Iğdır?dan seslenirken

Abone Ol

Iğdır Üniversitesi nde katıldığımız bir programda

Türkiye nin değişmeyen görünümü ve yansımaları bütünüyle aynı.

Anadolu nun farklı güzellikleri var. İnsanının sıcaklığı,

samimiyeti, gerçeklerini yaşamak bir özlem. Küreselleşen şu dünyada hızlı bir

değişim yaşanıyor. En ücrada bulunanlar da bundan etkileniyor. Çünkü artık

iletim araçları bütün yoğunluğuyla da hayatımızda.

Yolculuğum sırasında gidiş ve gelişimde, konaklama

sürecinde insanlarla olan ilişkilerimde ve gözlemlerimde çok şeyi fark

ediyoruz. Değişik ama bir birbirini tamamlayan bakışlar. Ezici çoğunluğu elinde

bulunduran iktidar büyük bir güce sahip. İnsanların genelde bağlılıkları ne

ideolojik ne de düşünseldir. Genelde iş alanı ve yatırımların olmaması istihdam

boşluğu oluşturuyor. Genç bir nüfusa sahibiz. Büyük bir artış var. Türkiye

genelinde 194 dolayında üniversite var. En küçük ilin üniversitesinde bile en

az on beş bin öğrenci bulunuyor. Küçükten büyüğe çok büyük bir toplam

oluşturuyor. Üniversiteler her yıl büyük oranda mezun veriyor. Bunlar diplomalı

işsizler. Haklı olarak insanlar çocuklarının geleceklerinden, iş ve mesleki

alanlarda kaygılılar. Onların iş bulabilmesi için mutlaka gücün yanında yer

almaları gerekiyor. İnsanın güçten yana olma bir psikolojisi var. Uçakta biri,

belediye veya halkın tercihleri açısından güç neredeyse orada olmak gerekir.

Bir tarafta kepçelerle dağıtılıyor, diğer tarata ise hiçbir şey yok. O zaman

kovalarla ve kepçelerle dağıtılan yerde olmalısın ki pay alabilesin. Gençliğin

bir ideolojisi yok. İdeolojiler daha çok felsefi olmaktan çok yapay oluşlara

dayanıyor düşüncesindedirler.

Ticaret ile ilgilenen yan yana oturduğumuz uçak yolculuğu

arkadaşım, ekonominin büyük bir çıkmazda olduğunu her an bir patlama olmasının

söz konusu olabileceğini belirtti. Kendisinin kira gelirlerinin olduğunu, fazla

giderlerinin olmadığını de vurguladı.

Türkiye nin genel görünümü bakımından örnek olsun için

vurguluyorum. Bir aziz dostumun şu yaklaşımı tabloyu tamamlıyor bir bakıma.

İtikatta Milli Görüşçüyüz, amelde ise AK Partili. İnsanı gülümsetecek bir

durum ama gerçek. Zaten görünümde büyük güç Milli Görüş ü bitirmiş gibi bir

görünüm var. Tabii bu, özden uzaklaşmış olmanın da bir sonucu. Müslümanların

aralarındaki ayrışmaları dinî ve fıkhî sorunların algılanış ve kavrayışlarından

çok günümüz mantığı ile kimi saçma yaklaşımlara dayanıyor. Karşılığı olmayan

bölünmeler.

Kavmi ayrışmaların da bir karşılığı bulunmuyor. Bugün

Arapların çok parçalı oluşu kavmi sosyolojik bir temele dayanmıyor.

Özellikle Şia karşıtlığının vardığı sonuçlar çok daha

vahim ve tehlikeli. Şia olan yol arkadaşımın tepkisi çok büyük. İbadetlerini

aksatmadığını özellikle vurguluyor. Televizyonlarda dini program yapanların Şia

aleyhtarlığı büyük bir uçurum oluşturuyor. Şu adamları neden konuşturuyorlar.

Bizi kâfir olarak ilan ediyorlar, aslında bizi tekfir etmek ile onlar dinden

çıkıyorlar. Üniversitede İslâm düşüncesi ve şiir geleneğimizi üzerinde durduk.

Peygamberimizin Hassan Bin sabit İle Ka b Bin Züheyr i yanında şair olarak

bulundurması onlara şiir söyletmesi, hırkasını Ka ba giydirmesi önemli. Üstat

Sezai Karakoç un belirtmesiyle Peygamberimiz hırkası ile şairlerin ve şiirin

üstünü örtmüştür. Şiirimiz bu hırkanın altındadır. Bundandır ki, şiirimizde

Peygamber sevgisi en duyarlı ve en güzelini oluşturuyor. Peygamberimizi

naatlarda, kasidelerde, mevlitlerde, ilahilerde, mesnevilerde daha sıcak ve

yakın buluyoruz. Bu sevgiyi başka hiçbir şey böyle güçlü olarak vermiyor.

Günümüzün açmazları şiir, edebiyatının pozitivist ve batı

etkisinden olmasından ötürüdür. Peygamber sevgisi ile büyük medeniyetimizi

diriltebiliriz, yeniden büyük yolculuğa emin adımlarla çıkabiliriz. Şiirin gücünü

asıl özünde tutarsak çok sorunun üzerinden gelebiliriz.

Davette bulunan bizi yalnız bırakmayan aziz dostum Prof.

Dr. Rektör Yardımcısı Faik Yılmaz, eşi dergimizin de yazarlarından Ayşegül

Yılmaz, oğulları Bedir, Üniversite Rektörü Prof. Dr. İbrahim Hakkı Yılmaz,

Kafkas Üniversitesi nden Dr. Adem Polat, Araştırma Görevlisi Azer Yavuz a ve

adlarını anamadığım diğer dostlarıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum.