İçimizi düzeltmek, işimizi düzeltmektir

Abone Ol

İşi düzgün olana rastlamanın zor olduğu günümüzde, işini düzeltmek için çabalayan, gece uyku uyuyamayan, işin içinden çıkamayanlara müjdeli bir haber vermek istiyorum: içini düzelten işini düzeltir. Bunu başarmak için baştan kabul etmek gerekir ki; içimizin bozukluğu işimize yansımaktadır. Bu bozukluğun farkına varmak için, aynaya bakmak lazım. "Mümin, müminin aynasıdır" düsturuyla en yakın arkadaşımıza bir bakalım. Gördüğümüz olumsuzlukları bir bir sıralayalım ve hangilerinin kendimizde bulunduğunu işaretleyelim. Görüyoruz ki ne kadar da birbirimize benziyoruz

Hiç kimse tek başına içini düzeltemez. İçimizi hep beraber düzeltebiliriz. İşte bunun için cemaat (toplum) var, bunun için imam (lider) var. İçimizi düzeltmenin ilk adımı cemaatleşmedir. Bu sosyal bir adımdır ve sonucunda cemiyet oluşur. Öyle bir cemiyet ki; içinde "adam"lar bulunur. Öyle adamlar ki; içleri de düzgündür, işleri de Adamlığa atılacak ilk adım, içimize yapacağımız yolculuktur. İçimize yolculuğu geciktirmek, işimizi aksatmak demektir. Bu ise yeni tamiratlara kapı açmaktadır. Bu yüzden atalarımız; zararın neresinden dönersen kârdır demişler.

Hiç kimse tek başına işini düzeltemez. İşimizi de hep beraber düzeltebiliriz. Bu beraberlik, içini düzeltme niyeti de taşıyorsa gerçekleşebilir. Bu niyeti taşımıyorsa işimizi düzeltemeyiz, sadece düzeltiyormuş gibi yaparız. Bu ise işi düzeltmez daha da kötüleştirir. Ülkemizde işlerin kötüye gitmesinin sebebi budur. Başa gelen (içini düzeltme niyetini taşımayan) herkes işleri düzeltiyormuş gibi yapar ama işler bir türlü düzelmez, hatta daha kötüye gider. Çünkü başa gelen içini düzeltmeyi düşünmemektedir. Böyle gelmiş, böyle gider edebiyatı onu da sarmıştır. Şimdi yöneticilerimize bir bakalım: hangisi içini düzeltme hedefi taşıyor Ama şunu da unutmayalım: yöneticilerimiz de bize bakıyor! Hangisi içini düzeltmeyi hedefliyor diye

Düzelme, bir makas değişikliğidir. Uçuruma doğru giden bir tren ancak makas değiştirerek uçurumdan kurtulabilir.  Bunu sağlamak yerine vagon değiştirmek çözüm olmayacaktır. İçimizi ve işimizi düzeltme noktasında bu makas değişikliğine ihtiyacımız var. Bunun zorluğunu fark etmekten çok yapılmadığında karşılaşılacak tehlikenin farkına varmak önemlidir. İnsan için ancak çalıştığının karşılığı olup bu çalışma tek taraflı olmamalıdır. Ruh ve beden gibi iki yönü bulunan insanın tek taraflı düşünmesi ve çalışması kazanç gibi gözükse de sonunda bu kazanç yine kendisini vuracaktır. Kim vurduya gidenlerin dönmesi iç iş dengesine bağlıdır. Aksi takdirde bu git-gellerin sonu gelmez. Bir de bakmışız ki adam gitmiş

İçimiz dışımız bir olsun için, içimiz işimiz bir olmalı. İçi düzgün işi bozuk olanlar azimle işlerine sarılmalı, içi bozuk işi düzgün olanlar cömert olmaya çalışmalıdırlar. Hem içi düzgün hem de işi düzgün olanlar ise ruhlara ve gönüllere maneviyat aşısı yaparak maddeten ve mânen boğulmak üzere olanlara can kurtaran simidi uzatmaya devam ediyorlar. Buna uzanmak için depremi beklemeye gerek yok. Deprem etkisini zihinlerde oluşturularak gerekli arama kurtarma faaliyetleri başlatılmalıdır. Çünkü burada sadece can ve mal kaybı değil, ruh kaybı da söz konusudur. Bugün, yetişmiş ideal insan eğitiminin ve hizmetin ehemmiyeti bu açıdan çok daha büyük öneme sahiptir.

Bu önemi fark etmek, bir biz var, benden içeru düşüncesine sahip bulunanlara bir lütuftur. Attıkları her adımda, yaptıkları her işte "bana göre" değil, "bize göre" davranırlar. Bu davranışları kendi içinden gelmese de böyle olmak zorundadır. Çünkü onlar, "ben"i "biz" için sermaye yapanlardır. Bunu başarmak için; içinde ve işinde düzgün olmak temel esas olduğundan, ne içini düzeltmek için işini bırakır, ne de işini düzeltmek için içini Bu dengeyi ancak; benden bize yolculuk yapabilenler yakalayabilir. Yakalamak ümidini taşımak bile bu yolda büyük bir kazançtır. Çünkü umut fakirin ekmeğidir. Hepimize afiyet olsun.