İftar öncesi okunacak kitaplar

Abone Ol

Hayat kaynağımız, yol haritamız Kur’an Ramazan ayında nazil olmuştur. Öyleyse biz de Kur’an’ı şimdi, bu ayda bize inmiş gibi bir sıcaklık ve heyecanla okuyalım. Mukabelenin mantığı da bu değil midir zaten. Onu birlikte okuyarak gündemde tutmadır mukabeleden kasıt. Mukabelenin tam tersi nedir diye soracak olursanız, Kur’an’ı anlamadan okuyarak, anlayıp da yaşamadan okumaktır, denilebilir. İlahi kelamdan firar eden aklımızı yeniden vahiyle tanıştırmadıkça Kur’an okumuş sayılmayız. Ramazan ayında Kur’an okumaktan maksat bütün zamanlarda okunması gereğine vurgu yapmaktır. Yoksa Kur’an’ı Ramazan ayına hapsedip sair zamanlarda kafamıza göre takılmak falan değildir. Şayet Kur’an’ı hakkıyla okursak okuduğumuz diğer kitapları da bu ışıkla daha esaslı anlamış oluruz. Ramazan’da tam da günün ortasında açlık ve susuzluk sıkıntısı çekenler için işte iftar öncesi kitaplar:

Brezilyalı Kanarya: Şair Alper Gencer’in futboldan yola çıkarak hali pür melalimize fırça katkısı yaptığı bir kitap. Ortalığı yumuşatmak isteyen, ‘hayat biraz da oyun değil midir yahu’ der gibi orta sahadan kalemize şut çekerken bile kalecimizin yerine geçmesini bekleyen bir üslup. Ne yapsam ve nasıl anlatsam diyenlere mahsus bir hassasiyetle kaleme alınmış bir hikâye, yani hepimizin hikâyesi. Sahada on bir kişi olduğunuza bakmayın, rakip takımı da sayarsanız 22 kişisiniz. Sahada rakip takım dâhil kaç kişiyseniz hayatta da öylesiniz diyen bir kitap. Etnik ve kültürel yönden birbirinden farklı kimlik sahibi 8 kişilik bir halı saha takımının edebiyat öğretmeni Bayram Hoca ile tanıştıktan sonra hayata bakış açılarını değiştirdikleri bir futbol hikâyesi Brezilyalı Kanarya. Yalın gerçeği Bayram Hoca’ya söylettiriyor Alper: “Futbol hayattan daha çıplak bir oyundur.”  Fenerbahçeli yıldız futbolcu Alex De Souza bu hikâyede takımı bir araya getiren kolektif ruhu temsil ediyor. Nefsine hâkim olmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap “Brezilyalı Kanarya”. Üstelik yazarı bir şair. Daha ne olsun.

Hayret Perdesini Temaşa: Merhum Ayşe Şasa’ya Hatıra-Armağan kitap. Hazırlayan Serdar Arslan. Ayşe Şasa kitabı beş bölümden oluşuyor. Yaşamı ve Eserleri bölümüyle ilgili geniş bir derlemenin yer aldığı kitapta Hayat Sanat Hakikat bölümünde Atilla Dorsay’dan Semih Kaptanoğlu’na, Celal Fedai’den Salih Tuna’ya birçok yazar ve sanatçının yazıları yer alıyor. Bu bölüme Hasan Aycın da çizgisiyle katkıda bulunmuş. Hatıralar bölümünde Hasan Ali Yıldırım, Nedim Hazar ve Metin Erol gibi yazarların mektup ve hatıralarına yer verilmiş. Abdurrahman Badeci, Sümeyya Karadoru ve Zeynep Ural’ın yaptıkları son söyleşilerin yanı sıra ‘Bir Vuslata Bakmak’ bölümünde İhsan Kabil, İlber Ortaylı, Mustafa Armağan gibi birçok yazarın ardından yazdıklar hayret perdesini temaşa ediyor. Ayşe Şasa ruh macerası çok iyi okunması gereken bir gönül insanıydı. Bu fakir onu tanımakla mülkiyetin altında ezilmemenin ne büyük şans olduğunu kavradı. Hayatı da sinemayı da acı tatlı, tutarlı tutarsız yanlarıyla en iyi bilenlerimizdendi. İyi atlara binip gitti. Önce arkasından Fatiha, sonra da “Hayal Perdesini Temaşa’ kitabını okumalı.

Bir İnkılâp Daha Var: Ercan Köksal’ın inceleme araştırma kitaplarından bir yenisi. Dikkatli ve özenli. Harf inkılabı sonrasının yaşanmış hikâyelerini derlemiş Ercan Köksal. Hasan Ali Yücel’in çocuk şiirinde itiraf ettiği. “Eskiyi unut/ Yeni yolu tut/ Türklüğe umut/ Sen ol çocuğum.” dizelerindeki niyetin tecessüm edişidir harf inkılâbı öykülerinde dile gelen. Nuri Arlasez’den Muallim Cevdet’e, Seyyid Taha’dan Hattat Halim Özyazıcı’ya, İbrahim Hakkı Konyalı’ya kadar birinci ya da ikinci ağızdan anlatılan ibret öykülerine dayanıyor. Bu öyküleri okuduğunuzda üstat Cemil Meriç’in kamusla namus arasında kurduğu ilgiye bir kez daha hak vereceksiniz. İftara çeyrek kala okuyun.

Dersimiz Edebiyat: Mehmet Nuri Yardım hızına yetişilemeyen bir yazar. Enerjisini iştiyakından alıyor belli. Ne vakit karşılaşsak bir kitabını takdim ediyor. Bu kaçıncı oldu hatırlamıyorum. Elimde okuyup bir çift söz için bir kenara ayırdığım “Dersimiz Edebiyat” kitabının 3. baskısı var. Hemen söyleyeyim, bu kitap yeni kuşaklara yeniyi öğretme gibi pratik bir işleve sahip. Laf kalabalığından uzak, samimi sıcak ve de gerektiği kadar konuşan bir insanı dinlemek gibi keyifli. Büyük bir kısmı hayatta olan bu kıymetlerle yapılmış söyleşilerden oluşuyor kitap. ‘Dersimiz Edebiyat’ iyi bir öğretmen tarafından ders saatini aşmadan verilen derslerden bir buket gibi. Kitap okumama orucu tutanlara ısrarla tavsiye edilir. Edebiyattan zayıf aldığı için derse küsen öğrenciler ise mutlaka okumayı denemeli; iyi gelecektir.

Şehirler Arası: Hatice Tekin’in ilk öykü kitabı. Tekin 1966 doğumlu kendi ifadesiyle yetişkin üç çocuk annesi. Şiar-yazar Ali Ural’ın yazarlık atölyelerinde sabır sınavını geçerek yetişip mezun olmuş bir öğrenci. ‘Şehirler Arası’ öykülerini geçmişle şimdi arasında fark etmeden yaptığı yolculukların toplamı kabul ediyor. Hatice Tekin Konya ile İstanbul arasında mola yerinde dinlendiği için midir bilinmez her iki bölüm hikâyelerine de oldukça coşkulu giriş yapıyor. Hikâyelerinin başlıklarını saymıyorum, o başlı başına bir yazı konusu. İnsan hikâye kapısından adım atar atmaz kendini hikâyenin içerisinde buluyor. Sevgili okur, bu hikâyelerin neden okuyucuyu da hikâyenin içine çekip suça ortak ettiğini çok merak ediyorsan, benden sana tavsiye, kitabı bir de sen oku. Okuduktan sonra konuşalım.