Allah’ın emirlerine göre idam cezası var iken, biz ülke olarak idamı kaldırdık ve yasalardan çıkardık. Buna mukabil Allah’ın yasak ettiği birçok hususu kanunlaştırdık ve meşru kıldık. Bütün bunları Avrupa Birliğine girme uğruna yaptık. Şimdi bugünlerde de yine AB’nin talimatları doğrultusunda 72 maddelik kanun paketi var. AB’nin dayattığı ve kabul ettirdiği bu kanunlar ülkemizde ahlaksızlığı körükledi ve toplumu maneviyatından uzaklaştırdı ve tahribat devam ediyor…
Maneviyatçı bir gençlik yetiştireceğiz diyen iktidarın 14 yıllık icraatına baktığımızda tam dersine ahlaksızlık diz boyu, menhiyat alabildiğince arttı. Örnek olarak öğrenci evlerinde birlikte yaşam meşru görülmeye başlandı. Namus mefhumu ortadan kalktı. Şunu da düşünmüyor değilim. Bu iktidar ne söylüyorsa onun tersi oluyor. Tersini söyleseler acaba düzü çıkmaz mı diye de aklıma geliyor.
Şehit haberlerini izleye izleye artık devamını dinlemeye yüreğimiz tutmuyor. Biçare kalmış iken bu da yetmemiş gibi bir de kendi çocuğunu, ahlaksızlığı uğruna katlettiren annenin kanları donduran dehşet verici haberini ibretle ve nefretle izledik. Gerek bu tür cinayetler, gerek kadın cinayetleri ve toplu katliamlar idam cezası kaldırıldığından bu yana alabildiğince arttı. Ve öyle görünüyor ki bu idam cezasının olmayışı bu canilere cesaret veriyor.
Ahlaksızlığa yol açan sebeplerin en başında gelenlerinden birisi televizyon dizileridir. Son yıllarda dizilerin de ötesine geçen çanlı canlı birçok kanalda yayınlanan evlendirme programları, adeta fuhşa davetiye çıkartıyor. Reyting uğruna da birbirleri ile yarışır hale geldiler. İktidar yanlısı bir TV kanalında yayınlanan evlendirme programında sunucu maneviyatı da alet ederek; arada bir besmele çeker gibi oluyor, onu da tam beceremiyor, ayrıca bir de La havle çekiyor, onu da bilmediği için yarıda bırakıyor.
Hemen her konuda konuşan Ey falan! Ey filan! Diyerek nutuk atan Sayın Cumhurbaşkanımız bir gün de Ey RTÜK! Sen ne yapıyorsun Bu televizyonların hali ne Bu ahlaksızlığa ve menhiyata ne zaman dur diyeceksin Demesi gerekmez mi Gerekir ama heyhat, bu güne kadar RTÜK’e karşı böyle bir çıkışı olmadı ve olacağı da görünmüyor.
Yazımızın başında bahsettiğimiz idam cezası hususu, hazır gündemde Anayasa değişikliği varken, Türk Ceza Kanununa idam cezasının konulması teklifinin, mensubu bulunduğum Saadet Partisi tarafından gündeme getirilmesi ve bu hususta gerekli çalışmaları yaparak kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum.
Yapılan manevi tahribatın önüne geçmek için Saadet Partisi dışındaki partilerin herhangi bir çalışmasının olacağını düşünmüyorum. Olsaydı bugüne kadar ortaya konurdu. Onun için bu görev Milli Görüşe ve onun mensuplarına düşmektedir. Selam ve saygılar.
İsrafil BAYRAKÇI