Eski Cumhurbaşkanı‘nın davaya dahil edilip edilmeyeceği, edilirse sanık olarak mı, tanık olarak mı dahil edileceği merak ediliyor...
İkinci İddianameye giren "Yakamoz" adlı darbe planına göre, örgüt TSK‘nın yeniden düzenlenmesi, sivil idarenin yeninden düzenlenmesi ve dış dünyayla ilişkilerin yeniden düzenlenmesi başlıkları altında çalışmalar yürütecekti. "Yakamoz"da dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök‘ün etkisizleştirilmesi hedefleniyordu. Örgüt darbeye engel olarak görülen AB‘ye de karşı tavır koyuyordu.
‘Yakamoz‘la ülkeye yeni düzen
İkinci İddianameye giren "Yakamoz" adlı darbe planına göre, örgüt TSK‘nın yeniden düzenlenmesi, sivil idarenin yeninden düzenlenmesi ve dış dünyayla ilişkilerin yeniden düzenlenmesi başlıkları altında çalışmalar yürütecekti. "Yakamoz"da dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök‘ün etkisizleştirilmesi hedefleniyordu. Örgüt darbeye engel olarak görülen AB‘ye de karşı tavır koyuyordu.
Darbeci Çete Davası‘nın 2. İddianamesi‘nde "Yakamoz" kod adlı darbe planına geniş yer verildiği görülüyor. Yakamoz‘da örgütün diğer darbe planlarında olduğu gibi yapılan eylemler karşısındaki tepkilere karşı ne gibi tedbirler alacağı anlatılıyor. "Yakamoz"da dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök‘ü etkisizleştirmeyi tasarlayan örgüt, darbeye engel olarak görülen Avrupa Birliği‘ne karşı da mitingler planlıyor.İkinci İddianameye giren "Yakamoz" adlı darbe planına göre, örgüt TSK‘nın yeniden düzenlenmesi, sivil idarenin yeninden düzenlenmesi ve dış dünyayla ilişkilerin yeniden düzenlenmesi başlıkları altında çalışmalar yürütecekti. Diğer darbe planlarında olduğu Yakamoz‘da da örgütün ne gibi faaliyetlerde bulunacağı, yapılan eylemler karşısında ne gibi tepkiler gelebileceği ve gelen tepkiler karşısında neler yapılacağı ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. İddianameye göre "TSK‘nın Yeniden Düzenlenmesi" başlığı altında bir lider belirlendiği ve bu lidere bağlı "Danışmanlar-Adli/İdari/Mali/Siyasi" ve "Ayışığı Darbesini Planlayan ve Uygulayacak Olan Kadro" olduğu görülüyor. "Yakamoz" darbe planına göre, liderin altında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı‘nın olduğu, bu komutanlıkların altında ise "Karargah Çalışması Yapanlar" ve "Karargah Çalışmasını uygulayanlar" şeklinde bir yapılanmanın yer aldığı görülüyor.
Güven vermeyen komutanlara kesik!
"Yakamoz" da darbeyle ilgili faaliyetlerde güven vermeyen komutanlar şemada kesik çizgilerle belirtilmiş. Şemada eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanı Yaşar Büyükanıt ve eski 2. Ordu Komutanı Fevzi Türkeri‘nin isimleri kesik çizgilerle kare içerisine alınıyor. Sivil İdareyi de "Yakamoz" ile yeniden düzenlemeyi planlayan örgüt, "Cumhurbaşkanı ve yanına 7 kişilik grup", hemen altında "Cumhurbaşkanına Bağlı Bakanlar Kurulu" onun altında ise "Görüşmelerin gizlilik içinde yürütülmesi ve kadroların oluşturulması/ TSK", "Diğer/sivil idare", "Yerel yöneticiler (5 kişi)", "Siteler" ifadeleri kullanılıyor. "Yakamoz" kod adlı darbe planının daha sonraki bölümünde ise "Direktifler" ana başlığı altında, "Planlama, Üst kademenin şekillendirilmesi, Zamanın kullanımı, gelişecek olaylar ve geliştirilecek olaylar ayrıntılarıyla anlatılıyor. "Yakamoz"da diğer darbe planlarında olduğu TSK‘dan tasfiye edileceklerin yanı sıra mülki idareler, yerel yönetimler ve mahkemelerle ilgili hazırlıklar yapıldığı görülüyor. Üst kademeyi şekillendirmeyi amaçlayan örgüt, 1 ve 2. Ordu Komutanlarının by-pas edilmesi için kurmay başkanlarının seçilmesi, çalışkan ve tembellerin belirlenmesi gibi çalışmalar yer alıyor.
Tedbirler bir bir sıralanıyor...
Darbe planına göre bütçenin, ABD‘nin, AB‘nin ve basının çalışmalara karşı gösterebileceği tepkilerden korunulması için gereken tedbirler sıralanıyor. Bu tedbirler içerisinde ABD ve AB karşıtı mitingler düzenlenerek, ABD ve AB‘nin ikiyüzlü olduğu kamuoyuna yansıtılması planlanıyor. İddianamede "Yakamoz" adlı darbe planında "Kullanılacak argümanlar" başlığı altında sıralananlar dikkat çekiyor. Örgüt, Genelkurmay Başkanı‘na karşı, "Laik T.C Devletini satıyor, TSK‘nın bekasal etkinliğini bitiriyor, İrticai faaliyetleri destekliyor" gibi propaganda yapmayı hedefliyor...
"Çetenin kasası sendika"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yürütülen Darbeci Çete Soruşturması‘nın ikinci iddianamesinde, Türk Metal İş Sendikası Başkanı Mustafa Özbek‘in Cumhuriyet Gazetesi‘ne sağladığı maddi finans desteğine dikkat çekiliyor. İddianamenin 1013. sayfasındaki değerlendirme yazısında, Türk Metal İş Sendikası Başkanı Mustafa Özbek‘in Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‘a danışmadan hiçbir iş yapmadığı ifade edilerek şu görüşlere yer veriliyor: "Şüpheli Mustafa Özbek‘in Mustafa Ali Balbay‘a danışmadan hiçbir iş yapmadığı görülmektedir. Görünüşte farklı siyasi görüşlere sahip olan bu kişilerin birbirlerine danışmadan hiçbir adım atmamaları da aralarındaki örgütsel ilişkinin önemli göstergelerinden birisidir. Yine Mustafa Ali Balbay‘dan ele geçirilen belgeler arasında yer alan ve Mustafa Özbek‘le yaptıkları görüşmelerde Metal İş Sendikası‘nın yüklü miktarda parasının olduğu, bunun yüzde 40‘ını istedikleri şirketler vasıtasıyla kullanabilecekleri şeklindeki notlar ile şüpheli Mustafa Özbek‘in her ay düzenli olarak Cumhuriyet Gazetesi Strateji ekinin finansmanı için para gönderdiği, bu para gönderme işinin çok uzun yıllardan beri devam ettiği göz önüne alındığında, darbe ortamı hazırlanması çalışmalarında sivil toplum kuruluşlarının yanında, büyük kitleleri harekete geçirme kabiliyeti bulunan sendikaların da tek merkezden yönetilmeye çalışıldığı ortaya çıkmaktadır."
Ersöz, Balbay‘ı da gizli kayda almış
Darbeci Çete Davası soruşturmasının ikinci iddianamesinde, eski Jandarma İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Levent Ersöz‘ün, kendi odasında kabul ettiği Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‘a gizli yaptığı görüntü kaydı da bulunuyor. İddianamenin 1012. sayfasında yayınlanan değerlendirmede şu görüşlere yer veriliyor: "Şüpheli Mustafa Ali BALBAY‘ın Cumhuriyet Çalışma Grubu üyelerinden olan Levent Ersöz ve Hasan Atilla UĞUR ile 23.12.2003 tarihinde Hasan Atilla Uğur ile Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhında yaptıkları ve şüpheliler tarafından gizli kamerayla çekimi yapılan görüşmenin dökümünde, cumhurbaşkanının mesajlarını şüphelilere ilettiği, bazı yerlerde nasıl kadrolaşılabileceğini görüştükleri, asker olan şüphelilerin elde ettikleri istihbari bilgileri Mustafa Ali BALBAY‘a ileterek kullanılmasını sağlamaya çalıştıkları, kendilerine gelen haberlerin de doğruluğunu teyit için her zaman istihbarat birimlerini arayıp teyit edilecek haberleri yazdırmalarını söyledikleri anlaşılmaktadır."
Köşk, Selçuk ve Balbay‘ın "ikinci adresi" olmuş
Darbeci Çete Davası‘nın 2. iddianamesinde Mustafa Balbay‘ın günlükleri de yer alırken, bu günlüklerde dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer‘le İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay‘ın defalarca randevusuz görüştüğü anlatılılıyor. İddianamede, "Sezer‘in görevini sürdürmesi için, mevcut gelişmelere karşı şahsi değerlendirmelerinin alınmasına ilişkin plan" çerçevesinde şüpheli İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay‘ın Cumhurbaşkanı Sezer‘i ziyaret ettikleri yer aldı. Mustafa BALBAY‘ın günlüklerinde randevusuz gerçekleşen bu görüşmelerin detaylı şekilde anlatıldığı belirtilen iddianamede, günlüklerde geçen görüşme notlarına da yer verildi. Günlüklerde "10 Eylül Salı 14.30 Cumhurbaşkanı ile görüşme" başlığı altındaki notta Balbay ve Selçuk‘un randevusuz olarak ziyaret ettikleri Sezer‘le 80 dakika görüştükleri görülüyor. Sezer‘in Balbay ve Selçuk‘a "Siz Ankara‘ya gelince haber verin yazılı randevu başvurunuza gerek yok. Mutlaka zaman ayırırız" dediği belirtilen notta, medya dünyasındaki yeni gelişmeler konusunda Sezer bilgilendiriliyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Sezer, Balbay‘ın notlarına göre görüşmede, medya dünyasıyla ilgili sorunlarda "Benim yapabilecek bir şeyim varsa söyleyin" diyor. Günlüklerde 28 Ocak 2003 günü yapıldığı anlaşılan görüşme ile ilgili notlarda ise Sezer, AKP‘yi takiyeci olarak nitelendiriyor ve "Bana geliyorlar, sayın cumhurbaşkanım çok haklısınız diyorlar, biz de inanmış gibi yapıyoruz. Abdullah GÜL geldi. Açıkça söyledim, bakın dedim, değil 363, 550 kişiyle gelseniz dahi yapamayacağınız şeyler var. Bunu unutmayın. Devlet çarkını olumsuz etkilemeyin, dedim. Dikkatle dinledi ama, yine bildiklerini yapıyorlar" diyor. Notlara göre, kadrolaşma konusunda çok dikkatli hareket ettiğini belirten Sezer, en az kötü olanı tercih ettiğini belirtiyor.
Şüpheli gazeteci...
Savcılığın değerlendirme yazısında, "Şüphelinin gazeteci olmasına rağmen özellikle 2003-2004 yılları arasında şüpheliler Mehmet Şener ERUYGUR‘la müteaddit defalar görüşmesine rağmen bu görüşmelerin hiçbirini gazetedeki köşesinde yayınlamadığı" görüşleri de yer aldı.
Genç subaylar haberine övgü
Darbeci Çete Davası soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‘ın bilgisayarından çıkan günlüğe, Darbeci Çete Davasının 2. İddianamesinde geniş yer veriliyor. Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun‘la yaptığı bir görüşmeyi günlüğüne not alan Balbay, Atasagun‘un "Genç subaylar tedirgin" manşetini nasıl övdüğünü yazıyor. Notlara göre Cumhuriyet gazetesi yazarlarıyla bir araya gelen Atasagun, Cumhuriyet‘in ‘Genç Subaylar Tedirgin‘ yazısının kaynağını soruyor. Kendilerine de çok sayıda mektup geldiğini belirten Atasagun, 1. Ordu Komutanlığı‘ndan gelen mektuplara bakılırsa ordunun ihtilale hazır olduğu gibi izlenim çıktığını söylüyor. Balbay‘ın günlüklerinden Şenkal Atasagun‘un Cumhuriyet gazetesi yöneticileri ve yazarlarıyla 2003 yılında iki kez yemekte bir araya geldiği anlaşılıyor. O görüşmelerde Cumhuriyet gazetesinin Genç Subaylar Tedirgin manşetinin çok etkili olduğunu belirten Atasagun, konuşmasını şöyle sürdürüyor: "İlhan bey, ben sizin kadar karamsar değilim. Bunları biz tanıyoruz. Türkiye‘de çark tersine, önce ben sonra partim en son ülkem. Oysa bunu tersine çevirebilsek... Cumhuriyet‘in manşeti (Genç Subaylar Tedirgin) çok etkili oldu. Bu haber başka yerde çıksa başka değerde olur, bir de sizin imzanız var... Kaynağınız ne bilmiyorum ama önemli olmalı... Eğer mektuplarsa bize de geliyor. İstanbul‘dan birinci ordudan geliyor. Oraya baksan birinci orduda her şey hazır, ihtilale hazırlanıyorlar... Gazetecilik olarak diyeceğim bir şey yok. Bu haber hangi gazeteciye gelse, önemli haber... Ama inanın bu haberle TSK içindeki çatlak derinleşti."