Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Fesat; bir şeyi denge dairesinden az veya çok çıkarmak demektir. Bu; yiyecek ve içecekler için bozulma ve kokmayı, ameller için geçersiz ve hükümsüz olmayı; bunların dışındaysa gerek nefis gerekse bedende meydana gelen maddi manevi yıkım ve tahribatı, toplumda ortaya çıkan kokuşma ve dengeden sapmayı ifade eder. İfsat: Bozmak, fesat çıkarmak, ifsat etmek, itidalden; dengeden, faydalı ve adil olmaktan çıkarmak, kokuşturmak demektir. Fesat, Kur’an’da çeşitli ayetlerde, genellikle yeryüzünde fitne uyandırıp, insanların durumunu ve yaşama yollarını İslam’dan saptırıp, dünya ve ahiret saadetini engellemek anlamında kullanılır. Müfsit; bozan, bozgunculuk yapan demektir. Günümüz dünyasında fesat çıkaranlar; inkârcı, ırkçı Siyonist Yahudiler, haçlı, müşrik Hristiyanlar ve de bu iki kesimin iş birlikçisi Müslüman görünümlü münafıklardır. Bunlar hevalarını ilah edinenlerdir. ABD, İsrail, AB ve İslam ve insanlık dünyasının iş birlikçi yönetimleri bu fesadın elebaşlarıdır. Bunlar, Büyük İsrail’i kurmak, Siyonizm’in dünya hâkimiyetini sağlamak için fesat yapıyorlar. Fesat için çalışanların helak ettiği iki şeyin “hars” ve “nesil” olduğunu Kur’an bize haber verir.
Kur’an’da “hars” kelimesi, kadın ve tarla için kullanılır. “Nesil” kelimesi ise zürriyet, insan ve hayvan nesli ve ekilip dikilen tohum olarak kullanılır. Bu fesatçılar, kadını kısırlaştırıyor, tarlayı çoraklaştırıyor, insan ve hayvan neslini, tohumu bozuyor. Fert ve toplumlar için esas olan tevhit inancıdır. Tevhit; Allah’tan başka, kulluk edilecek, rızası gözetilecek, yardımı istenecek, teklif ve telkin ettiği hak ve adalet ölçülerine uyulacak, yaratan, yaşatan, yöneten başka bir ilah yoktur demektir. Allah, yarattığı kullarına yol göstermeye layık tek hak ilahtır. İnkârcı Siyonist Yahudiler, müşrik Hristiyanlar ve de münafıklar, fesat işine tevhit akidesini bozmak ile başlamışlardır. Müslümanların ve insanlığın, öncelikle tevhit inancının fesadına karşı duyarlı olmaları gerekir.
BİRLİK
Kur’an; kâinatta hâkim olan birliğin, düzenin ve dengenin tevhitten, yani hak İlah’ın bir olmasından kaynaklandığını, eğer göklerde ve yerde birden fazla ilah olsaydı, sulhun bozulup, yerine fesadın hâkim olacağını belirtir. Enbiya 22: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, yer ve göklerin nizamı, düzeni, dengesi bozulurdu. Arş’ın, sınırsız kudret ve iktidar makamının Rabbi olan Allah onların yakıştırdığı sıfatlardan münezzehtir.” Hristiyanlar; “Allah, üçün üçüncüsüdür”, Yahudiler; “Allah’ın eli sıkıdır”, Müşrikler; “Önünde eğildiğimiz putlar, bizi Allah yaklaştıran vasıtalardır” derler. Bunlar Allah için uygun olmayan yakıştırmalardır. Göklerde ve yeryüzünde yalnızca Allah'ın ilâhlığı egemendir. Yeryüzünde de insan iradesiyle gerçekleşen işlerde fesat olur. Yeryüzünde insanların çoğunluğu, Allah’ı değil de hevalarını, başka varlıkları ilah edindiklerinden, birçok batıl ilahlar ortaya çıkar. Bunun sonucunda batıl ilahların peşine takılan insanlar, diğer insanlar üzerinde rableşir, ellerine geçirdikleri yerleri mülk edinmeye, egemenlikleri altına almaya çalışır, yani Allah’ın Rablik ve melikliğini tanımayıp, kendi hevalarını bu makama oturturlar. Bu insanlar, ister inkârcı Yahudi, ister müşrik Hristiyan ve de münafık olsun durum değişmez ve bunlar yeryüzünde fesat çıkarmayı görev ve din bilmişlerdir. Bunlar; ilahi nizama, adil düzene inat, kendi ürettikleri faizci kapitalist düzen ile yeryüzünü yaşanmaz hale getirirler. Onlar elleriyle yaptıkları yüzünden denizde ve karada düzeni bozarlar. İsrail ve ABD’nin öncülük ettiği bu fesadın tek çaresi, yeniden tevhit inancına sarılmaktır. Yeryüzünde yaygınlaşan fesat, sadece tevhit ile durdurulabilir. Bütün peygamberlerin mücadelesi, tevhit mücadelesidir. Tevhit inancının telkin ve teklif ettiği tek hak din ise İslam’dır. İslamsız, ıslah da olmaz, saadet de olmaz.
ISLAH
Her şeyi bir ölçü ile yaratan Rabbimiz, nimetlerini verip düzen ve yolunu gösterdiği beşeri alandaki dengenin akıbetini, iradeli davranışlarımıza bırakmış ve insan cinsi için imtihan sahası kılmıştır. Yaratıcımızın, doğru yolda olanları müjdelemek, sapanları uyarmak üzere elçiler gönderdiği insanlar, önce tek bir ümmet idiler. Yürütülmek istenen fesat düzenlerinin engellenmesi, bozulan dengenin adil bir düzenle ıslah edilmesi, müminlerin, Müslümanların, din ve düzen olarak İslam kapısını tutmuş Milli Görüşçülerin temel görevlerindendir. Islah etmek, Milli Görüşçüler, müminler ve Müslümanlar için bir hilafet, emanet ve imaret görevidir. Bu görevlerden kaçmayı Kur’an kınamıştır. Milli Görüş kadrolarının ıslah için ortaya koyduğu hedef, önce Türkiye, sonra İslam ve insanlık âlemini kapsamı içine alan bir bütünü ifade eder.
“Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” hedefi, önce Türkiye’nin ıslah edilmesi için gerekli plan ve programlardır. Milli Görüşün temel gayesi, Türkiye’nin tarihteki şerefli yerini alması, ıslaha öncülük edebilecek kıvamda lider bir ülke olmasıdır. Böyle bir Türkiye, ancak yeni bir dünyanın, İslam Birliğinin kurulmasına öncülük edebilir. Milli Görüş kadrolarının yapmak istediği ıslah, mevcut bozuk düzenin iyileştirilmesi değil, bu zulüm düzeninin yerine adil bir düzen kurarak, köklü bir değişimi ifade eder. Bu köklü değişim yapılmadan Türkiye, din ve ahlakta, ilimde, talim ve terbiyede, ekonomide, tarım ve hayvancılıkta, hukukta, yönetimde, hür ve müreffeh bir ülke olamaz. Milli Görüş kadrolarının bu millete anlatacağı şey; Milli Görüş zihniyetinin sahip olduğu, inanç esasları, hak ve adalet ölçüleri, kurmayı hedeflediği adil düzenin nasıl bir düzen olduğudur. Milli Görüş kadrolarının varlık sebebi, bu necip milleti aslına döndürmektir. Bu ıslah mücadelesi, sıradan siyasi çalışmalarla yürütülebilecek bir şey de değildir. Erbakan Hoca’mız bu çalışmaların temel unsurlarını net bir şekilde ortaya koymuştur. Önemli olan bu unsurları ete kemiğe büründürmektir. Selam hidayete tabi olanlara…