İçten yıkılmak

Abone Ol

İsrail salıvereceği 104 esirden 26’sını daha saldı. Bu, Filistin’de suni bir bayram havası estirilmesine neden oldu. Yeni bir tutuklu kafilesinin salıverilmesi esasında Gilad Şhalit takasının bir uzantısı. 104 kişilik salıverilecekler listesinden 26 kişinin daha eksilmesi, Filistin yönetimi ile İsrail arasında yeni bir takasın sonucu olup olmadığı sorusunu akla getiriyor.  Esasında İsrail’in Mahmut Abbas’ı ödüllendirmesi için çok nedeni var. Kudüs’ün geleceğini ve statüsünü askıya alan geçici anlaşmayı kabul etmesi karşılığında sus payı veriliyor ve Filistinliler nezdinde imajı parlatılıyor. Onun ötesinde Mahmut Abbas’ın İsrail’e faydaları saymakla bitmez. Bunlardan birisi İsrail’in bölgesel pozisyonunu güçlendirmesidir. Ilımlı Arap Kampı adı verilen kampın içinde yer alıyor ve bu kamp bölgede İsrail’in varlığını pekiştiriyor.  Özellikle Arap Baharı sürecinde İhvan eksenine karşı çıktığı gibi Filistin’de de Hamas’a karşı çıkıyor. İsrail’e vekâleten Hamas ile mücadele ediyorlar. Mahmut Abbas, Rabin’in Arafat’tan istediğini yapıyor. Bu, İsrail’in güvenlik taşeronu olmasıdır. Bunu sektirmeden ve maharetle icra ediyor. Geçici statü ve Kudüs konusunda belirsizliği kabul ederek İsrail’e yeni tavizler veriyor. Şimdi İsveç peyniri gibi delik deşik olan Filistin’in yüzde 17’sinde bir devlet kurmayı hayal ediyor. Elbette buna İsrail yanaşırsa! Lakin İsrail oldubittilerle Filistin’i yutmaya devam ediyor. Güvenlik işbirliği sayesinde Batı Şeria, Yahudi yerleşimciler açısından dikensiz gül bahçesi haline gelmiştir. Eskiden fanatik Yahudiler her türlü Filistinli direnişini göze alarak; güvenlik risklerine rağmen Filistinlilerin yurdunda yaşamayı veya yeni kurulan yerleşim bölgelerine yerleşmeyi kabul ederdi. Ramallah ile İsrail arasındaki güvenlik işbirliği ve koordinasyonu sayesinde buralar dikensiz gül bahçesi haline gelince canını her şeyden çok seven ve esirgeyen laik Yahudiler de buralara akın etmeye başlamışlardır. Burada hayat, sağlanan ekonomik imtiyazlarla birlikte kelepir ve cazip hale getirilmiş ve ekonomik durumu yerinde olmayan yeni evlilerin gözde mekânı olmuştur.

*

İsrail de bu hizmetlere mukabil, Mahmut Abbas’ın daha fazla gözden düşmemesi için zaman zaman 26 esirin salıverilmesi gibi bazı jestler yapıyor. Bununla birlikte kaşıkla verdiğini kepçeyle alıyor.

Sözgelimi esirlerin salıverilmesinden sonra 1500 konutluk yeni bir yerleşim birimi kurulması gündeme getirilmiştir. Ayrıca Netanyahu bu tür taktik adımlar atarak üçüncü intifadanın gelişimini sekteye uğratmak istiyor. Bundan dolayı esirlerin bırakılmasını yeni yerleşim merkeziyle bağlantılı bir pazarlık olduğunu söyleyenlere çatan Mahmut Abbas ‘Sesinizi kısın ve ağzınızı kapatın haysiyetsizler ve milliyetçilikten nasibini almamış güruhlar!’ demiştir. Görüldüğü gibi İsrail’in siyasi rüşveti içerdeki ayrılık seslerinin bastırılmasına yarıyor! Mahmut Abbas’ın içerdeki muhalefete karşı elini güçlendiriyor. Al gülüm ver gülüm ilişkisi. Mahmut Abbas, barış süreci varmış gibi davranıyor ve karşılığında cüzi ödüller alıyor.  Bu tarz rüşvetler sürecin canlı kalmasına yarıyor. Bunun üzerinden hem Mahmut Abbas, hem İsrail hem de ABD kârlı çıkıyor. Mahmut Abbas oyalayarak yola devam ediyor. İsrail, Filistin halkını oyalıyor. Öfkesini kontrol ediyor. ABD ise Ortadoğu’da bu tür suni rüzgârlarla birlikte gedik ve eksikliklerini kapatıyor.  

*

Esasen öteden beri bazı savunma refleksi içinde arkadaşlarımız var. Filistin halkının İsrail’e toprak satmadığını ve taviz vermediğini savunuyorlar. Hâlbuki bugün gelinen noktada bunu kendilerini temsil eden organlar yapıyor. Reel politik gibi nedenlerle Filistinlilerin topraklarını pazarlıyorlar. Hatta bundan İsrailli kimi hakperest yazarlar bile yakınmaya başlamıştır. Richard Falk gibi BM adına çalışan insaflı Yahudi raportörler olduğu gibi Haaretz yazarlarından Amira Hass gibi objektif kalemler de var. Bunlar da aynı tespitte birleşiyorlar.  Amira Haas bir yazısında Mahmut Abbas’ın tavizlerinin Netanyahu ve hükümetini şımarttığını ve azdırdığını yazmıştır. Bu azgınlık sonucunda Mescid-i Aksa’yı paylaşma ve yutma çağrılarına hız verildiği gibi yeni yerleşim merkezlerine de kaldığı yerden devam edilmektedir. Amira Haas’ın yazdığını daha müdellel bir biçimde İsrail basınını yakından takip eden Salih Neami de yazmıştır. Başlığı bile her şeyi ortaya koyuyor: “Batı Şeria’nın Yahudileştirilmesinde Filistin Yönetiminin rolü… (http://www.aljazeera.net/ opinions/pages/c4ab3254-5bcf-4320-924a-fdea026f9afb )” Kraldan fazla kralcı olmanın âlemi yok. Evet! Bazı Filistinliler kendi onurlarını ve geleceklerini satıyorlar. Bizim kötülerimiz başkalarının kötülerine cesaret veriyor ve öncü oluyor. İsrail’le müzakerelerin gizli yürütülmesi de hem şantaja açık hem de manipülasyona açık bir görüntü arz etmektedir.