İç Güvenlik Paketi AB normlarına uygunmuş!..

Abone Ol

YAŞADIĞIMIZ sorunların ana kaynağını kanaatimce ikircikli ruh halimiz oluşturuyor. Çünkü bu ülkeyi yönetenler uzun yıllardan beri Batı değer yargıları ile kendi değer yargılarımız arasında sürekli git-gel yaşıyorlar. Bazen bizden biri gibi düşünüyor, ona göre açıklamalar yapıyorlar, bazen de atacakları adımların AB bir diğer ifadeyle Batı normlarına uygun olup olmadığını sorgulamak zorunda kalıyorlar. Özellikle yasal düzenlemeler söz konusu olduğunda AB normlarını dikkate almak zorunda oluş, daha doğrusu bu ülkeyi yönetenlerin bu normlara göre yasal düzenleme yapmakla kendilerini zorunlu hissetmeleri yapılan yasal düzenlemelerin toplumumuza uymağını görüyoruz.

Birbiri ardınca işlenen vahşi cinayetler ülkemizin gündemine bir anda idam cezasının getirilmesini taşıdı. Genellikle bu hususta ortak bir görüş de oluştu. Ancak, Meclis Başkanı Çiçek uluslararası bazı taahhütlerimiz olduğunu hatırlattı. Öte yandan AB Bakanı Volkan Bozkır Özgecan cinayetinin ardından öylesine bir açıklama yaptı ki insan Sayın Bakana ne oluyor diye sormadan edemiyordu. Bozkır’ın Özgecan cinayetinin ardından yaptığı açkılamayı hatırlayalım:

“Şayet böyle olay benim kızımın başına gelseydi ben elime silah alır bunun cezasını kendim verirdim ve cezasına katlanırdım”

Bu cümlenin hemen ardından Sayın Bozkır şunları söylüyordu:

“Devlete insan öldürmek bir bakıma yakışmaz. Devletin görevi suçluyu yakalamaktır ve en ağır cezayı vermektir.”

Hukukumuzda en ağır ceza ağırlaştırılmış müebbet olduğuna göre Sayın Bozkır devletin en fazla bu cezayı verebileceğini düşünüyor. Ama suçluyu öldürerek cezalandırma hakkını kendinde buluyor. Söyler misiniz bana bu çelişki değil midir Devlet toplumun can ve mal güvenliğini sağlamak durumunda olduğuna göre bunun hangi yolla sağlanacağını düşünüyorsa o cezaları yasalaştırmak durumunda değil midir Kaldı ki, suçlunun cezasını kişiler vermeye kalkışırsa devlete gerek kalır mı İnsana o zaman yargının devlet içinde yeri nedir diye sormazlar mı

Kısacası bir olaydan hareket ederek bu ülkeyi yönetenlerin kimliklerini tam olarak belirliymiş olduklarına dikkat çekmeye çalıştım. Kaldı ki, Sayın Bozkır’ın bu iki arada bir derede kalmışlığı sadece Özgecan olayı ile de sınırlı değil. Hükumetin iki haftada yasalaştırmak istediği İç Güvenlik Yasa tasarısını savunmak üzere medyanın karşısına çıktığında söyledikleri de dikkat çekiciydi. AB Bakanı Sayın Bozkır Meclis’e sevk edilen yasa tasarısını dikkatlice incelediğini, AB ülkelerindeki uygulamalara aykırı bir yanının bulunmadığını, bu bakımdan AB’de yasayı savunmakta güçlük çekmeyeceğini söylüyordu. Hükumet iç güvenliğin sağlanması için bir dizi yasal düzenlemeye ihtiyaç duymuş olabilir. Ama, Meclis’e sevk edilen düzenlemenin AB ülkelerindeki uygulamaya uygun olup olmadığı ile inceleniyor olması kendi kendimize yabancılaştığımızın bir gösteresi değil mi Kendimiz olmaya ne zaman karar vereceğiz Her konuda rehberimiz Batı olacaksa bizden geriye ne kalır