Gündem

İbriklerin öyküsü

İbriklerin öyküsü

Abone Ol

Eskiden büyüklerimizin abdest aldığı küçük ibrikler vardı. İbrikler avlunun baş köşesinde yer alır ve her evde bulunurdu.

İbrik yakın bir geçmişe kadar suyun kaynağından başlayıp evimize kadar geliş macerasının son durağıydı. Su evlerimize borularla getirilmeden önce mahalledeki çeşmelerden sakalarla evlerdeki kebir küplere taşınır veya bahçelerde açılmış kuyulardan çekilirdi. Evlerimize kadar ulaşan su, çeşitli ihtiyaçlar için farklı farklı ibriklere konulup hazır bekletilirdi. İbrikler suyun kolay taşınmasını sağlıyor ve evde en sık kullanılan eşyalar arasında yer alıyordu... Estetik güzelliği ve sanatsal zenginliğiyle önemli bir işlevi olan ibrikler Yakındoğu ve Anadoluda devlet kuran Büyük Selçuklu ve onun devamı olan Anadolu Selçuklu Türklerinin sanat tarihine bir hediyedir ve bu yönüyle tarihi bir zenginliğe sahiptir,

İbrikler, sadece büyüklerimizin abdest aldığı bir eşya değildir aynı zamanda zengin desenleriyle sanatsal zenginliğimizi yansıtan bir araçtır. Bu yönüyle ibrikler edebiyatımızda da önemli bir yere sahiptir.

İslam öncesi medeniyetlerde maden ve topraktan yapılmış benzer eşyalara rastlanılmış olmasına rağmen, İslamiyetin gelişiyle birlikte  temizlik ihtiyacını karşılamak üzere ibrikler icat edilmiştir. Ecdadımız, yaşamlarını kolaylaştıracak eşyaları icad ederken, ibriğe özel bir yer vermişlerdir. İbrikler onların evlerinde, abdest suyunu taşıyan ve namaz vakitlerinde elden ele  dolaşan bir eşyadır... İbrik yalnızca suyu muhafaza eden bir kap değil, kolay taşınabilirliği ve  kullanışlı olması, estetik bir görüntüye sahip olması nedeniyle de ev eşyalarının başta gelenlerindendir. Bir başka deyişle ibrik geçmiş zamanların en güzel biçimli kabı temizliğin ve tutumluluğun alametidir. Suya büyük önem vermiş olan Osmanlı ailesi,  suyu mübarek sayıp lüzumsuz yere bir damlasını dahi ziyan etmemek için ibriği özel yaptırmışlardır.

İslam toplumlarında temizliğe önem verilir ve küçük yaştan itibaren temizliğin önemi çocuklara öğretilirdi. Evdeki eşyalar ve evin düzeni buna göre tasarlanır ve aile bireylerine temizlik telkin edilirdi. Bu konuda, sarayda padişahın ve konaklarda devlet ileri gelenlerinin, zenginlerin el yüz yıkama ve abdest almaları için özel bir alan meydana getirilmiştir. Burada çalışan ve bu işi gören kişilere de ibriklad ve ya ser-ibriki denilirdi. Bir de ibrikdar usta vardı ki, vazifesi sarayın harem teşkilatı içindeki yedi önemli görevden biriydi ve yüksek maaşlı bir saray memuruydu.

Eski geleneklerimize göre evlenecek genç kızlara ailesinin maddi durumuna uygun, leğenli bir ibrik ve gusül güğümü verilirdi. Bu ibrikler özel olarak seçilir ve sadece ihtiyaçlar düşünülmez göze hitap etmesi de dikkate alınırdı... İbrikler ilk bakışta birbirine benzer görünseler de, dikkat edildiğinde gerek biçim olarak gerekse üzerlerindeki nakışları itibariyle büyük farklılıklar gösterirler.

Eski Osmanlı evlerinde, ibrik teşrifatı ve ibriklerin kullanım yerleri kurallara bağlıydı. Evlerde misafirler için ayrı ibrik ve leğen bulundurulurdu ve eski Türk evlerinde misafirlere hitaben şöyle bir levha vardı:

"Ey misafir kıl namazı kıble bu caniptedir. İşte leğen işte ibrik işte peşkir iptedir.."

(Faydalanılan kaynak, Tarihi düşünce, Ayten Alkaşı)