Âlemlere Rahmet, merhamete ve şefkate örnek, sevgi dolu bir yürek, zorluklar karşısında azimli, işte O Sevgililer Sevgilisi.
Kutlu Doğumu ihya ediyoruz hep birlikte. Herkes aklının erdiği, gücünün yettiğince Hz. Peygamber’in (s.a.v.) dünyaya teşriflerini kutladı. Pek çok hamasi nutuklu, vaazlı, naatlı - ilahili kutlama tertip edildi. O Nebiler Nebisinin (s.a.v.) hayatının pek çok yönü anlatıldı. Dinleyiciler zaman zaman duygusal anlar yaşadılar. Kiminin gözleri nemlendi, kiminin yaşlar süzüldü yanaklarından.
Ümmeti, Peygamberini çok ama çok sevdiklerini haykırdılar tüm dünyaya. O’nu gerçekten çok seviyorlardı. Gözlerinden belliydi bu! O ağlamaktan kan çanağına dönmüş gözlerinden. Adı her anıldığında ellerini kalplerinin üzerine koyup salavat getirmeleri de ayrı bir güzellikti. Her ortamda sevgi demetleri sunuldu O Kutlu Nebiye! O’na olan sevgisinden sema dönenler, ilahi ve kaside terennüm eyleyenler, naatları duygu yüklü okuyanlar, siyer yarışmaları yapanlar… Kısaca ne ararsanız vardı bu Kutlu Doğum Haftası’nda.
Yine de insanların içini bir burukluk da kaplamadı değil! Siretleri ve suretleri pek methettikleri ve yolundan gittiklerini söyledikleri Peygamberlerine benzemiyordu zira. Programlardan sonra eve gelindiğinde o mahzunlaşmış suratlarla açılan televizyondaki Osmanlı dizisi keyif vermedi bir süre nedense. Günlerce konuşmaların ana teması hep Peygamber (sav.) ve Peygamber sevgisiydi. O’na olan özlem, duyulan muhabbet, dile getirildi; O’nun merhameti, aile yaşantısı konuşuldu hep.
Kimse bizlerin hayatı O’nunkiyle ne kadar uyumlu Biz ne kadar O’na benziyoruz Demedi. Diyemedi!
Şimdi yaşasaydı O Nebi acaba nasıl bir hayat sürerdi
Ya da ansızın kapımızı çalsa bize misafir olsa halimiz nice olurdu
Yanımızda otursa kaç dakika elimize telefonu, tableti almadan durabilirdik acaba
Ya da kim bilir kaç selfie yapardık Onunla Amma da havamız olurdu Hz. Peygamberle (s.a.v.) öz çekim (!). Binlerce belki milyonlarca beğeni gelirdi.
Sahi şimdi aramızda dolaşsaydı ümmeti nasıl davranırdı O’na Mesela metrobüste yer vermek için birbiriyle yarışır mıydı gençler Ya o giyimleriyle etrafındakilerin dikkatini üzerine çeken hanım kızlarımız; O’nu görselerdi aynalarını çıkarıp makyajlarını tazelerler miydi Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) bir kafede çay içmek istese çevrede oturanlar etrafına mı toplanırdı yoksa varlığından rahatsız mı olurlardı
Affet bizi Ya ResûlAllah! Affet biz Senin sözlerini sosyal medyada birkaç beğeni uğruna paylaştık ama o sözlerin bize matuf olduğunu bilemedik!
Affet bizi Ya Mefhar-i Mevcudat Aleyhi Efdalü’t-Tahiyyat Efendimiz! Bizler çevremize Seni anlatırken kendi hayatımızın Sana benzemesi için gayret göstermedik!
Affet bizi Ya Emîn Efendimiz! Sen emindin her işinde oysa şimdi Müslüman için hırsız, yolsuz, arsız deniliyor da kılımız bile kıpırdamıyor. Çalışırken bile zamandan çalıyor, işten kaytarıyoruz. Bal tuttuğumuz parmağımızı yalıyoruz. İbadetlerden kaytarıyor, emanetten çalıyoruz. Nihayetinde çalıyor ama çalışıyoruz!
Affet bizi Ya İnsanlığın Göz Bebeği Güzide-i Gül Efendimiz! Sen kadınlara başlarınızı deve hörgücü gibi yapmayın dedin oysa bizler böyle yaptıkça itibar kazandığımızı zannediyoruz.
Affet bizi Ya Abîd, Ya Hidayet Nurunun Aynası Efendimiz! Sen gözümün nuru, gönlümün süruru diye vasıflandırdığın namaza çok önem verirdin, yeri geldiğinde mübarek ayakların şişene kadar namaz kılardın. Şimdi bizler bırak beş vakit kılmayı, cumalara bile gereken önemi veremiyoruz!
Affet bizi Ya Sahib’ül-Livâ! Sen bir duvarın tuğlaları gibi olun diyordun bizler file gibi olduk. Sen birlik olun dedikçe biz bölündük parçalandık.
Salat u Selam ve Medhlerin En Üstünü Sana olsun Ey Fahr-i Enbiya ve Sened-i Asfiya Muhammed Mustafa Sallalahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz!
Ne olur Affet Bizi!..
Minik bir tebessüm
Yavru Fare
Yavru fare annesine sorar:
- Şu dünya ne tuhaf değil mi anne
- Neden yavrum
- Biz kedilerden korkuyoruz…
Kediler köpeklerden…
Köpekler insanlardan…
İnsanların erkekleri, kadınlardan…
Kadınlar ise bizden korkuyorlar…
İlgilisine Notlar:
• İnsanlarımız benzine gelen zamlardan etkilenmiyorlar. Hep 50 liralık benzin aldıklarından olsa gerek…
• Türk Dil Kurumu, hırsız-lık, yolsuz-luk gibi kelime ve eklerini günlük hayatta kullanımdan kaldırsa bazılarının vicdanının rahatlamasına sebep olacak haberi yok.
• Japonya’da çocuklar “yaşamak için üreteceksin”; Almanya’da “üretim ve yaşam disiplinle başlar” cümlesi ile okumayı sökerken, ülkemizde “ali yat yat uyu” cümlesini öğreniyorlar.
• Dizilerle, filmlerle Osmanlı’nın devlet yapısına ve gücüne kavuşulmuş olsaydı Kızılderililer hâlâ Amerika’nın sahibi olurlardı.
• Mübarek üç ayları ve Regaib Kandilinizi tebrik eder ülkemize ve İslam âlemine hayırlar getirmesini niyaz ederim.