İhtilaflar tarihi

Abone Ol

İnsanlık tarihinin diğer adı ihtilaflar tarihîdir.

İhtilafın, kavganın ve savaşın olmadığı bir zaman diliminden söz etmek mümkün

değildir. İlk insan ailesinden (Âdem ve Havva) haber veren Kur an; o ailenin

iki oğlundan birinin bir hiç uğruna kardeşini öldürdüğünü anlatır. Tüm

peygamberler tarihi de mücadele ve savaşlara tanıklık eder. Aslında

peygamberler barışın tesis edilmesi için gönderilmiştir. Diğer tarih dersleri

de savaşları konu eder; zaten barışın tarihi yok denecek kadar azdır.

İhtilaf ya da farklı düşünmek ve davranmak; aynı anneden

dünyaya gelen kardeşlerin hatta ikiz kardeşlerin parmak izlerinin farklı olduğu

gibi gayet doğal ve gerçektir. Çünkü farklılıklardan oluşan bir varlıktır

insan. Zevkleri ve renklerinin farklı olduğu gibi hayat tasavvurları da

değişiktir.

Ancak farklı olmak ve ihtilaf içerisinde bulunmak kavga

ve savaş sebebi olmamalıdır. Savaş sebebi farklılık kabul edilecek olursa

yaratılışa bir itiraz söz konusu olur. Öyle değil, tabiatta olan farklılıklar,

değişim ve dönüşümler nasıl varlığın sürekliliğini sağlıyorsa; bireylerin

farklı olması da sosyal hayatın sürekliliğini beraberinde getirmektedir.

İhtilafın kavgaya değil rahmete dönüştürülmesi son nebi tarafından dile

getirilmektedir. Kavgaya dönüştürülen ihtilaflar bulunduğu toplumun onurunu,

izzetini ve mevcudiyetini elinden almaktadır. 800 yıl ayakta kalmış ve ciddi

bir medeniyet inşa etmiş olan Endülüs İslam Devleti nin sonunu; savaşa dönüşen

ihtilaf türü hazırlamıştır.

İhtilafların sebebi olarak; kültür, mezhebi anlayış,

coğrafi koşullar, örf, adet ve gelenekler söylenebildiği gibi asıl ihtilafın

kaynağı olarak; bireyin hayat tasavvuru ve bencil yaklaşımlar (kendisi için

istediğini bir başkası için isteyememe) söylenebilir. İslami dilde de şeytan ve

nefse tabi olmak ihtilafların ana kaynağı olarak kabul edilir.

Çağımızın önemli bir düşünürünün ittifak Hüda dadır heva

ve heveste değil sözü ayrı düşünmenin ve farklı olmanın; kavga ve savaşa sebep

olmamasının formülünü göstermektedir. Farklı düşüncelerin ittifakı bir

düşünürde/düşüncede değil, Hüda da olmasıdır.

Türkiye özelinde ve küresel anlamda Müslümanların en

önemli sorunlarını sıralayıp yazılması istense; sanırım ilk sırayı

Uhuvvet/vahdet yani müminlerin birliği alacaktır. Müslümanların birbirini

tekfir etmesi ve öldürmesi ihtilaflar sonucu değil midir Sosyal, siyasal ve

ekonomik güç kaybı ihtilaflar sonucu değil midir Coğrafi ayrılıklar ve

sınırlar ihtilaflar sonucu değil midir Yoksulluk ve cehalet bunun sonucu değil

midir Kâfirleri kurtarıcı el olarak görmek bunların sonucu değil midir

İşgaller ve katliamlar ihtilaflar sonucu değil midir Hâlbuki tüm ihtilaflar

bir zandır ve zanna dayanır. Zan ile mutlak doğru bir sonuca varmak mümkün

olmadığı gibi bu anlayış İslami de değildir. Yeryüzünde tevhid ve şirkin,

Müslümanlar ve diğerlerinin savaşı; üstü acık veya kapalı devam etmektedir.

Sathı müdafaayı dikkate almayanlar hattı müdafaayı da kaybederler.