İhtiyat ihaneti

Abone Ol

İnsan söyledikleri ve yaptıkları kadar söylemedikleri ve

yapmadıklarına dair de bir sorumluluk sahibidir.

Söylediklerimiz tamam da söylemediklerimiz neyin nesi

Kimi yer ve zamanlarda dilimizle ifade, ikaz, ilan ve

beyan etmemiz gereken hallerle karşılaşırız. Durumu sinsi bir sükut ile

geçiştirmenin bize temin edeceği hasıla ateşten bir parça olabilecektir. Çünkü

susmaktan vazgeçip konuştuğumuzda  ki

söylenmesi gereken var demektir- başımız ağrıyabilir, canımızı sıkan

gelişmelere yol açabilir, konforumuz zarar görebilir. Tam da bu gibi

endişelerle susmayı seçebiliriz.

Yaptıklarımız tamam da yapmadıklarımız neyin nesi

Yapmadıklarımız, ilgili yer ve zamanda yapılması gerekli

olanlar cümlesindendir. İşte yine bu sebeple yapmadığımızda sorumluluğumuzu

ihmal etmiş olur, bunun sonucundan da sorumlu sayılırız.

Hayatta olduğumuz sürece etrafımızda olan biten kimi

hadiseler karşısında hakk ve adalete şahitlik etmemiz yahut bundan kaçınmamız

ölçüsünde şahsiyetlerimiz görünürlük kazanır. Müslüman oluşumuzun kıymet-i  harbiyesi bu hallerde açığa çıkar. Vahyin insana kazandırdığı esas duruş,

söylememiz gerekeni söyleyebilmek ve yapmamız gerekeni yapabilmek erdemine

dayanır ki müslüman olmayı diğer tüm seçimlerden farklı kılacak hususiyet bu

noktada tebellür eder.

Yeryüzünde insanlığa musallat olan zulüm, zorbalık ve her

tür sapkınlık karşısında söz ve eylem sorumluluğunun birinci adresi müslümanlar

olmalı.

Diğer yandan dünyada olan biten hadiseler karşısında

neleri söylememiz ve neleri yapmamız, neleri söylemeyip neleri yapmamamız

gerektiği konusunda zihinlerimizin yeterince net olduğunu söylemek zor.  Kafa karışıklığını üreten ve derinleştiren nedenler

var. Batılı kavram, kurum ve ilişki biçimlerinin İslam âleminde yaygınlık

kazanması başlıca sebepler arasında. Başkalarının kelimeleriyle konuştuğumuz

sürece kurduğumuz cümleler bizi ifade etmediği gibi sorunları daha da içinden

çıkılmaz hale dönüştürüyor.

 Konuştuğumuz bu

yeni dilin esas ve unsurları bize bazen söylememiz gerekenleri söyletmiyor ya

da söylemememiz gerekenleri söyletiyor. Alıştırıldığımız yeni yaşam biçimi ve

ilişki biçimleri tutum ve davranışlarımız üzerinde etkili olabiliyor.

Tam bir şeyler söyleyecek oluyoruz ki müslümanlığımıza

ait önceliklerimiz dışında kimi kaygılar ve muhasebeler devreye giriveriyor.

Tam bir şeyler yapmaya yelteneceğiz ki seküler ihtiyat göstergesi ikaz veriyor.

Müslümanlığımız bu yeni dünya ile sınanıyor. İşimiz kolay

değil.

Aklımızı ve yüreğimizi yeniden vahye ayarlama zamanı.