Film artistlerinin, futbolcuların ve televizyon dizilerinde oynayan oyuncuların herkes tarafından çok iyi tanındığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu ahval içerisinde hepimizin kendimize soracağımız bir sual olmalı. Soracağımız sual şudur:
Rasûl-ü Kibriya (SAV) Efendimizi ne kadar tanıyor ve O nun gibi yaşamaya gayret ediyoruz
Böyle bir sorunun cevabına şu duâ ile başlamamız halet-i rûhiyemizi anlamak ve anlatmak bakımından önemli bir ipucu olur, diye düşünüyorum:
Allah ım! Bizlere Âlemlere Rahmet olarak gönderdiğin peygamberimiz (SAV) Efendimiz in ahlâkıyla ahlâklanmayı, O nun yolunda gidebilmeyi, O nun tarzıyla tarzlanmayı, O na yakışan ümmet olmayı ve bu hususta gayrete gelme hususunda ufkumuzu açıver...
Bu duâdan sonra şimdi Efendimiz in birkaç tarzı üzerinde duralım. O nun yaşam biçimiyle bizim sürdürdüğümüz hayatımız arasındaki farkları görmüş olalım.
Peygamberimiz Efendimiz in konuşma şekli:
Peygamberimiz Efendimiz etkileyici üslubu, hikmetli ve keskin hitabıyla tanınan bir insandır. O nun tebliği insanlar üzerinde çok büyük bir etki oluşturur, sohbetinden herkes çok büyük bir zevk alırdı. Sahabelerden bizlere aktarılan çeşitli rivayetler de O nun bu özelliğini ortaya koyar.
Rasûl-ü Kibriya (SAV)Efendimiz insanların en noksansız ve anlaşılır sözlerle meramını anlatır olanıydı. Çok düzgün konuşurdu. Tatlı sözlüydü. O konuşurken ağzından ballar akıyordu. Dinleyenler konuşmasından sıkılmaz asla yorulmazdı. Çünkü O, Arab ın en hatasız, açık ve güzel konuşanıydı.
O, konuşurken lâfları çabuk çabuk ve peşpeşe sıralamazdı. Sözleri az ve özdü. Veciz konuşurdu. Kısa cümleler içinde bütün maksadını yansıtırdı. Sözlerinde ne fazlalık ne de noksanlık bulunurdu.
Sözcükleri arasında duraklar ve böylece dinleyenler söylediklerini hafızalarına yerleştirirlerdi.
O, gerektiğinde konuşurdu.
Nefsini tatmin için değil Allah ın rızasını kazanmak için konuşurdu.
Boş lâf konuşanları dinlemez, onlardan yüzünü çevirirdi.
Hoşlanmadığı bir şeyi söyleyeceğinde onu kinaye yoluyla söylerdi.
Sahabelerin yüzlerine hep gülümser (tebessüm eder) di. Kendisini onlardan biri sayardı.
Kelâmları seçkindi. Her işiten O nu anlardı.
Konuşurken lâtife (söz ile iltifat) ederdi.
O, insanların en mütevazisi idi.
Konuşurken veya başkası kendisine birşey sormak için konuşurken muhataplarına büyük değer verirdi.
Dinlerken de bütün dikkatiyle dinlerdi.
Karşısındakinin sözünü doğru anlaması için açık, net, sâde ve anlaşılır konuşurdu.
Karşısındakiyle yanı ve arkası dönük ve sadece başını çevirerek konuşmazdı. O, birisine dönünce bütün vücuduyla dönerdi. (Tirmizi, Menâkıb, 8)
Hiçbir zaman sözü gereksiz yere uzatmazdı.
Özlü konuşmasıyla kapalı hususları netleştirirdi.
Devamlı doğru sözlü idi.
Asla yalan söylemedi.
Kötü konuşmazdı.
İnsanları asla ayıplamazdı. (Tirmizi, Şemâil, Sf. 221)
Çirkin söz söyleyenlerden uzaklaşırdı.
O nun yanında bulunanlar yüreklerinde bir rahatlık ve huzur hissederlerdi.
Bundan sonraki yazımızda Peygamberimiz (SAV) Efendimizin yürüyüş tarzlarını arz edeceğiz; inşaallah...