İçimizdeki çocuk

Abone Ol

Taleplerimiz içimizdeki çocuğun talepleri ile genellikle

çelişir. Yaşımız ya da konumumuz gereği topluma katılmak ve burada kendimize

bir yer edinmek isteriz. Fakat içimizdeki çocuğun korkuları vardır, o

incinmekten başarısız olmaktan ve kendini ifade edememekten korkar ve direnç

gösterir.

Çocuk korkularını açıkça ifade edemez, kendini farklı

şekillerde göstermeye çalışır.

Bazen bir erişkinle bir çocuğun arasında kalır ve birine

ret cevabı veririz.

İçimizdeki çocuğun incinmesini istemeyiz fakat onun

yarasına merhem de olamayız.

Çocuğun yarası yeni değildir geçmişlere dayanır o yüzden

korkuları vardır:

Çocuk ret edilmekten ve rencide olmaktan korkar.

Onaylanmamaktan ve haksızlığa uğramaktan korkar.

Terk edilmekten korkar.

Anlaşılmamaktan ya da duygularının örselenmesinden korkar.

Bizim geri çekilmemizi ve kendisine gelebilecek zararın

önüne geçmemizi ister. Olaylardan kaçma şansımız yoktur fakat çoğu zaman iç

sesimizi dinler ve kendimizi geri çekeriz.

Korkularımızı yönetemez ve yapmamız gereken bir çok

şeyden vazgeçeriz, içimizdeki çocuğu kendi imkânlarımızla iyileştirme yoluna

gitmez hep bir savunma halinde oluruz.

Dışarı çıkmaktan ve topluma katılmaktan kaçınan çocuğun

niçin böyle davrandığını anlamak istemeyiz. Geçmişte yaşanmış acıların üstünü

örter fakat onlarla yüzleşmeyi aklımıza dahi getirmeyiz.

İçimizdeki çocuğun sorunlarını dile getirmekle yetinir,

onunla uzlaşmayı ve onun endişelerini azaltmayı düşünmeyiz. Onu küçük bir

havuza hapseder ve yakınma seslerine kayıtsız kalırız. Oysa hiç birimiz onu

büyütmeden onun ıstırabını dindirmeden hayatımıza mutlu ve huzurlu şekilde

devam edemeyiz. Çünkü hepimiz çocukluğumuzun bir parçasıyız ve ondan kopamayız.