Gündem

İdam!

İdam!

Abone Ol

Yaklaşık 1,5 yıl önce, bir bayram günü ortadan kaybolmuşlardı. Arkalarında, iki çift gözü yaşlı anne-baba ile vicdanları kahreden koskoca bir Türkiye bırakarak.

Emniyet, titiz bir araştırmayla nihayet ‘katile‘ ulaşmış. İtirafından da o üç ‘sabi‘nin cebinde topladıkları bayram şekeri olan elbiselerine sarılı o küçük kemiklerine.

Caninin anlattıkları; insanın kanını donduruyor, dehşete düşürüyor. Tüylerini, diken diken ediyor.

Aynı yaşlardaki, kendi kızımı düşünüyorum. Ürperiyorum. Bir anda ‘kor‘ düşüyor yüreğime. İliklerime kadar hissediyorum, acıyı. İnsanın kalbi, duracakmış gibi oluyor.

Maalesef, ‘Allah, anne-babalarına sabır yağdırsın‘ demekten, başka ne gelir elden.

Nasıl? Evet, adına insan denilen bir varlık, nasıl yapabilir bunu? Aslında, cevabı da oldukça ürkütücü bir soru.

İnsan, değil. İnsani, hiç değil.

Hatta birçok açıdan, hayvani bile değil.

Olsa olsa şeytanidir. Bir cinnet, halidir.

Pedofil (sübyancı) kişilikli ‘cani‘, şimdi adaletin kollarında. Peki, ne tür bir ceza alacak? Yüreklerdeki yangın, nasıl sönecek?

Bu psikoseksüel rahatsızlıklı hunhar ruh, üç dünya tatlısı yavrunun hayatına kastetmenin bedelini nasıl ödeyecek?

Herkesin ilk aklına gelen ve ‘hakkaniyete‘ en uygun ceza; tek.

İdam.

Hatta mümkünse, üç kere idam!

Dünyaya ibret olacak şekilde.

Taksim‘de veya Kızılay‘da da infaz edilmeli ki, bir daha, bu tür bir sapkınlığa kimse tevessül etmesin.

İnsanın kalbinden, ‘kör testereyle kıtır kıtır kesmek lazım‘ diye geçiyor.

Ama ne mümkün.

Anayasa ve yasalarımızda ‘idam‘ diye, bir cezai müeyyide yok. En ağır ceza, ‘Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis‘. Hukuk, toplumun genel vicdanıdır. 72 milyonun vicdanı da; yargının, meri kanunlara göre vereceği ‘idam‘ dışındaki bir cezayı ‘hak‘ görmeyecektir.

En önemlisi, ya bir genel af çıkarsa!

3-5 yıl sonra elini kolunu sallayarak sokaklarda gezecek olan bu kişi, yeni sabilerin peşine düşerse!

İdam, tekrar gelsin mi gelmesin mi?

Bilinen en eski ve en sert ceza yöntemi olan idamın, İslami, hukuki, siyasi ve sosyolojik yönleri oldukça derin.

O yüzden sadece, özet rakamlar ışığında ‘kısa‘ bir durum tespiti yapmak istiyoruz.

Ülkemizde, ilk önce 2002‘de savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar, 2006‘da ise tüm suçlar için ‘idam‘ cezası kaldırıldı.

Peki niye kaldırıldı?

Tahmin edildiği gibi, Avrupa Birliği‘ne uyum için. İdama mahkûm edilen terör örgütü lideri Abdullah Öcalan‘ın durumunun da, bu süreçte etkin rol oynadığı da bir gerçek.

Dolayısıyla şu anda, Ceza Kanunu‘nda idam yok.

Birkaç gündür, siyasilerin söylediklerine de bakılırsa, getirilme ihtimali de yok.

1920-1984 yılları arasında geçen 64 yıl boyunca; Meclis‘çe onaylanan 15‘i kadın 712 mahkumun idam cezası infaz edilmiş.

Bunun içinde, İstiklal Mahkemeleri‘ndeki yargısız infazlar yok. Tahminen, İstiklal Mahkemeleri kararıyla da, 1500-2000 kişi darağacında idam edilmiş.

En son idam edilen ise sol görüşlü siyasi bir suçlu olan Hıdır Aslan. İnfaz tarihi, 25 Ekim 1984.

Şeyh Sait ile birlikte 47 idam. Mustafa Kemal‘e yönelik İzmir Suikasti davasında Ziya Hurşit ile birlikte 18 idam. Kubilay‘ın öldürüldüğü Menemen olaylarında, 28 idam.

1960 darbesinde ise Başbakan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan başta olmak üzere 70 idam. 12 Mart‘ta 17 idam. 12 Eylül‘de sağdan soldan 50 idam. Neredeyse 27 yıldır uygulanmayan ‘idam‘ cezasını isterken, yukarıdaki tabloyu unutmamak lazım.

Eğer yeniden getirilecekse de, cezası idam olan suçlar, adalet terazisinde titizlikle tartılmalı. Sonrasında konjonktür rüzgârına göre cani ile masum sıfatı değişmemeli.

Çünkü burası Türkiye.