- Sigara ile aranız nasıl
- İçki içer misiniz
- Meşguliyetiniz var mı
Sigara içiyorsanız;
İçkiyle zıkkımlanıyorsanız;
Hiçbir meşguliyetiniz de yoksa ihtiyacım yok, emekliyim,
yer-içer gezerim diyor onun bunun da eline bakıyorsanız, bana çocuklar bakıyor
yeter artık yaptıklarım diyorsanız vay sizin halinize vay! Siz zıbarmışsınız
da ağlayanınız yok. Sözüm ona siz kendinizi yaşıyor zannediyorsunuz öyle mi
Şu halinizle size acımak bile haram. Bir adam kendisine
ancak bu kadar kötülük yapabilir.
Şimdi size sizin kafanızda bir kafadarı anlatacağım:
Bu adama Orhan Veli derler. İçki, sigara ve başıboş
hayatın erken yaşta yıprattığı kendini akıllı zanneden akılsız.
36 yaşında ölen bu kişi kendini bir vesile ile şöyle
tanıtıyor:
1914 yılında doğdum.
9 yaşında okumaya 10 yaşında yazmaya başladım.
17 yaşımda bara gittim.
18 yaşında içki içmeye başladım. Aynı yaşımda para
kazanmaya, aynı zamanda da sefalet çekmeye başladım.
20 yaşımda âşık oldum; lakin hiç evlenmedim. Hep hayal
kurarak yaşadım.
Hep düşünceliydi
Orhan Veli yi her bahane efkârlandırırdı:
Mektup alır, efkârlanırım;
Rakı içer, efkârlanırım;
Yola çıkar, efkârlanırım;
Ne olacak bunun sonu, bilmem.
Dünyada bu yüzden rahat olmadığına inanırdı. Ancak ölünce
dertler biterdi:
Şu kavga bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin,
Ölsem desene!
Zaten Orhan Veli hep garip yaşamıştır:
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı. Gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar,
Haklarını helâl ederler elbet.
Alacağına gelince
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
Bir aydan beri iş arıyorum, meteliksiz.
Ne üstte var, ne başta
Hep dertli, hep sıkıntılıydı ve bu durumu
açıklayamıyordu:
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl, size derdimi!
Bir dert ki düşman başına!
Gönül yarası desem
Değil!
Bir dert ki
Dayanılır şey değil.
***
Hayatı yaşanacak bulurdu
Buna rağmen yaşamaktan zevk alırdı:
Çayın rengi ne kadar güzel,
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!
Deli eder insanı bu dünya.
Bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.
***
Hep âlemde, hep içiyor
Orhan Veli, bedenini hor kullanmış ve zamanını gece
âlemlerinde içmekle tüketmiştir. Ah! Neydi Benim Gençliğim! başlıklı şiirinde
durumu şöyle açıklar:
Nerde böyle hüzünlenmek o zaman;
İçip içip ağlamak,
Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
Hafta sekiz ben eğlentide;
Bugün saz, yarın sinema
İçkiye çok düşkündü! Hiç durmadan günlerce şarap
içebilirdi. Rakı şişesinde balık olsam derdi.
Gideceğim bir ahçı dükkânına
Bu akşam da orada içeceğim
Kadehlerin biri gelir, biri gider;
Mezeler çeşit çeşit.
İçelim! Madem ömrümüz hoş
***
İçkinin yanında tütün
Sadece içmekle de kalmıyor, bir yandan da sigarasını
tellendiriyordu. Sigara ona göre sıkıntıyı dağıtmanın aracıydı:
Dün fena sıkıldım akşama kadar
İki paket cigara bana mısın demedi
Mesut sanmak için kendimi.
Ne kâğıt isterim ne kalem;
Parmaklarımda cigaram,
Dalar gider mavisinden içeri
Karşımdaki resmin.
Evet, Orhan Veli sevmediği, değerlerinden, geçmişinden ve
inançlarından genellikle koptuğu bir toplumsal ortama yabancılaşmasından,
kendini yalnız, garip, avare, mutsuzluk duymasından bunalıyordu. Böylelikle
kendini başıboşluğa, bohem yaşantıya, içkiye, sigaraya veriyordu.
.
Böyle bir hayatı seçenlere ne ibret verici bir yaşam.
Ders alabilenlere aşk olsun!