Araplar, ‘husununa müheddedetün mine’d dahil’ diye bir tabir kullanırlar. ‘Kalelerimiz içten tehdit altında’ anlamına gelmektedir. Lakin günümüzdeki durum daha derinleşmiş durumda. Tehdit tehdime (yıkıma) dönmüş bulunuyor. Bu şu demek: Kaleler içeriden tehdit altında değil, çökertilmiş bir haldedir. Wikileaks Mısır’la alakalı olarak yeni bir belge sızdırdı. Bu belgede Mısır’da faaliyet gösteren ABD’nin beşince taburuna dair bazı isimler var. İlginçtir, bir kısmıyla yollarımız ekranlar üzerinden kesişti. Bunlardan birisi Ömer Şobeki’dir. Söz konusu yazar ve siyaset adamı şu anda Al Masrı al Yom gazetesinde makaleler yazmaktadır. Söz konusu yeni belgelerde ABD’nin esrarengiz bir biçimde hayatını kaybeden Ömer Süleyman’a bel bağladığı ve Mübarek’ten sonra Mısır’ın başında görmek istediği konu ediliyor. Ömer Süleyman’ın ölümü esrarını koruyor, istihbarat âleminde buna benzer vakalar çok. Bunun küçük bir numunesi ise Kaşif Kozinoğlu veya benzerlerinin ölümleri sayılabilir. Ömer Şobeki gibilerin yazdığı ve Kıpti işadamı Necip Savires’in yayıncısı olduğu al Masrı el Yom’un kurucusu Hişam Kasım ABD’nin kripto adamlarından birisi. Basında sık sık arzı endam eden Üsame Gazali Harb de bir başka isim. Enver İsmet Sedat, Hasan Nafia, Hale Mustafa, Hüsam İsa ABD’nin Mısır’daki gözdelerinden bazıları.
*
Bu isimler arasında bulunan Dalya Ziyade Amerikalılar namına Mısır’daki Şii azınlığın desteklenmesi programını yürütüyor. Michael Münir ise Hıristiyan azınlıkların desteklenmesini takip eden isimlerden birisi. Hüsam Behçet ise karşımıza eşcinsellerin hukukunu gözeten birimin takipçisi veya başı olarak çıkıyor. Bunların tamamına yakını Mısırlıların günlük olarak karşılaştıkları isimler.
Bunlar ABD’nin Mısır’daki yüzleri. Mısır’ın da küresel yüzleri. Bu zümre arasında Sadettin İbrahim’in Amerikalı eşi Barbara Sadettin de var. Laf eşten açılmışken biraz iz sürelim. Hüsnü Mübarek’in eşi Suzan Mübarek İngiliz vatandaşı idi. Kırma bir aileden geliyor. Kocası Mısır’ı yönetirken o hâlâ İngiliz uyruğu taşıyordu. Milli Eğitim Bakanlığı gibi önemli bakanlıklarda postlara gelenler onun kontenjanına bağlıydılar. Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Hüseyin Bahaeddin Suzan Mübarek’in mutemetlerinden birisiydi. Kabinede Suzan Mübarek’i temsil eden bakanların bulunduğu söylenir. Suzan Mübarek’ten önce de Sedat döneminde first lady olan Cihan Sedat da yine bir kırmadır. Suzan gibi bir yönüyle Batı kanı taşımaktadır.
*
En tepeye çıkan bazı isimlerin anneleri de Yahudidir. Bunlardan birisi BM eski Genel Sekreteri olan Butras Gali’dir. Babası Kıpti annesi ise Yahudidir. Keza Abdulfettah Sisi’nin annesi de Fas Yahudilerindendir. Hazım Ebu İsmail’in annesi Amerikan uyruğu taşıyor diye cumhurbaşkanlığı adaylığı veto edilen İslami adayların yanında gerçek anlamda Batı uyruğu ve kanı taşıyan ve Yahudi kanından gelen first ladyiler Mısır açısından vakayı adiye kabul edilmesine rağmen mesele İslamcılar olunca engele dönüşebiliyor. Halbuki, Mısır’daki batıcı rejime göre İslamcıların en makbul yönleri Batı ile bağlantıları olmalı değil midir Elbette mesele İslamcılara gelince Batı uyruğu avantaj değil engel haline gelebiliyor. Seçici kriterde önemli olan kan bağı değil inanç bağı ve hayat tarzıdır. Bundan dolayı Cihan Sedat veya Suzan Mübarek’in İngiliz kanı ve uyruğu taşımaları gam değil. Bu araz sadece Hasım Ebu İsmail de görülürse engel haline gelir.
Maalesef günümüzde İslam âlemini doğrudan İngiliz ve Amerikan vatandaşları yönetiyor. İran’a Maliki’den daha yakın addedilen Irak’ın yeni Başbakanı Haydar İbadi İngiliz uyruğu taşıyor. Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzai de Amerikan uyruğu taşıyor eşi ise Maruni. Lübnan asıllı Hıristiyan bir aileden geliyor. Sızmalarla birlikte İslam âlemi görüldüğü gibi içeriden çökertilmiş bulunuyor.