İç Savaşın Eşiğinde Yemen

Abone Ol

Yemen bugünlerde çok zor bir dönemin içerisinden geçiyor. Yemen’in iç savaşın eşiğinde olduğunu biz değil, geçtiğimiz gün ülke ile ilgili karar çıkartan BM’nin kendisi itiraf ediyor.

Peki, bugüne kadar Yemen konusunda suskun kalan BM neden birden tekrar darbe karşıtı bir söylemle ülkeyi gündemine aldı

Sorunun cevabı Batı ve Körfez ülkelerinin U-dönüşlerinde yatıyor. Çünkü Husiler aracılığıyla İran’ın bölgede büyüyen rolü artık birçok aktörü rahatsız etmeye başladı. Yani İhvan bitirildi ortaklık bozuldu.

Üzülerek söylemek gerekiyor ki bugüne kadar bölgenin en temel ötekisi İhvan ve ona benzer Sünni örgütlerdi. Silahlanmadan demokratik bir değişimi savunan bu hareketler, sadece bölgedeki küresel oyuncuların değil, bölgedeki diktatöryel barışı da tehdit ediyordu.

Dolayısıyla açıkça söylemek gerekir ki, Yemen’de İhvan uzantılarına karşı oluşan Batı, İran, Suudi Arabistan ve ülkedeki eski Rejim ittifaklığı ülkenin bugünkü duruma gelmesinin öncelikli sebebidir.

Gelgelelim Batı ve Körfez ülkeleri için evdeki hesabın çarşıya uymadığı söylenebilir. Çünkü Batı için buradaki temel amaç bir mezhep çatışmasıydı. Yemen’de de Sünniler erken uyanıp Husilerle çatışmaya girmeyince, İran liderliğindeki gruplar kendi gündemlerini masaya yatırarak ülkede bugün devrim olarak bile ifade edilen darbe sürecini başlattılar.

Sonuçta Yemen her geçen gün daha fazla tırmanan bir gerilimin içerisine sürüklendi. Yemen’e sirayet eden Tunus Devrimi, bu şekilde bir ters dalga ile geri çevrildi. Bugün Husilerin temel amacı, İmam Yahya dönemini ülkeye geri getirmek gibi Şii altın çağ doktrinizasyonuyla paralellik taşıyor. Ama bu durum BM’nin aldığı son kararla, yani Husilerin darbesini tanımamalarıyla farklı bir açmaz içerisine sürüklendi.

Bugün Yemen siyasetine etki eden 3 temel faktörden bahsedilebilir: Mezhep çatışması, Kuzey-Güney arası coğrafi ayrışma ve dış müdahaleler.

Dolayısıyla olumlu anlamda dış müdahaleler ile mevcut ayrışmaların önüne geçmeye çalışmak, Yemen için en acil reçeteye karşılık gelmektedir. Ancak bölgede ısrarla çatışmaların devam etmesini arzulayan Batı, çatışmaların sürekli devam edebilmesi adına sürekli ittifak değiştirebilmektedir.

Şuan ülkenin tüm kurumlarının çöktüğünü iddia etmek herhalde çok yanlış bir tanımlama olmaz ve kaosun her geçen gün daha da büyüdüğünü belirtmek de gerekiyor.

Husiler ve Eski Rejimin savunucusu olan Halk Komiteleri tarzındaki militer gruplar silahları bırakmaya razı görünmüyorlar, ancak diğer taraftan da İran karşıtı bölgesel destek de son BM kararıyla daha da güçlenmiş durumda. Mücadele Yemen’le sınırlı kalırsa İran’ın elinde güçlü bir koz olur, ancak mesele bölgesel bir mücadeleye dönüşürse çoğunluğu Sünnilerin oluşturduğu bölgede İran’ın işi oldukça çok.

Hülasa yıllardır Zeydi milliyetçiliği ile ülke içerisinde büyük bir ayrışmaya maruz bırakılan Yemen, bugünlerde büyük bir mezhep çatışmasına doğru sürüklenmek isteniyor. Ülkede siyasete güven kalmamış durumda ve bu durum radikal grupları güçlendirebilir ya da insanları yepyeni bir kurtarıcı arayışına sokabilir.