Gazeteci-Yazar Sibel Eraslan Türk Edebiyatı Vakfı‘nda "Analarımız" başlıklı konferans verdi.
Hz. Meryem‘in yaşadıkları ile bugün Filistin‘de yaşananlar arasında büyük paralellikler olduğunu söyleyen Eraslan, Hz. Meryem‘in de bugünkü Filistinliler gibi Refah kapısından Mısır‘a geçtiğini belirtti. Soyadı Ali- İmran olan Hz. Meryem‘in Kur‘an-ı Kerim‘de her iki ismiyle iki Sure‘ye ismini verdiğini kaydeden Eraslan, Hz Meryem‘in Annesi Hanna‘nın 60‘lı yaşlarında Meryem‘e hamile kaldığını ve Hanna‘nın Meryem‘i Allah‘a adadığını aktararak, "Hz. Meryem Hanna‘nın terbiyesinde yetişti. Hz. Meryem bir Muallime idi. İnsanları eğitmeye kendini adamıştı. İslam medeniyeti Vakıf medeniyetidir. Sadece somut kurumlar vakfedilmez. İnsan birkaç saatını Allah‘a adayarak o saatlerini vakfetmiş olur. Hz. Meryem de Allah‘a adanmıştı. Allah uğruna insanları eğitiyordu. Çevresinde binlerce öğrencisi vardı. Böyle bir anadan babasız Hz. İsa doğdu" dedi. İslam‘da vakıflar aracılığıyla binlerce insanın yetiştiğini söyleyen Eraslan, "Yetimleri koruyan vakıflarımızda Tarık bin Ziyad gibi nice kahramanlar yetişti. Anasız- babasız yetimlerin alınıp, topluma hizmet eden ve büyük başarılara imza atan insanlar yetiştirildiğine, tarihimizde çokça rastlarız. " diye konuştu.
İslam binasının dört sütunlu dört anası var
Hz. Peygamberimizin bir gün yere bir birine paralel dört uzun çizgi çizerek, "Bu çizgiler kimleri temsil ediyor biliyor musunuz?" diye etrafındakilere soru yönelttiğini ve beklenen cevap gelmeyince, "Bu dört çizgi Müslümanların iffet, merhamet timsali Analarıdır. Birincisi Hz. Musa‘yı yetiştiren Asiye validemiz, İkincisi, Hz. Meryem validemiz. Üçüncüsü Hz. Hatice. Dördüncüsü de Hz. Hasan ve Hüseyin‘in anası Hz Fatıma‘dır" dediğini aktardı.
Analarımızın hayatını yeniden okumalıyız
Eraslan dört Annemiz hakkında şunları söyledi: "O Asiye ki doğurmadığı Musa‘yı yetiştirdi. O Meryem ki, her anı Allah‘a adanmıştı. O Hatice ki, İslam davası uğruna bütün malını kaybetti. Hatta onun için şu söylenirdi, ‘Kureyş zenginlerinin malları bir kefeye, Hz. Hatice‘nin maddi zenginliği bir kefeye konsa, Hz. Hatice‘nin terazideki kefesi ağır basar‘. İşte öyle bir zenginlikteki Hatice‘nin, İslam sevdasına mallarının tamamı tükendi. Öyle bir Fatıma‘ki Peygamberimize en yakın olan isim olarak 28 sene ona şahitlik etmişti. Mücadelesinde çektiği sıkıntıları onunla birlikte göğüslemişti."