İçindekini Devir İçini Çevir

Abone Ol

HER yeni gün, yeni bir sorun ile yüz yüze kalıyoruz.

Sorunun kaynağını öğrenemeden bir yenisine yol alıyoruz. Uzun zamandan beri

sürekli değişken gündemin peşinden koşturan bizler, Türkiye de yaşayanlar,

aşırı derecede anlama ve anlamlandırmada hazım problemleri yaşıyoruz. Belki de

okul yıllarından kalma aşinalıkla bir şekilde içine düşürüldüğümüz havuz

probleminden kaçıyoruz. Her gün kükreyen büyüklerimiz neden sükûnet ile

konuşmaz, bir türlü onu da anlayabilmiş değiliz. Ya da en çok bağıranın en

haklı olduğuna dair bir karine var da biz es geçmişiz, görememişiz. Öyle ki

sürekli akla seza sözler duyup da hikmetini araştırmadan kılıfına yoldaş olarak

buluyoruz kendimizi. Bazen insanın akıl ve ruh sağlığını tehdit eden

saçmalıklara kilitlenip kalıyoruz. Bir kişi çıkıp hakkı söylese anında yapılan

manipülasyon ile milyonlarca yürekli insan kendilerine gösterilen teröristleri ,  fanatikleri  ve hainleri linç etmeye hazır hale geliyor. Hemen bir had bildirme,

bir etiket yapıştırma telaşına düşülüyor. Bize kim nasıl gösteriliyorsa biz onu

o şekilde anlamaya ve algılamaya devam ediyoruz. Mesela katiller, caniler,

hırsızlar iyi olurken; masumlar, mazlumlar ise kötü, terörist ve hain

olabiliyor. Kimin sesi çok çıkıyorsa iyiyi de kötüyü de iyiliği de kötülüğü de

o tayin ediyor.

İnsana dair o kadim gerçeği, fıtri gerçeği unuttuğumuzda

vardığımız bütün çıkarımlar, yorumlar yarım ve eksik kalıyor. O insanın

unutma ve aldatılma özelliği İnsanın özgürlüğü hatırlamasıyla başlıyor.

İnsan hatırlayarak başlayınca işe seçme , bağımsızca karar verme ve onu

uygulama melekesini yeniden kuşanıyor. Bu da bütün bu kirli oyunları bozmayı,

sahte karakterlerin foyasını meydana çıkarma kabiliyetini veriyor. İnsan

düşlemeye, düşünmeye başlıyor ve bu da insanı harekete geçiriyor. Aksi takdirde

gündelik hesapların içinde kaybolup gidiyor. Bir türlü içine düştüğü kuyudan

çıkmayı akledemiyor.

Ki insanı diğer mahlûkattan ayıran özelliklerinden biri

de merak etmesidir. İnsan kendini, çevresini, nereden gelip, nereye gittiğini

merak ediyor. Böylece kendisini çeşitli yönlerden tasnif ediyor ve

anlamlandırıyor. Maalesef bugünün manipülatif ortamında insanın en çok bu yönü

tehdide maruz kalıyor. Algısal operasyonlar ile en önemli edimleri iğdiş

ediliyor. Ne bir ışık alabiliyor ne de ışık yayabiliyor. Birazcık ışık alsa

etrafına dönüp ilk soruyu soracak ve anlamaya başlayacak da maalesef, ışığın yerine

karar verenler bütün voltajı insanın gözüne, gönlüne doğru çevirmiş durumdalar.

Her şey eğri her şey üst üste görünüyor. Sonra bu bozuk görüntüler bir

bilenler(!) tarafından yorumlanıyor. Yorumla inşa edilen modern insanın

İbrahimî bir hareket sergilemesini beklemek boş hevesten başka bir şey olmaz.

İnsan etrafını saran bu kara bulutları dağıtıp geçmiş ile

gelecek arasında bir bağ kurarak içinde yaşadığı zamanı inşa edebilir. Yeter ki

kendi varlık sebebini yeniden düşünebilsin, yeniden tam bir açıyla yönelebilsin,

işte o zaman gözünün etrafına ağ ören o modern putların hepsini yıkacak eylemi

koyabilir.  Kendini bu sarmalın içinden

çekip aldığında dünyadaki bütün kartlar yeniden dağılır.

Zulmün dolaştığı kıtalara rahmet, şefkat ve bunların

çatısı adalet yayılır.  İnsan kendini ve

hayatı yeniden ikame ederken düzen, insan merkezli, hak merkezli olarak yeniden

tanzim edilir. El birliği ile kırk yamalı bohçaya çevirdiğimiz inanç haritamızı

yeniden aslına çevirebiliriz. Ki insan olmanın gereği hiçbir zaman aynı hal

üzere kalmamayı gerektiriyor. Acelemiz var. Çünkü kötülük ve kötüler çok hızlı

bir şekilde bütün kalelerimizi ele geçiriyor. Onun için çok daha dinamik,

şuurlu adımlara ihtiyacımız var. Bu bakımdan şimdi durmak, gevelemek zamanı

değil bilakis harekete geçmek ve eylem koymak zamanı   İbrahim gibi gönlümüze asılan putları

kırmanın ve gözlerimizdeki enformasyon ağlarını almanın vaktidir. Asaf halet in

dizeleri ile bitirelim İbrâhîm/içimdeki putları devir. Hoşça bakın zatınıza

TAŞ GEMİ

Eski, uzun pişmanlığı boğabilsek bir,

Ki yaşar döne kıvrıla,

Böcek ölüyle, tırtıl meşeyle beslenir,

O da bizim canımızla.

Aman vermez, pişmanlığı boğabilsek bir.

(Baudelaire, Kötülük Çiçekleri)

Bize Kadar

1- Zan kötüdür. Başkasının yapıp ettikleri üzerine loto

toto oynama, kendi hayatını, kendi özünü onar.

2- Gözlük değiştirerek meseleleri farklı göremezsin.

3-  Dostoyevsky e

isnat edilen şu söze katıldığım doğrudur: Allah ım beni fanatiklerden koru!

4- Unutma! Hakiki aşk sadece asil bir kalpte yerleşmeyi

seçer. Bencil kalpler sevemez.

5- Akıllı adam nasıl konuşulacağını bilir. Hikmetli adam

ise nasıl suskun kalınacağını bilir.

6- Bütün putları reddet, idealleri koru!

Dağarcık

Işığını, düşman diye bellediğinin gözüne gözüne tutup

kör etmeye, sersemletmeye çalışıyor. Buna kimi zaman medya , kimi zaman

eğitim , bilim ,  kimi zaman kültür

emperyalizmi deniyor. Sizi kendi ışığınızı arayamaz hale sokup kendi

ışıklarıyla görmeye mahkûm ediyorlar.

(Ahmet İnam, Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair)

TEKKE

Sular Bahsi

İlmihallerdeki sular bahsi sadece bedeni temizlik için

değil zihinsel ve eylemsel temizliği de içerir. Hareketsiz sular kokar, rengini

değiştirir yani saflığını yitirir. Esas olan suyun hareketli, akıyor olmasıdır.

İnsanlar, topluluklar, fikriyatlar için de bu böyledir. Hareketsiz kalan,

üretmeyen düşünmeyen, düşlemeyen her insan, her düşünce kokmaya, kokuşmaya

mecburdur. Durağan her şey mikrop kapar. Makineler, durduğu an paslanır ve

çürür. İnsanlar da böyle Emeklileri inceleyin onlarda da aynı sonuçları göreceksiniz.

Evde yaşayanların hızla yaşlandıklarını daha çok hastalık barındırdıklarını

göreceksiniz. Çünkü insanın ve düşüncenin en büyük düşmanı hareketsizliktir.

Hareketsizlik sadece konuşmayı kirletmeyi ve kirlenmeyi getirir. Temizliği ve

temizleyici özelliği yitirir. Onun için akan, hareket eden su gibi, işleyen,

ışıldayan demir gibi. Hareket eden, üreten, aksiyon içerisinde olan insan da

temiz kalır ve temizleyici özelliğini muhafaza eder. Su gibi