Uzmanlar son yıllarda psikomatik rahatsızlıkların hızla
arttığını ve insanların kolay kolay mutlu olamadıklarını söylüyorlar.
Karşılaştığınız iki kişiden biri kaygı ve korkuları ile
başa çıkamadığından yakınıyor. Korku, güvensizlik, boşluk duygusu ve kaygı
kıskacından çıkamayan insanlar, bir lahza huzur elde edebilmek için çalmadık
kapı bırakmıyorlar.
Oysa huzurun kaynağı dışarıda değil, içimizde, inanç
köklerimizde saklı. İnandığı değerlerle bir ünsiyet kuramayan kişi, özünden
uzaklaşır ve her türlü tehlikeye açık hale gelir. Özünden uzaklaşan insana
dünyaya ait ne kadar elem varsa bulaşır ve artık bu kişinin iç huzurunu
yakalaması müşkül hale gelir.
Yapılan araştırmalar, inançlarına bağlı ve ibadetlerini
yerine getiren kimselerin ruhsal sorunlara daha az yakalandığını gösteriyor.
İnanç ve ibadetler insanın kendini Allah a daha yakın hissetmesini sağlıyor ve
güvensizlik sorununu ortadan kaldırıyor. İnsanın şartlar ne olursa olsun
Allah ın dinine sarılması ve ibadetlerini aksatmadan yerine getirmesi
Yaratıcısı ile arasındaki manevi bağı güçlendirerek, huzur sağlıyor.
Nitekim Allah ın rızasını kazanmaya çalışan bir insan,
kaygı ve endişelere kapılmaz, Allah a güvenir ve O nun rahmetinden ümidini
kesmez. Bu kimseye artık kimse zarar veremez Çünkü o Allah ın yanında ve
yakınında olduğunun bilincindedir. Buna bağlı olarak güven duygusu gelişmiştir
İbadetler kişinin ahlaken iyileşmesine de yardımcı olur.
Günde beş vakit namaz kılan ve Allah ın koyduğu sınırlara riayet eden kişi
kendisine ve çevresine karşı sorumlu olduğunu bilir ve kötülüklerden uzak
durur. Kardeşlik duygusunu yoğun yaşar ve insanların yardımına koşmaktan geri
kalmaz. Kendi dünyasında hapsolmaz, dışarıya çıkar ve insanların sorunları ile
hemhal olur.
İnanç köklerinden uzaklaşan insan yalnız ve çaresizdir.
Adeta bütün dünyanın yükü omuzlarına binmiştir ve her şey onu doğrudan
etkilemektedir. Gündelik hayatında karşılaştığı haksızlıkları, maruz kaldığı
sıkıntıları arz edecek bir merci olmadığından çıkmazda kalır.
Ahiretle ilgili bir hazırlığı yoktur fakat gündelik
hayatta her şey ona ölümü hatırlatır. O yüzden yaşadığı hayatı kendine zehir
etmektedir.