Güçlerini ve denetimlerini yitirenler birbirleriyle uğraşırlar. Birbirleriyle uğraşırlarken olur olmaz yol ve yöntemlere başvuruyorlar. Kusurlar ve yanlışlar her an düzeltilebilir. İnsanın insana dokunuşuyla yanlışların önüne geçilebilir ya da çok yaygınlaşmadan üstü örtülebilir.
Olumsuzlukların üzerinde düşünmek ve konuşmak zaman yitimidir. Yapılması gereken çok iş ve eylem varken. Dört bir yandan kuşatılmış olan insanlığın özelde de Müslümanların içler acısı durumu acılarımızı hem çoğaltıyor hem yoğunlaştırıyor ve bunaltıyor. İçinden çıkılmaz bir hale bürünüyor.
Bu millet uzun bir süredir sıradanlıklarla boğuşuyor. Sıradanlıklar abartılıyor ve asıl sorun gibi öne sürülüyor. Dönemlerin karmaşasından çok kalpler kırılıyor, insanlığın binaları yıkılıyor, insanlık bir harbeye dönüşüyor.
Şu Müslümanların farkında olmadığı, farkında olabilmenin çabasında da görünmediği bir süreci yaşıyor. İnsanlığın içini karartan bu durumlarda yanlışların üzerini örtmek için türlü bahane ve yöntemlere başvurduğu görülüyor.
Sağlıklı bir düşünüş ortamı yok ne yazık ki. İç karartıcı olanlar sarmaşıklar gibi insanın ruhunu kuşatıyor. Bunları aralamanın bir çıkış yolu bulmanın sıkıntılarını yaşıyor.
Müslüman’ın bilinci açık olduğunda her koşulda kendisi için bir çıkış yolu bulur. Ne yapar eder içinden çıkar. Bilinç ve çaba ile.
Emperyalizmin hem içten hem de dıştan kuşatmaya aldığı Müslümanlar aralarında bir ses olabilme bilincinden yoksunlar. Başkalarına yol gösterenler kendi yollarını bulamıyorlar. Yol diye bildikleri karmaşadan başka bir şey değil.
Genel bir bakış, geçmişi bilme, geleceği sezebilmenin manevi gücünün yoksunluğu Müslümanların işini daha da zorlaştırıyor.
Genel olarak “Müslüman” vurgusunda bulunuyoruz. Çünkü Müslümanlar sadece kendilerinden değil insanlıktan sorumludurlar. İnsanlığın kurtuluşu için sahih, salih ve bilinci açık Müslümanlara gereksinim var.
İnsanlığın gerçeğine ancak bu yolla varılabilir. Hayatın deneyimleri çok şey öğretir insana. Bir daha yanlışlara düşmeme adına. İnsanın kendi bilincinde olması için bu zorunlu.
Emperyalizm ve sözcüleri artık hiçbir şeyi gizlemiyorlar. Henüz dün (28.04.2025) bir video dolaşımdaydı. Trump Suud kralını en aşağılayıcı ifadelerle tanımladı ki utanç duyulası bir durumdu. Krala adeta sen bizim kapının itisin, bize mahkûmsun, dahası demediği kalmadı. Biz olmasak sen orada bir gün bile kalamazsın tarzında bir yaklaşımda bulundu. Onun bu aşağılayıcı tutumu sadece ona dönük değildi.
Bu zavallılık sadece o krala mı özgü?
Bunu örnek verişimizin nedeni, Müslümanlar birbirleriyle uğraşırlarken içeride ise fitnenin bin türlüsü kaynıyor. Bu, öylesine bir hararete bürünüyor ki, onun buğusundan hiçbir şeyin farkına varılamıyor.
Biz ise siyasal ideolojilerin çatışmaları gerilimleri yetmiyormuş gibi, mezhep, ırk, meşrep, siyasal çekişmelerle birbirimizi yiyoruz. Böylesi ortamlarda ne bütünleşmelerden ne de birlikteliklerden söz edilebilir. Bilinç körleşmeleri olanca perdeleri kapatıyor. Öyle ki şu zalim emperyalizm yanlısı ve sözcüsü bile olunabiliyor.
Acılar da kanıksanıyor. Artık bir karşılığı olmuyor ne yazık ki. İnsan için en tehlikeli durum budur.
Körelen bilinçlerin, kaşarlanan ruhların duyarlıkları yitince başka şeylerle avunuyorlar ya da avutuluyorlar.
İnsanlığın zamanı daralıyor. Yükselen sesler birbirine tutunan eller, ortak bir bilinç oluşmadıkça bunların üstesinden gelinemeyecek.