İç muhasebe

Abone Ol

Fransa da, geçtiğimiz günlerde meydana gelen patlamalarda

yaşanan can kayıpları bu ülkeyi derinden sarstı. Bu arada İslam ve terör

kelimelerini yan yana getirme hevesinde olanlara da gün doğdu!

Terörden dolayı çok fazla acı çekmiş bir millet olarak bu

kabil olayları tasvip etmemiz elbette ki mümkün değildir. Mensubu bulunmaktan

onur duyduğumuz İslam barış dinidir; Müslümanlar da sadece inananların değil,

bütün insanlığın saadetini ister ve o doğrultuda gayret gösterirler. İnançlı

insanlar bırakın terör hadiselerinin faili olmayı; haksız yere hiçbir cana

kıymazlar, hatta karıncayı bile incitmezler. Müslümanların tertemiz mazisi

ortadadır; Fransa nın ve Avrupa nın tarihi de ortada. İslam inancına sahip

olanlar başlarını yere eğdirecek; terör olayları, soykırım gibi bozuk sicile

hiçbir zaman sahip olmadılar.

Asıl merak edilen konu; bugüne kadar teröristlere açıkça

arka çıkan Fransa ve Avrupa ülkelerinin bu acı olaydan sonra tavır

değişikliğine gidip gitmeyecekleri. Ayrıca, geçmişte uyguladıkları soykırım

hadiselerini de bir öz eleştiri olarak masaya yatırmalarının zamanı geldi,

hatta geçiyor bile. Özellikle Cezayir de giriştikleri katliamlar tarih

sayfalarında ve zihinlerde derin izler bırakmıştır. Sadece Cezayir de katlettikleri

insan sayısı bir buçuk milyon. Bunlar, bu katliamların hesabını henüz vermiş

değiller.

Demokrasinin ve özgürlüğün beşiği sayılan Fransa, aynı

zamanda AB nin oluşmasında öncü rol üstlenmiştir. Yaşanan elim olay nedeniyle

dünyanın gözünü bu ülkeye çevirdiği bir zamanda, tarih bunlara anlamlı bir

fırsat sunmaktadır. Hem kendi günahlarından hem de Avrupa ülkelerinin işlediği

benzer suçlardan ötürü af dilemeleri için bir fırsat. Tarihte olduğu gibi

günümüzde de; Ortadoğu da, Afrika da, Asya da haksız yere oluk oluk masum

insanın kanı akmaktadır. Buralarda yapmakta oldukları katliamlara son vermek,

akan kanı durdurmak, insanlığın saadeti için çalışmaya koyulmak gibi adımlar

atarak işe başlayabilirler.

Özelde Fransa nın, genelde Batı nın önünde iki yol var:

Ya katliamlarla, soykırımlarla anılmaya devam edecekler, yani, alışık oldukları

gibi tarih sayfalarına kan bulaştırarak yürüyecekler -ki, bu yolun sonu yoktur-

ya da, insan haklarına saygılı, barışa hizmet eden yepyeni bir yola girecekler.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande tarihe geçecek

önemli adımlar atabilir. Bu sayede hem Fransa nın hem de Batı nın işlediği

insanlık suçundan arınmalarına vesile olur. Bunun aksi ise hüsran demektir.

İnsanlığın daha çok acı çekmesi anlamına gelir. Tıpkı 2001 yılında ABD Başkanı

George Bush un 11 Eylül olaylarını bahane ederek Irak ve Afganistan ı işgal

etmesi ve dünyayı ateşe vermesi gibi.

Fransa yönetimi Paris teki patlamaları gerekçe göstererek

yeni işgallere kalkışmamalı. Bu Fransa nın 11 Eylül üdür yakıştırmalarına kulak

asarak gaza gelmelerinin kimseye faydası olmaz. Tam tersine bu durum daha fazla

masum insanın kanının akmasına ve daha büyük acıların yaşanmasına yol açar.

Hangi milletten olursa olsun kimsenin acı çekmesine gönüller razı olmaz.

Fransa ve Batı dünyası bu müessif olay karşısında

hırçınlıkla değil suhuletle hareket etmelidir. Yeni savaş kararı almak yerine

iç muhasebe yaparak gelecek nesillerin barışını temin etmeleri mümkün olur.