İdeolojik yaklaşım samimiyeti yok ediyor

Abone Ol

Sistemi korumak, ülkede herşeyin hukuk kuralları içinde kalmasını sağlamak durumunda olanlar ideolojilerinin esiri olur, hareket tarzlarını ideolojileri belirleyecek olursa o ülkede insanların ortak bir noktada buluşmaları mümkün olmaz. Çünkü, herkes olayları kendi ideolojisine göre yorumlayacak, ona göre de hukukdan bir sonuç bekleyecektir. Bir başka ifade ile idare edenler, özellikle de bir takım kurumların başında bulunanlar siyasi ve ideolojik tavırlarının esiri haline gelirler, kararlarını ve yaklaşımlarını şekillendirecek  olurlarsa ülkeyi çatışma ortamından kurtarmak mümkün olmaz.

Söz gelimi bir savcı tarafından başlatılmış olan Ergenekon soruşturması hususunda farklı kesimler farklı tavır sergiliyor.

Ergenekon nedir Ergenekon benzeri yapılanma sadece şu anda yürütülen soruşturmaya konu olan yapılanma mıdır Yoksa İkinci bir benzer yapılanma daha var mıdır Eğer ikinci bir yapılanma varsa her iki yapılanmada da yer alan kişiler var mıdır Söz gelimi Ergenekon yapılanması tamamen yerli midir Bunun dışında bir takım uluslararası bağlantıları olan ve bu bağlantılar yoluyla yönlendirilmeye çalışılan, Türk iç politikasını belirlemeye çalışan bir yapılanma söz konusu mudur

Aslında toplumun düşünen kesimleri öncelikli olarak bu soruların cevabını bulmak durumunda değiller midir Bu soruların cevabını bilmeden taraf olmak insanı yanlış sonuçlara götürmez mi Elbette insanların tavır almasını sempati ve antipatileri belirlerse böyle bir yaklaşımın hukuki bir niteliği olamaz. Öyle olunca da bazıları rahatlıkla "Ergenekon davası ucu açık devam etmesin" diyebilmektediler. Bir davanın ucu açık olup olmamasını kişisel istekler belirlemez ki. Soruşturma devam ederken davanın ucu açık devam etmesin demek, "Bu kadarı yeter, daha derine inilmesin, işin aslı tam olarak kavranamasın" demek değil midir Alınan ifadeler yeni bazı kişilerin daha sorgusuna başvurulmayı gerektiriyorsa  nasıl olacak da davanın ucu kapatılacak Kaldı ki, eğer söz konusu yapılanmanın kanun ve hukuk dışı eylemleri olmamışsa davanın ucunun açık devam etmesinde ne mahzur var. Aksine davanın ucu açık devam edilmeli, boş yere insanlar zan altında bırakılmamalıdır. Şahsi kanaatim budur.

Bu arada bazı Alman gazetelerinin, İlhan Selçuk, Doğu Perinçek ve Prof. Kemal Alemdaroğlunun gözaltına alınmasını,"Türk milliyetçilere darbe" şeklinde nitelendirmeleri de giderek işlerin iyice birbirine karışacağını gösteriyor. Söz konusu kişiler milliyetçi olarak nitelendirildiğinde MHPnin temsil ettiği düşünceyi ne olarak ifade etmek gerekir

Fikri ve zikri ne olursa olsun insanların sadece bir zan ile gece yarısı evlerinden alınmasını, günlerce sorgulanmasını kimse tasvip edemez. Ancak, son operasyonun ardından üzüntülerini ifade edenlerin benzer her konuda üzüntü beyan edip etmediklerini hatırlamaya çalıştığımızda söz konusu üzüntülerin samimiyetine ve gerçekliğine inanmak mümkün olmuyor. Bir başka görüşün insanları gece yarıları evlerinden alınıp günlerce gözaltında tutulurken üzüntü duymak bir yana, sevinçlerini bile gizlemeye gerek duymuyorlarsa bilinmelidir ki hareket tarzımızı belirleyen hak ve hukuk değil, ideolojilerimiz olmuştur. Elbette, herkesin kendine göre bir inancı ve ideolojik yaklaşımı olacaktır. İnsan olmanın gereği budur. Ancak, ideolojimiz bizi haktan ayrılmaya itiyorsa o zaman toplum halinde farklılıklara rağmen birlikte yaşamak mümkün olmaz. Bu ise o ülke ve toplum için zaaf anlamına gelir.