Her şey halledildi.
Bütün belalar savıldı.
Dertsizlikten canı sıkılanlar için kurtuluş simidi bulundu.
İç savaş.
Marjinal grupların hevesli nağmeleri arasında tutuşturulan ateşin ne kadar yayıldığı ölçülmeye çalışılmakta.
Başından vurulmuş genç fotoğrafları, ülkenin yüreğini ağzını getirmekte.
Kürt meselesinin kanları daha kurumamışken.
Daha ülke çocuklarının yasından çıkılmamışken.
Yeni gerilimlerle, cem evleri önünden kalkan cenazelerle Alevilerde biriktirilmeye çalışılan kin.
Bu ülke kaçıncı kez dar tünellerden geçirilmeye çalışılmakta.
Kaçıncı karanlık kuyulara yollanışıdır.
Sağcı-solcu kavgalarının bedeli, 68 ve 78 kuşağınca ödendi.
Otuz yıldır süren Kürt-Türk çatışmasının bedeli de en ağırından verildi.
Yine çok şükür Kürtlerle Türklerin aynı mahallelerde yaşaması, ailelerin birbirinden kız alıp vermesi, dostluklar, kardeşlikler engellenemedi.
Yakın geçmişin sarmalında yaşadığımız beyaz Türk-dindar kamplaşmasından da alnımızın akı ile çıkabildik.
Alevi-Sünni kavgasının geçmişten gelen ağır çetelesi bile ülke üzerindeki köklü komşulukları, arkadaşlıkları, barışı silemedi.
Belki çatışır görünse de kimi gruplar, yine de toplumun mayasındaki kardeşlik ekseni hep yeşil tutuldu.
Fakat bazı mihraklar, barıştan fazla da hoşlanmayan kesimler için kavgasız bir ülke; yeterince işkence vermektedir.
Bunlar yeryüzünün en vahşi kavmidir ki.
Kendi çocuklarının konforu yerinde iken.
Başkalarının çocuklarının ölüsünden rant devşirmeye kalkan dünyanın en rezil kesimidir.
Evladını kaybetmiş aile zaten kıyameti yaşamaktadır.
Dünya başına yıkılmıştır.
Niye siz azgın kan içicilere, çocuğunun ölüsünü iç savaş projelerinize anatomi malzemesi edip doğramanız için versin.
Bu ülkede hep böyle oldu.
Acıyı mazlum halk çekti.
Yitikleri ile ağır bedel ödedi.
Bu acılardan yağ çıkaranlar, vahşi mihraklar oldu.
Asıl iş, iktidara düşmekte.
Kutuplaşmayı çözümlemek için devletin şefkatli elini kullanmalı.
Gerginlikle, gerilimle diklenmenin bu ülkeye faydası hiç olmadı.
Özgür bir halk elbet iyi gitmeyen, hata yapılan, doğru yönetilemeyen konuları eleştirecek.
Otoriteyi elinde bulunduranların halkın taleplerini dinlemeleri; ülkenin felahı için çok elzemdir.
Her seçim öncesi ölüp ölüp dirilen ülke; yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerini yüreği ağzında beklemekte.
Zira başına gelecekleri tahminde hiç zorlanmamakta.
Yeryüzünün o en acımasız kavminin, başına ne çoraplar öreceğinin farkında.
Göle iç savaş mayası çalanların da, tutmayacağını bilmelerine karşın akan kanın yanlarına kâr kalacağını bildikleri gibi.