BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
DÜNYANIN en büyük sivil toplum kuruluşları içinde yer alan İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG), Köln’de devlet gücüyle organize edilebilecek bir disiplin içinde uluslararası bir sempozyuma imza attı. İGMG’nin hizmet halkası Avrupa’dan Amerika’ya; Kanada’dan Avustralya’ya; Balkanlar’dan Japonya’ya kadar uzanıyor. Cami merkezli çalışmalar, sosyal yardımlaşmadan eğitime kadar pek çok alanı kapsıyor.
“Arakan Krizi ve Çözüm Yolları” konulu sempozyum İGMG, HASENE ve Arakan Platformu tarafından organize edildi. Köln’ün merkezi bir otelinde! Konuyla yakından ilgilenen 20 akademisyen ve uzmanın her biri 10-25 dakika arasında değişen sunumlar yaptı. 500 kişilik davetlinin 200 kadarı, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen temsilciler; 300 kadarı da İGMG’nin genel merkez; çeşitli ülke ve bölgelerindeki üst düzey yöneticilerden oluştu.
Sempozyum’da konuşan İGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, dünyada en fazla zulme uğrayan azınlık grubu olan Arakan’ın (Rohingya) yaşadığı insanlık dramını tasvir etti: “Bir yer düşünün! İnsanlar resmen evlenemiyor, devletleri yok. Eğitim hakları ellerinden alınmış. Vatansız kalmışlar. Ev denilen yerleri yıkılmış; ırz ve namusları talan edilmiş.”
Programın genel koordinesini yürüten Arakan Komisyonu Başkanı Muhammet Turhan sempozyumun amacını açıkladı: “Arakan zulmü artarak sürüyor. İnsanlık ölmekte; cesetler sahillere vurmakta. Hukuk çerçevesinde çözümleri konuşacağız.”
Sosyal yardım kuruluşu HASENE’nin Genel Başkanı Mesut Gülbahar ise; “Arakan krizine daimi çözüm bulmayı amaçladıklarını” belirtti.
SÖZÜN BİTTİĞİ YER
GÜN boyunca devam eden programda göz yaşartıcı, buruk ve duygusal sahneler yaşadık. Sinevizyon gösterisi vahşet ve soykırımın ulaştığı noktayı belgeleyen etkileyicilikte idi.
Arakan Ulusal Örgütü Başkanı Nurul İslam, İngiliz sömürge hükümetinin bile tanıdığı temel haklarını, 1962’de bağımsızlığına kavuşan Birmanya’nın tanımadığından yakındı: “Arakan yerli, barışçı bir halk. Bizi vatanımızdan çıkarmak istiyorlar. Bir komplo karşısındayız.”
Prof. Dr. Abid Bahar, “Arakan’da insanlık sorunu yaşanıyor” diyerek Birmanya hükümetinin, “Arakan bir virüstür. Siz onları öldürmezseniz, onlar sizi öldürür” propagandasını yaygınlaştırarak, soykırımlarına gerekçe hazırladıklarını anlattı.
Arakan soykırımı konusunda dile getirilen başlıca tespit ve çözüm önerileri şöyle:
Birmanya ordusu zorbalık yapıyor. Kimse evsiz, vatansız kalmamalı. İnsan, onuruyla yaşamalı.
Bir el dokunuşu ve sarılma bile Arakanlıları mutlu etmeye yetiyor. Çözüme hasret durumdalar. Arakanlı anne-babalar çocuklarını kucaklayamıyorlar.
Zulüm ve açlığa maruz kalanın dini ve etnik kökeni sorulmaz. Bu insanları “çaresiz” bırakamazsınız. İnsani değerler ekonominin çok üstündedir.
Arakan Birmanya’ya gelmedi; Birmanya Arakan’ın üzerine gitti. Krizin sorumlusu çatışmacı üslupla, Naziler gibi soykırım uygulayan Birmanya hükümetidir. Budist inancıyla hareket ediyor; Budist olmayanları hayat hakkı tanımıyorlar.
Yavaşlatılmış soykırım yöntemiyle etnik temizlik uygulanıyor. Birmanya hükümetinin izin verdikleri dışında haber akışı yok. Gazetecilere baskı uygulanıyor. Gördüklerini yazamıyorlar. Bangladeş’e sığınmış 1 milyon civarındaki Arakanlının anlatabildikleriyle yetiniyoruz.
İGMG GENEL MERKEZİ’NDE
İGMG Köln’de, ağaçlık ve yeşillikler arasında güzel bir genel merkez binası satın almış. Komple satın alınan büyük binanın bir bölümünde, Erbakan Hocanın Yüksek Mühendis olarak çalıştığı Deutz Motor Firması’nın çimento işlerini takip eden bir ünitesi var. İGMG’nin kiracısı durumundalar.
İlhan Bilgü kardeşim refakatinde binanın basın, eğitim, sosyal hizmetler, cenaze işleri, mescit gibi ofislerini gezdik. Yoğun bir hizmet temposu içindeler. Genel Başkan Kemal Ergün, sempozyumun ertesi günü bazı misafirleri makamında kabul etti.
Sayın Ergün, eğitimci ve gazetecilerden oluşan oturumda İGMG’nin çalışmalarını, karşılaştıkları sıkıntıları anlattı. Genel Başkan “uyumlu” kadrolarla çalışıyor. Alanına hâkim. Başlangıçta samimiyet ve heyecanla yürütülen hizmetlere teknik ve sistematik bir boyut kazandırmış.
Türkiye’deki yöneticilerin başka ülkelerle ilgili sert söylemlerinin çalışmalarını zorlaştırdığını, vatandaşlarımızı preslediğini söyledi. Hiç gerek yokken, referandumdaki sert söylemlerin 15 senelik kazanımlarına zarar verdiğini açıkladı. Bu yüzden, Almanya’daki 2 bin cami, eğitim merkezleri ve okulların sıkı takibata uğradığını belirtti.
Kabulde söz alarak Peygamber Efendimizin (S.A.V.) Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanlar gibi birbirine göre “uç” insanlarla yaptığı Medine Sözleşmesi ışığında toplumumuza, farklı unsurlarla “bir arada yaşama” kültürü kazandıramadığımızı dile getirdim. Toplantı, samimi bir atmosferde gerçekleşen müzakereler şeklinde sona erdi.
Almanya ziyaretim, uzun süre görüşemediğimiz dostlarla hasret giderme, hatıraları tazeleme ve yeni dostlar edinme fırsatı verdi. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.