İçimdeki Düşman -1-

Abone Ol

İnsan, hayatı boyunca dışarıdan gelecek tehlikelere karşı

korunmak için kendini şartlandırır. Oysa asıl düşman kendi içindedir. İnsanın

içinde, kesintisiz kötülüğü emreden bir güç sürekli aktif bir haldedir. İmtihan

sistemi bu gerçeğin üzerine kuruludur.

Zira insanın dünya hayatındaki imtihanında en büyük

düşmanlarından biri nefsidir. Nefis özel olarak insanın içine yerleştirilmiş

negatif bir güçtür, mutlaka kontrol edilmelidir. Aslında bu üzerinde çok

düşünülmesi gereken bir konudur. İnsanın bu en büyük düşmanını fazla uzakta olmaması,

kendi içinde olması aynı zamanda Allah ın yarattığı imtihanın mükemmelliğini

gösterir.

Nefis her insan için büyük bir tehlikedir. Dünyada bugüne

kadar yaşamış ve bundan sonra yaşayacak olan her bireyin içine ben dediği bir

varlık yerleştirilmiştir. Hayatının sonuna kadar da benliğinin bir parçası

olarak gördüğü bu varlığa karşı bir mücadele vermesi gerekmektedir. Eğer bu en

yakınındaki düşmandan kurtulabilir, nefsini temizleyip arındırabilirse ancak bu

şekilde Allah ın rahmetini ve cennetini umabilir.

Allah, Kur an-ı Kerim de Yusuf Suresinin, 53. ayetinde

nefsin yapısına dikkat çekmiş, kullarını nefsin pisliklerine karşı uyarmıştır;

(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten

nefis, -Rabbim in kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü

emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yusuf

Suresi, 53)

Ayette de dikkat çekildiği üzere nefis var gücüyle

kötülüğü emreder. İnsan her ne kadar kendi nefsini eğitirse eğitsin ölene kadar

içindeki düşman ilk fırsatta yeniden saldıracak onu kötülüğe çekme gayretinde

olacaktır. Bu nedenle son nefesine verene kadar insanın nefsine karşı tetikte

olması gerekir.

Nefsin en önemli özelliklerinden biri de sinsi olması,

sinsice insanı kötülüğe çekmeye çalışmasıdır. Eğer insan nefsini haklı görecek

tavır içine girmeye başlamışsa nefsin sinsi oyunlarına aldanmış olur. Böyle bir

durumda tehlikeyi görüp hemen Allah a sığınmak gerekir. Şayet kişi nefsinden

değil Allah tan yana tavır koyarsa, Allah ta bir mükâfat olarak nefsinin ona verdiği

olumsuz telkinleri, haince fısıldamaları hemen kaldırır. Kişinin aklı ve

vicdanı bu şekilde temizlenir. Kişi kendi nefsini eleştirir, temize çıkarmazsa

bu onu bir süre sonra veli karakterli bir insan yapar. Üstün ahlaka sahip olur.

Kişinin nefsini kınaması onu akıllı ve sağlıklı bir hale getirir. Nefsini

eleştirdiğinde aklı artar, ruhu açılır, yücelir.

Aksi takdirde nefsine kapıyı sonuna kadar açtığında nefis

insanı boğar, delirtir. Kişi kendisi için en büyük tehlike olan içindeki

düşmanı fark edemez hale gelir. Halbuki içindeki düşman, onu doğru yoldan

alıkoyacak her türlü negatif bilgiyle donatılmış durumdadır; kişinin zaaflarını

çok iyi bilir. İnsan ise nefsinin kendisine karşı ne şekilde donanımlı olduğunu

bilmediği için ona kapılır, kendinden zanneder, sahiplenir.

Dolayısıyla insanın nefsini çok tehlikeli görüp, ona

karşı son derece uyanık olması gerekir. Allah Kıyamet Suresi 14. ayetinde

Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi mazeretlerini ortaya

atsa bile. (75/15) diyerek dünya hayatında imtihan olmak için verilen nefsin

kendine basiret olduğu bildirmiştir. Allah, insana dünya hayatında nefsi geçici

ve rehine olarak verir. Ölümle birlikte imtihan kalkınca nefsin görevi de son

bulur.