İhtiraslar Değil; Milletimiz Kazansın

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

ÖNEMLİ bir seçim dönemine girdik. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleri! Yeni “sistem”in ilk seçimleri bu! 82 milyonluk Türkiye olarak bir arada yaşıyoruz. Seçimler ülkemizin geleceğine ışık tutacak. Sorumluluk şuuru ve kardeşlik atmosferi oluşturmalıyız. İç barış yara almamalı.

16 senedir iktidar ve ana muhalefet partileri arasında kıyasıya polemik, kavga, kutuplaştırma yaşanıyor. Bu üslubun faturası çok ağır! İnsanlar alabildiğine hırpalandı; ayrıştırıldı; toplumsal barış zedelendi. İş çığırından çıkıyor.

Toplumun en büyük güvencesi “ıslah edici” insanları bünyesinde barındırmasıdır. Onlar, geleceği sağlam temeller üzerine kurarlar. Adalet, barış ve kardeşliğe önem verirler. Yarınlarımızın sorumluluğunu üstlenirler. Siyasi partiler bu anlayışta olmalı.

Saadet Partisi güzel bir üslup tutturdu. Birleştirici ve kucaklayıcı davranıyor. Türkiye olarak bu üsluba ihtiyacımız var. Abdullah Gül gelinen noktayı şöyle değerlendirdi: “İçte ve dışta büyük zorluklarla karşı karşıyayız. Kutuplaşma, ayrışma, korku ve kaygı ortamı var. Hamaset ve hakaretler siyaseti esir aldı.”

Yeni sistem kurulurken Türkiye ihtiras ve kibir ortamından kurtulmalıdır. Seçim güzel bir fırsat! Haksızlıklar giderilmeli; adalet tesis edilmeli. Bir taraf harcayamayacağı kadar para ve imkânlarla seçimlere giderken; isabetli ve gerçekçi çözümler sunan bir partinin sıfır imkânla seçimlere gitmesi insan olanın vicdanını sızlatıyor. Babasının verdiği 5 liralık harçlığı zarfa koyarak, “Temel Amca bunu seçimlerde harcayın” yazan Sincanlı öğrenci, büyüklerine öyle büyük dersler veriyor ki!

 MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR

SİYASİLER, Türkiye’nin meselelerini birlikte müzakere etmeli; çözüme odaklanmalılar. Sen-ben kavgasıyla bir yere varılabilmesi mümkün değil. Yıllardır üretime yönelik yatırımlar yerine; hizmet ve konfora dayalı açılışlar yapıldı. Yüzme havuzu, stadyum, spor kompleksi… Üç rakamlı sayılarla ifade edilebilecek kadar çok açılışın kaç tanesi üretim ve istihdam amaçlı? Medya gücü ve hamasetle her şey güllük gülistanlık gösteriliyor. Hâlbuki her alanda sayısız problemler var: Adalet, ekonomi, eğitim…

Seçimlerde, afişler üzerinde uçaklar havalandırılıyor; uçak, otomobil ve benzerlerini ürettiğimize dair bir algı oluşturuluyor. O uçakların nerede üretildiğini bilen bir Allah’ın kulu var mı? Bu göz boyayıcılık ne zamana kadar devam edecek?

Bu atmosferde, “Artık bıçak kemiğe dayandı” diyerek halk Saadet Partisi’ne kulak vermeye başladı. Çünkü Saadet Partisi siyasette polemiğe girmiyor. Kimsenin şahsiyetiyle uğraşmıyor. Fikirlere saygı duyuyor. Afakî konuşmuyor. İddialı; ayağı yere basan çözümler ortaya koyuyor. Teşkilatları uyum içinde! Üstlendikleri görevin “emanet” olduğuna inanıyorlar. Sorumluluklarının şuurundalar.

Saadet Partisi referandum döneminde halka “bir düşün!” dedi; halk da gereğini yaptı. Milli Görüş reçetelerine kulak vermeye başladı. Dinledikçe Saadet Partisi’ni sevdi ve teveccüh gösterdi. Saadet Partisi geniş halk kitlelerince daha fazla tanınmasın diye “alelacele seçim” kararı aldılar. Ama mızrak çuvala sığmıyor. Saadet’in yükselişini durduramıyorlar.

 HAKİKAT ÖRTÜLEMİYOR

HER alandaki yanlışlıkları ortaya koyarak bunların doğrusunu gösteren Saadet Partisi’nin halk nazarında hızla kabul görmeye başlaması, menfaatleri ellerinden gidecek olan bazı çevreleri rahatsız etti. Masa başı ve uydurma haberler yapmaya başladılar. Hele, havuz medyası içinde yer almakla birlikte, belirli bir seviyeyi korumasıyla tanınan bir medya kuruluşumuz hepimizi şaşırttı. Masa başı haber için Saadet Partisi “açıklama” yapmak zorunda kaldı.

İhtiras sahiplerinin Saadet Partisi’ne karşı uyguladıkları karalama kampanyası seçim kararı sonrası arttı. Seçimler yaklaştıkça iyice seviye kaybedeceği anlaşılıyor. Saadet Partisi, ihtiraslı kişiler ve tetikçilerine karşı uyanık olmalı. İtidalli tutumunu sürdürmeli. Sorumlu siyaset anlayışını korumalı.

Saadet Partisi istişareye çok önem veriyor. Her kesime hitap ediyor. Muhataplarıyla ortak noktalarda buluşuyor. İfrat ve tefritten uzak duruyor. Orta yolu izliyor. Çünkü 82 milyonun bu mesajlara ihtiyacı var.

Saadet Partisi Türkiye partisi haline geldi. Her kesim ve her meslek grubuna uygun çözümler ortaya koyuyor. Her siyasi parti ve her kesimden oy almayı hedefliyor. Diyarbakır’da Türkiye’nin meselelerini müzakere etmek için siyasileri bir platformda buluşturdu. Herkeste şu kanaat oluştu: “Bütün siyasi partileri ancak Saadet Partisi bir araya getirebilir?”

Saadet Partisi’nin mesajı 82 milyonu kucaklayabilecek güçte. Kudüs ve Filistin münasebetiyle 2 kere Türkiye bayrağı altında bir araya getirdi. Şimdi de tüm Türkiye’yi bir araya getirme azminde. Çünkü herkes saadet istiyor.