İhtiyacımı söyle ki muhtaç olduğumu bileyim!

Abone Ol

Gelişmek iyidir. Toplum içinde işgal ettiğimiz yerlerin sıhhati ve refahını belirler. Kişiselden başlayıp toplumsal olarak gerçekleşmesi şeklinde okusak yanılmış olmayız sanırım. Vicdan sahibi olmayan bir geliştiricinin, vicdan ile var olan insanı ve bu insanların oluşturduğu toplumu geliştirebilmesinden söz etmek ne kadar mümkündür

Evet. Doğru anladınız. Yine teknolojiye çatacağım. Yine faydasız ve bizi güdülebilir hale getirdiğinden bahsedeceğim. Gelişim, bireysel özgürlük ve farkındalık isimleri altında bizimle nasıl dalga geçtiğinden dem vuracağım. Bu kadar ihtiyaç edinilmiş mevzuları yazmamın ne faydası olacağını düşünenler olabilir. Bende onlara yüz doğru bir araya gelse hak olamayacağını hatırlatmakla yetinsem yeterli olur kanaatindeyim. Ben doğrunun savunucusu yahut defansif oyuncusu değilim. Doğru zamana ve mekâna göre şekil değiştirebilir. Bu yüzden doğru cazibesi şartlara bağlı, basit ve lokaldir. Oysaki varlığımızın tanımı ve işgal alanlarımız açısından baktığınızda hak kavramı yitik hazinemiz. İşte teknoloji dediğimiz illetin en büyük ihanetlerinden biridir doğru yu hak elbisesiyle pazarlamaktır!

En son ne zaman akıl terazinizde tartarak, emsallerini umursamaksızın, kalabalığa karışmaksızın bir eylem gerçekleştirdiniz

Teknolojik gelişim, Kapitalizmden bir cüzdür!

Hemen cevap vermeyin. Uzun uzun düşünülmesi gereken bir konu bu. Bugün moda diye ne giyeceğimize, sosyal medya olarak ne düşüneceğimize , sektör diye parayı nereye harcayacağımıza başkası karar veriyorken biz nasıl gelişebiliriz Hemen akabinde bireysel olarak ayrıştırdığı, duvarlarına özgürlük çizilmiş hücrelere hapsettiği insanları bir araya getirerek sosyalleştirmeye çalışan bir yapının toplumlara vereceği zararı hesap edebiliyor musunuz Teknolojinin öz kardeşi kapitalizm olduğu sürece biz dünyanın zenci lerinden başka neyi olabiliriz

Kapitalizm sömürmek için var olan bir yapıyken, en anlamlı ve süslü silahı teknoloji iken; bu teknolojinin insanın faydasına olabileceğine inanmak ne kadar anlamlı Bedelini ödemediğimiz hiçbir kolaylık yok. İhtiyaçlarımızı bile belirleyen bu sistem söyleyene kadar neye ihtiyacımız olduğunu bile bilmiyoruz. Hayatımızı kolaylaştırması, bize zaman kazandırması gereken bu aletler yüzünden hiçbir şeye zaman bulamıyoruz. Hız ve haz çağı diyorlar. Daha da hızlısının reklamlarını yapıyorlar. Kimse de bu hızla nereye gidiyoruz Yavaşlamamız lazım diyemiyor. Çünkü vakti yok. İstediği her işi bir tıkla yapabiliyor. Çocuğunun kreş aidatını, kredisini, eşinin kartını, faturaları ödüyor. Babalığı bu zannediyor. Çocuğuyla oyun oynamadan büyütüyor. Tüm kurslarının parasını bir tıkla ödeyebilmiş olmayı güç sanıyor. Yüz yüze geldiğinde kimseyle tartışacak cesareti ve donanımı olmayanlar, başka birinin fikrinin ardına saklanarak, kendini başka bir karaktere büründürerek ahkâm kesebiliyor. Bilgi havuzu bu kadar kirletilirken sen kendini nasıl bu kirden kurtaracaksın Bunun adı gelişim ise öncelik sosyal ve siyasal varlıktan önce kul olabilmektir. Bireysel gelişim kulluksa zaten cemaat olma zorunluluğumuz var. Başka bir geliştiriciye ihtiyaç duyan varsa bence bir kez daha düşünsün. Bugün hayatını geliştirmek için ihtiyaç duyduğun tüm uygulamaları güncellemek zorundasınız. Pardon. Başkası güncelliyor sen indiriyorsun. Özür dilerim, hata benim! Son güncellemesi bin dört yüz küsur yıl boyunca yapılmış, kıyamete kadar da tüm ihtiyaçlarımızı içeren bütünlüğe sahip, prospektüsü sarih ve anlaşılır bir sistem varken; bana teknoloji diye gelmeyin. Şeker hastalığının tedavisi bulunsa iğne satanlar bunun ortaya çıkmasına izin verir mi Bu düzen senden bir şey almadan (üstünde Franklin olmayan) sana bir güzellik yaptığı gün oturup bir daha değerlendiririz bu konuyu

Teknoloji iyidir demekle kapitalizm makul demenin farkı yok!

Uyan diyeceğim ama uyandığında, gerçekler yüzüne çarptığında, youtube kapandığında, twitır ve feysbuka ulaşılamadığında, pos cihazları arıza verdiğinde rüyalarını özleyeceksin diye korkuyorum! Oysa hiçbir rüya gerçek değil ki

BİR TEBRİK

Elbette ki Milli Gazete yapacaktı. Başkasında

görsem üzülürdüm. Yayınlarını menfaatlerine ve ideolojilerine

pazarlayanların ivazsız, bir anne şefkatiyle insan merkezli var

olabileceğine inanmak zaten zordu. Hiçbir reklam getirisi olmamasına

rağmen tam 149 sayı gazeteyle beraber çocukların beklediği Milli Çocuk,

büyüdü ve 150. Sayısında hacimli bir dergi oldu. Ağaç yaşken eğiliyor

madem en kıymetlimiz çocuklarımızsa eğer; kimliğinizi, ideolojinizi,

siyasi duruşunuzu bir kenara bırakıp çocuğunuzun yüzüne bir bakın.

İzlediği çizgi filmlerle mi büyümesini mi istersiniz, yoksa Milli

Çocukla mı Hadi geleceğe yatırım yapalım dediğimde aklınıza ilk gelen

uygun kredi ile arsadan daireye girmekse konunun sizinle alakalı

olduğunu düşünmüyorum!  Teşekkürler Milli Gazete Kalbinizin sahibine

emanet olun Eyvallah!!!