İhanet çığlıkları eşliğinde seçim

Abone Ol

Ülkemizde üç ayı aşkın bir süreden beri devam eden `paralel yapı’nın uygulamaya koyduğu bir takım hamleler tartışılıyor. Son olarak Dışişleri Bakanlığı’nda Bakan Davutoğlu, Genelkurmak 2. Başkanı Org. Güler, MİT Müsteşarı Fidan, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sinirlioğlu’nun Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik muhtemel tehdidi ve alınması gereken tedbirlerin görüşüldüğü toplantının ses kayıtlarının montajlanıp servis edilmesi bardağı taşıran son damla oldu. Seçimlere böylesine bir ortamda gidiliyor olması ister istemez sandık başına gidecek insanımızı etkileyecektir. Bu gelişmeler seçimlerin ardından serinkanlılıkla değerlendirilecektir. Ancak, şimdilik en azından 3,5 aydır yaşananları sadece devlet içinde oluşmuş bir paralel yapı ve bu yapının gücü ile izah etmek eksik olacaktır. Bu duruma çeşitli kereler dikkat çekmeye çalıştım. Çünkü bu paralel yapının böylesine ülke güvenliğini tehlikeye atacak bir operasyonun içinde yer alması kendi gücüyle mümkün olmaz. O zaman bu gücün arkasındaki esas merkezi görmek ve onun üzerine gitmek gerekiyor. Bize göre bu merkez rahmetli Erbakan Hocamın 40 yılı aşkın süre boyunca insanımıza göstermeye ve anlatmaya çalıştığı Gizli Dünya Devleti’dir. Gizli Dünya Devleti denildiğinde akla ilk gelen beynelmilel Siyonizm ve koruyucusu ABD’dir. Bu bakımdan öncelikli olarak gizli Dünya Devleti’ni oluşturan uluslararası örgütlerin ülkemizdeki uzantılarının tespit edilmesi ve bunların üzerine gidilmesi gerekiyor. Böyle bir girişime anında bu Gizli Dünya Devleti’nin içerideki uzantıları vasıtasıyla karşı hamleye girişecektir. Hatta bir takım sıkıntılar yaşanacaktır. Ama toplumumuzun bu gerçeği görmesi için bedel ödemeyi göze almak gerekiyor. Bu arada atılması gereken en önemli adım bu Gizli Dünya Devleti’nin görünür organları ve destekçileri ile ilişkinin sınırlandırılması, gerekirse kesilmesi gerekiyor. Gizli Dünya Devleti’nin içeriği, yapısı ve hedefleri tam olarak bilinmeden darbeleri, durduk yerde patlayan ayaklanmaları ve tabii ki 17 Aralık’ta başlayıp devam eden gelişmeleri doğru okumak mümkün olmaz. Özellikle de olayları sadece bir takım iç oluşumlarla izah etmek işin perde arkasını görmemek ve topluma da göstermemek için çaba sarf etmek demektir. Bunun ise ülkemize sadece zarar vardır. Çünkü Gizli Dünya Devleti’nin ülkemizdeki uzantılarının kökü kurutulmadan başımız dertten kurtulmayacaktır. Bu bakımdan yarınki seçimlerde ülkemize dönük Siyonizm’in tüm hedeflerini yıllar önceden tespit edip bunu topluma anlatmaya çalışan Milli Görüş Hareketi’nin bugünkü temsilcisi Saadet Partisi’ne verilecek oyların önemi büyüktür.

İktidara gelebilmek için küresel güçlerle bir takım anlaşmalar yapanların Gizli Dünya Devleti’nin ülkemizdeki uzantılarının kökünü kurutmaları mümkün değildir. Ayrıca bu iş sadece siyasi iktidarların tek başlarına halledebilecekleri bir meselede değildir. Milletimizin böyle bir mücadelede görev üstlenmesi gerekiyor. Çünkü hedefte Türkiye vardır. Türkiye’nin güçsüz kalması, küresel güçlerin istekleri karşısında direnecek gücünün olmaması isteniyor. Seçimler şöyle ya da böyle geçecektir. Önemli olan ülkemizin geleceğidir. Bu bakımdan oy hesapları uğruna Gizli Dünya Devleti’ne karşı verilmesi gereken mücadelede bazı partilerin ortak hareket etmemeleri varlık sebeplerini inkâr anlamına gelir. Eğer bazı partilerin varlık sebebi Gizli Dünya Devleti’ne hizmet etmek değilse. Böyle bir duruma ihtimal dahi vermek istemiyorum.

Sonuç olarak eğer 3,5 aydır yaşananlar insanımızın ve özellikle de siyasi partilerin Gizli Dünya Devleti’ni görmelerine vesile olmuşsa şerden hayır çıkmış olacaktır. Tüm bu gelişmelere rağmen şer güçler gizliliklerini koruyabilmiş, insanımıza sadece öne sürülenleri görme ve onlara yüklenme düşmüşse bundan sonra işimiz daha zor demektir.