ne diyecektim

– And içeceksin The Şapgalı Baba. Türküm, doğruyum, çalışkanım diyeceksin yahu.

– Ben öyle mi olacağım yavrum Mesut Binaenaleyh and içince neyi içmiş olacağım Petrol vardı da biz mi içtik Fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

VAH “BAŞ”IM, BÖLÜKBAŞ’IM

“Salonun bir tarafında ufak bir miting vardı. İrileşmiş, kırlaşmış, teni kızıllaşmış bir Bölükbaşı konuşuyordu:

- 48 yaşındayım... Bana gerici diyorlar... Vallahi billâhi gerici değilim... Ben Ben Ben Kadınları alayım, ayağı bağlı tavuklar gibi kümese atayım... Benim buna formasyonum müsait değil. 48 yaşındayım... Ben Avrupa’da müsbet ilimler tahsili yaptım. Ama bizim memlekette, bir insanı yıpratmak için muayyen bir kaç damga vardır. İlle onlardan birini vururlar... Bana da gerici diyorlar! Ben 48 yaşındayım. Zindanlara girdim!.. Zindandan çıktım!

Bölükbaşının karşısında, sevimli, sabırlı, yakışıklı Milli Birlik üyesi Sezai Okan gülümseyerek dinliyordu.”



Okuduğunuz bu “Ankara gözlemi” 1961 yılında bir CHP kalemşoru tarafından yazılmıştır.

O Bölükbaşı ki, karşısında üç-beş dinleyici bulduğunda, zekatını versem, size de yeter dediği aklını, siyasi kimliğini, partisini, gövdesini kullandırdığı CHP’lilere ve onların ihtilalcilerine bunları söylerken, kimse ağlamadığını iddia etmesin.

DP’nin şiddetli muhalifi ne hallere düşmüş.

Onu gülerek dinleyen ihtilalcinin sevimli, sabırlı, yakışıklı olarak tanımlanması bir mecburiyetti. Çünkü o günler, onların günü idi.

Yani Bölükbaşı’nın ancak anladığı, anladığında ise çok geç olduğu o günler...

Not: Gözlemci gazetecinin o ihtilalciyi sevimli, sabırlı, yakışıklı bulmasının sebebi bayan olması olamaz. Olsa, olsa aç kalmama dürtüsüdür, mesleğini sürdürme arzusudur.

HAMİ’LER

Ünlü AKP büyükleri “aşk” üzerine konuşur olmuşlar. Kimi, süt işini halletmiş ve tuz zararlı işine girmiş yeni atattıkları Sağlık Bakanı’na rağmen, “Aşksız hayat tuzsuz pilav gibidir” demiş. Kimi, bizden geçti gayri düşüncesiyle, “Bir delikanlı veya bir genç kız aşık olmalı” demiş.

Ünlü AKP büyüklerine, Anadolu’nun bir darb-ı meseliyle yardım ediverelim biz de...

“Aşkı olmayan yiğidin gözü AKP’de olur.”

Ünlü AKP’lileri bu koruma (Gençliği AKP’den korumak) duygularından ötürü kutlamak gerek.

MAZERET

ABD istihbarat kuruluşu NSA’nın 35 lideri dinlediği ortaya çıkmış. (Şimdilik ve artık kim saymışsa)

Haberi okuyan yakın adam Gürsel bey bir sevinmiş, bir sevinmiş...

Neden demişler, bu sevinç...

Kemal bey’in başarısızlığına ne güzel kılıftır bu. Kemal bey NSA tarafından dinlenmemek için..

ŞEYTANIN ŞAHI

Anlaşarak Süper Şeytan’la olmuşsun şah;

İşittim ki caka satarmışsın etrafa.

Oyunun sonunda, piyonları ve seni

Doldurup torbaya, atarlar arka rafa…

ŞİŞİNMEK

Hindi “En güçlü olan benim!” dermiş,

Kabarıp şişinmeye başlayınca;

Acizliğini itiraf edermiş,

Yorulup şiş inmeye başlayınca…

EKREM ŞAMA